Sevgili okurlar,
Bir “24 Temmuz Basın Bayramı Gününü” daha idrak ettik..
Bu konuda, önemli haberler basına yansıdı..
Özellikle, bu “24 Temmuz Basın Bayramı” olgusu nedir, bu konuda okurlarımızı bilgilendirelim..
“24 Temmuz, Türkiye’de basından sansürün(*) kaldırılmasının yıldönümü” olarak “Gazeteciler ve Basın Bayramı” adı ile kutlanıyor..
“Basın özgürlüğünün ve ifade hürriyetinin sembolü”, bir tarih ve kutlamadır.
Osmanlı döneminde, “yani 1908 Tarihinde, 2. Meşruiyetin ilanı ile gazeteler ilk kez sansürsüz basılmış ve 1948 Yılından itibaren de bu gün resmi gün” olarak, kutlana gelmiştir.
Dikkat ediniz, bu tarihten itibaren İstanbul’daki gazetelerin sahipleri ve çalışanları, yazılarını sansür etmek için gelen,” sansür memurlarını” içeri sokmadılar ve yazılarını da “ sansür memurlarına” göndermeyi bıraktılar..
Dönem, Abdülhamid yıllarıdır..
“Ağır sansür kuralları” vardır..
İşte, “24 Temmuz’u 1948 Yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, “ Basın Bayramı” ilan etti ve bu günü kutlamaya” başladı..
Burada, iki kavram öne çıkıyor; “özgürlük ve hürriyet!”
Demek ki, neymiş?
Merak edenler, bu yıllar ile ilgili belge ve arşivleri karıştırsınlar..
Gelelim, bugünlere?

GRUPLAŞMALAR?
“Siyasette olduğu gibi, basında da baş gösteren çeşitli gruplaşmaları” yazmazsak olmaz..
Nüfusu 90 Milyona dayanmış bir Türkiye’de, “bir basın meslek kuruluşu ile yetinmek” olur mu?
Kaldı ki, “İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana gibi büyük illerin dışındaki illerde de basın” maşallah örgütlü ve çok sesli..
Ne kadar mı?
Mutlaka yazarım!
Sakarya’da, “Bizim Sakarya Gazetesi ile birlikte, Yeni Sakarya, Söz Sakarya, Yenigün, Adapostası, Yenihaber, Adapazarı Akşam Haberleri gazeteleri” yayımlanıyor..
İnadına,” kağıt baskı” ha?
Türkiye, “teknolojik gelişmelere paralel olarak, basın alanında”, büyük bir değişim yaşıyor..
Ya, özgürlük, hürriyet?
Onları sorma?
Artık, “kurşun potada eritilip, harflere dönüştürülmüyor ve resimler klişeler şeklinde oluşturulmuyor, ellere kumpaslar, baskı kalıpları yapılmıyor..” ne kolaylık ya?

OFSET TEKNİĞİNDEN DİJİTALLEŞMEYE?
Bütün dünyada olduğu gibi,” Türkiye’de de ofset tekniği ile yeni bir çığır” açıldı..
Ya, dijitalleşme?..
Bütün bildiklerimizi, “ters-yüz” etti!..
Bununla birlikte, “kağıda bağlılık bitti” ve okurların hizmetine sanal ortamda “ dijital gazeteler” yani, “internet gazeteleri” sunuldu..
Bu gelişme, bir bakıma mesleği de alabora etse de, “gazetecilik mesleğini icra edenlerin oluşturduğu cemiyetlerde, bu yeni dijital dünyanın habercileri ve muhabirleri ile çatışmalar” başladı..

KİM GAZETECİ?
Yine, teknolojik bir gelişmenin ürünü olan “cep telefonları da, meslek erbaplarını şaşırtmaya” yetti..
Artık, “görkemli, pahalı slayt fotoğraf makinelerinin yerini, cep telefonları” almaya başladı..
“Şipşak resimler ve altına yazılan bir iki not ile haber anlayışları ve yorum, analizler sanal alemde devrim” yaptı..
Öyle ya, “kim gazeteci, kim haberci, kim fotoğrafçı, kim muhabir, kim yazar..” artık birbirine karışmaya başladı..
Dahası,” bizim gazeteciler köyünde yaşanan bu büyük değişim, toplantılarda, panellerde, konferanslarda baş konuyu” oluşturmaya devam ediyor..

ÇATAL, TABAK, BAKLAVA BÖREK!
Sakarya merkezde, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı nedeni ile “Sakarya Valisi Rahmi Doğan, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, SATSO Başkanı A. Akgün Altuğ, Sakarya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sezai Matur, Sakarya Gazeteciler Birliği Başkanı Müjdat Çetin ile çok sayıda meslektaşımız”, bir araya geldi..
Bu konuda, sevgili meslektaşım, Bizim Sakarya Gazetesi İnternet Yönetmeni Serkan Çağlar,” Oh ne ala yılda bir defa bir araya geliniyor.. Sonra ne mi oluyor? Tabakta börek, mikrofonda sopa!” gel de, lokmaları atıştır?
Okumanızı, tavsiye ederim..
Kısacası, “meslek örgütü başkanları ile protokoldekilerin, meslekle ilgili mesajları, paylaşımları” düşündürücü?
Neden mi?
Herkes şikâyetçi!

KEŞKE?
Gel de, böyle bir ortam da,” 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramını” dertsiz kutla?
Neyse?
“İnsanımızı bilgilendirmeye haberdar etmeye”, büyük özen ve gayret göstermiş olan “sevgili, saygıdeğer meslektaşlarımıza”, Yüce Mevla’mdan rahmetler diliyorum..
Mekanları cennet olsun!..
Adları mı?
Keşke, böyle anlamlı bir günde, her yıl bir değerimizi anmayı, hatırlamayı düşünebilsek?
Yusuf Cinal yazıyor, 30 Temmuz 2026
(*) Sansür:
Bir otoritenin düşünceyi, ifadeyi, basın veya sanat özgürlüğünü sınırlandırması, yasaklaması, denetim altına alması “ olarak bilinir..