Dün “Suriyeliler SGK'yı hortumluyor” dedik.

Özetle; SGK, eczacılık fakültesinden mezun olmuş bu ülkenin kendi evlatları ile yapmadığı anlaşmayı Suriyeli eczacılar ile yapıyor. Sadece İstanbul’da 200 civarında Suriyeli eczacı var ve hepsi SGK ile anlaşmalı.

Suriyeli eczaneler, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmuş, turp gibi sağlam Suriyelilerin üzerine ilaç yazdırıp o ilaçları Suriye’ye satıyor. Hem de en pahalı ilaçları…

Bir ilacın hem SGK’dan ödemesini alıyorlar hem de o ilacı kaçak olarak soktukları Suriye’den para akışı sağlayarak bir ilaç ile iki kuş vuruyorlar.

Haliyle Suriyeli eczacılar Suriye ile ilaç ticareti yapabilsinler diye, SGK Türk halkının parasını onlara ödüyor.

Mülteci akını veya sessiz istila konusunda en duyarlı parti Zafer Partisi gibi görünse de bu biraz algıyla alakalı. Çünkü Millet İttifakı’nın mülteci akını konusunda ortak mutabakatı var. Bu mutabakatın oluşumunda emeği olanlardan bir tanesi de Demokrat Parti Göç ve Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı İlay Aksoy…

Ben yeni yazdım ama mevzu eski ve İlay Aksoy bu konuda aylardır uyarıyor.

Mücadelesinin satır başlarını aktarayım;

SGK, Suriyeliler ve eczacılarımız arasında 11 yıldır çok ciddi bir ticaret dönüyor. Burada eczacılarımız en masum kişiler. İlaçlarını ücretsiz alan Suriyeliler için herhangi bir sınır yok. İstediği her ilacı istediği her eczaneden alabiliyor. Ve bunun kaydının tutulduğu herhangi bir yer de yok!

Kayıtlı olan Suriyelilerin, servet denecek miktarda ücretsiz aldıkları ilaçları stokluyor ve Suriye’ye gönderiyorlar.

85 milyon tarafından 678 milyar kere sağlık malzemesi kullanılmış. Döviz artışıyla birlikte yerine bu stoklar konulmuyor. Devlet hastanelerimiz sıkıntıya girecek. Ücretsiz sağlık hizmeti alan Suriyeli nüfus var. Kur bu şekilde devam ederse derin sağlık krizi kapıda

Türkiye’nin demografik yapısı dönüştürülüyor.

Buna müdahale edilmezse Büyük Orta Doğu Projesi’nin Türkiye halkası da gerçekleşmiş olacak.

Suriyeliler mesela 15 yaşından itibaren doğum yapmaya başlıyor, biz de ise doğum yaşı ortalama 29. Dolayısıyla aramızda 14 yıl var. O 14 yıl arasında zaten onlar birçok çocuğunu doğurmuş olabilir. Dolayısıyla bizim çocuklarımızın yaş gruplarıyla onların çocuklarının yaş grupları çok farklı ve nihayetinde onlar çocukları 15 yaşına geldiğinde tekrar bir doğurganlık söz konusu oluyor.

Bu durumda hem nüfus hem de işgücü olarak çok ciddi etkileneceğiz.

Ülkemizin sosyolojik, demografik yapısı tamamen değişiyor. Çünkü hükümet gelen yabancıların herhangi bir şekilde bir eğitim programının içinden geçirmiyor. Zaten çok orantısız bir nüfus olduğu için entegre olmaları mümkün değil zaten. Kaldı ki 15 yaşında bir çocuk zaten reşit değil ve 16 yaşından altında doğum yaptığında zaten bizim hukukumuza tamamen aykırıdır. Yani çocuk istismarına giriyor. Bu insanları geçici koruma kimlikleriyle doğum yapıyorlar. Dolayısıyla bizim sağlık sistemimiz onların doğurganlığını da finanse ediyor. Nüfusun tamamen dönüşmesini biz finanse ediyoruz bir yandan…

Vatanın düşmesi sadece silahla olmaz, tapu dairesinde de olur. Bunu göremeyecek kadar siyasi partilere biat ediliyor. Yerel seçimlere yatırım da olabilir.

Suriye’yle geri gönderme eylem planı hazırlanması gerekiyor. Yarın bu insanlar bizim karşımıza kolluk kuvvetlerimiz olarak çıkacak, orduda çıkacak, yargıda çıkacak. Tamamen bir mikro milliyetçilikle kendi milletlerinin bu topraklarda var olmasının yasal yollarla, devlet imkânlarıyla bizim üzerimizde bir hüküm sağlayacaklar. Bu yüzden biz bu tehlikeleri, tehditleri görmek zorundayız. Savaş 2018’de bitti. Bu insanlar yaklaşık 12 senedir ülkemizdeler ve artık finanse edemiyoruz. Çünkü biz gerçekten çok ciddi fakirleştik. Dolayısıyla burada bir rasyonel bir devlet aklıyla yaklaşmamız lazım.

Bu insanları geçici koruma kimlikleriyle doğum yapıyorlar. Dolayısıyla bizim sağlık sistemimiz onların doğurganlığını da finanse ediyor. Nüfusun tamamen dönüşmesini biz finanse ediyoruz bir yandan…

Suriyelilere verilen vatandaşlıklar yasa dışıdır, hukuka aykırıdır, iptal edilmelidir. Ancak bu hükümetle olmaz. Şu anda Türkiye'de ordu denilebilecek nitelikte yabancı genç erkek nüfus var. Hepsi savaş bölgelerinden geliyor; savaş tecrübesi olan insanlar

BOP'un kendisi budur. Demografik saldırıya uğruyoruz, dönüştürülüyoruz.

Sistem, Suriyelilerin kalabilmesi için kurulmuş. Türkiye dönüştürülüyor, değiştiriliyor. Devlet Bahçeli'nin 'Her şey değişecektir, inşallah Türkiye değişmez' ifadeleri, bize ve geleceğimize bir uyarıdır.

Başka ülkeler sınırlı ve ihtiyaç karşılığı göç alıyor. Bizim gibi kontrolsüz göç alanların yaşayacağı tek şey felaket olur. Ülkelerine dönmeleri için Suriye'de af çıkarıldı. Biz af çıkmasına rağmen ülkesine dönmeyenlerle aynı ülkede yaşıyoruz.

Bir not daha; Suriyeliler ülkemizde paralel bir ekonomi kurmuşlar.

İlay Aksoy bunu bir video görüntüsüyle aktarıyor.

Görüntüler yaklaşık 4 ay önce Gaziantep şehir merkezinde bulunan Gaziler Caddesinde çekilmiş. Levhasız, denetimden uzak, aleni ve tamamen kayıtsız Suriye’deki muhalif bölgeler ile Türkiye arası para transferi yapılıyor. Programda El Kaide kontrolünde bulunan bölgeye tavuk sevkiyatı yapmış olan ve Rakka’dan gelen talimatla 10,000 Dolar ödeme alan tüccarı gösteriyor. Tüccar’ın iddiasına göre günlük +US$1 milyon dolarları bulan transferler gerçekleşiyormuş.

Sınırlarımızdan muhalif Suriye bölgeleriyle günlük ticaret yapılmakta. Bu transfer yöntemini film ekibi tespit ederken, kapatma girişiminde bulunmayan Gaziantep Valisi, Davut Gül şu an İstanbul Valisi oldu. Mehmet Şimşek sığınmacılar ile gelişen kayıtdışı ekonomiyi engellemeden nasıl ekonomiyi düzeltecek? “Suriyeliler giderse ekonomi çöker” yalanı esasında Suriye devlet bölgesinin dışında gerçekleşen bu kayıtdışı ekonomi çöker anlamına geliyor!