CUMHUR İttifakı’nın küçük ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli az konuşur ancak Türkiye’nin yapı taşlarını oynatacak laflar eder!
İlk kez 23 Ekim 2024 tarihinde grup kürsüsünde yaptığı “terörist başına davet” konuşma ile Türkiye’nin gündemini değiştiren Devlet Bahçeli, yaptığı sürpriz çıkışlarla yine gündem olmaya devam ediyor!
Kendisini “milliyetçi” ve “ülkücü” olarak tanımlayan bir partinin genel başkanı, bugün bu aziz milletin başına yıllarca çorap ören, belâ olan on binlerce vatandaşın ölümüne neden olan bir terör örgütüne ilk “zeytin dalı” uzatan kişi oluyorsa; orada durup düşünmek gerekiyor!
Geçmiş aylarda ve yıllarda DEM ile “kent uzlaşısı” adı altında ortak adayla seçime giden ana muhalefet partisini PKK ile eşdeğer tutan hükümet yetkilileri ve liderleri bugün geldikleri noktada, “Biz AKP, MHP ve DEM Parti ile birlikte yolumuza devam edeceğiz” çizgisine gelmişse, bu yaklaşımın altında başka şeyler aramak durumundayız!
Şu soruyu da sorarak yazıya devam edelim;
“Tanrı Dağı kadar Türk, Hıra Dağı kadar Müslüman olan ülkemin ülkücüleri, milliyetçileri neredesiniz?”
Son aylarda Türkiye’de yaşananlar karşısında niçin dilinizi yuttunuz, niçin üç maymunu oynuyorsunuz?
BAHÇELİ’NİN SON BOMBASI!
Aynı Devlet Bahçeli, “barış görüşmeleri” münasebeti ile DEM heyetinin parti ziyaretlerinde bu kez şu baklayı çıkardı ağzından;
“Cumhurbaşkanı Türk olsun, iki yardımcısından biri Kürt, diğeri Alevi olsun…”
Buyurun, buradan yakın!
Yani Bahçeli bir yerde, harabeye dönmüş Lübnan’da, Suriye’de ve Irak’taki yönetim şekillerini öneriyor, nereye varacağı belli olmayan bu barış sürecinde!
100 yıl önce seçme ve seçilme hakkını “temel prensip” olarak kabul edip Cumhuriyet rejimini benimsemiş olan Türkiye’nin geldiği şu noktaya bakar mısınız?
Bunca kazanımdan sonra ülkemizin yönetimine etnik köken ve dini yapılanma şekil verecek. MHP’nin yıllarca başında bulunan bu zat, bağlı bulunduğu Anayasa kitapçığını biraz okusa, saygı duysa bu denli zırvalamayacak!
Fakat niye şaşırıyoruz ki, aynı Devlet Bahçeli, “Anayasa Mahkemesi kapatılmalı” diye demeç vermemiş miydi?
ANAYASA TALEBİNİZE KİM İNANIR?
Durum böyleyken, sizin durduk yerde, eskisinin kıymetini bilmezken, “Gelin bu 1980 Anayasasını değiştirelim, sivil bir anayasa yapalım” yaklaşımınıza kim inanır?
Hükümlerinin tüm kurumları bağladığı Anayasa’nın kararlarına saygı duymayan, uygulamayan, alt mahkemeler marifetiyle karşı çıkan bir zihniyetin “anayasa yenileme” konusundaki samimiyetine kim inanır?
Siz önce eldekinin kıymetini bilin, elinizde “en güvensiz kurum” haline gelen Türk Adaletini bir özgür bırakın, ondan sonra aksayan yerleri ihtiyacı göre yenilersiniz!
Geçmişte Cumhurbaşkanı ile TBMM ile Anayasası ile Bakanlar Kurulu ve bağımsız Yargı sistemi ile ileri demokrasi hedeflerine ulaşmayı hedefleyen ülkemiz, şimdi gelinen bu noktada yönetimini etnik yapılara teslim etmeyi düşünen bir anlayışa doğru evriliyor!
Etrafınızdaki irili ufaklı diktatör yönetimlerden, gelişimini bir türlü tamamlayamayan komşularımızdan, ateş çemberine dönmüş ve Emperyalizmin uşağı olmuş ülkelerden hiç ders çıkarmaz mısınız?
Tarihin çöplüğü, kendine ders çıkarmayanlarla doludur!
******************
ANLAMLI SÖZ
“Ne günlere kaldık ey Gazi Hünkâr;
Katır mühürdar oldu, eşek defterdar!”
ZİYA PAŞA
******************