Yeliz Çağlar
Son dönemde çiftçilerimiz, ardı ardına yaşanan kuraklık ve zirai donla boğuşurken, mazot, gübre ve yem maliyetleri de tavan yapmış durumda. Sahada emek veren üretici, ne güvenilir bir devlet politikası ne de acil çözüm sunan bir destek mekanizmasıyla karşılaşıyor. Mevcut tablo, yalnızca çiftçinin değil, nihai tüketicinin de sofrasında bereketin azalacağına işaret ediyor.
Afet anında yardım kapısında bürokratik engeller varken, çiftçi tazminat beklerken üretim fırsatını kaçırıyor. Zirai afetler sonrası hasar tespiti bir an önce yapılmalı, üreticiye ön koşul aranmaksızın nakdi ve ayni destek acilen ulaştırılmalı.
Mevcut tarım sigortaları, çoğu üreticinin riskten korunma ihtiyacını karşılamaktan uzak. Sigorta kapsamı genişletilmeli, prim desteği artırılarak küçük işletmeler için cazibe merkezi haline getirilmeli. Böylece çiftçi, tehdide karşı daha dirençli bir yapı kurabilecek.
Mazot, gübre ve yem gibi vazgeçilmez girdi fiyatları, üretim maliyetini katlıyor. Geçici değil, kalıcı sübvansiyon modelleri hayata geçirilmeli; girdilerdeki fiyat dalgalanmaları, çiftçinin üzerinde idari ve finansal yük oluşturmayacak şekilde düzenlenmeli.
Sulama birliklerine kayıtlı tarlalarda yaşanan zirai dona karşı, zarar gören üreticiden su ücreti tahsil edilmemeli. Bu uygulama, bölgesel dayanışmayı güçlendirirken, çiftçinin ekim döngüsünü sürdürebilmesine imkan sağlayacak.
Çiftçilerimizin yüzü gülmeden ülkemizin tarımsal refahı artmaz. Emeğiyle toprağı canlandıran tüm üreticilerimizin Çiftçiler Günü’nü kutluyor, hükümeti ve ilgili kurumları acil, kapsamlı ve uzun vadeli tarım reformlarına davet ediyorum.