Toplumun hatırı sayılır bir kesimi siyasi tercihlerini ‘din’ üzerinden yapıyor. Bunu bilen siyasetçiler de rakiplerinin din ile ilişkilerini malzeme yapıp kendi dindarlıklarını ön plana çıkartıyorlar.
Peki gerçekten dindar mı bu arkadaşlar? Ya da rakipleri dinsiz mi?
İşte bunun ayrımını yapmak size kalmıştır.
Mukaddes Kitabımız ve Yüce Peygamberimiz siz bu ayrımı yapın, aldatılmayın, kandırılmayın, günümüzün iblislerinin ve ‘Deccal’lerinin arkasına takılıp gitmeyin diye sürekli uyarmıştır.
Efendimiz, şöyle der mesela; “Münafığın alameti üçtür: Konuştuğunda yalan söyler, kendisine bir şey emanet edildiğinde ihanet eder, söz verdiği zaman sözünde durmaz.”
İşte ölçü budur. Dindarla münafık arasındaki farkı ortaya koyan turnusol kağıdı budur.
Sen de ey Müslüman, ticari, siyasi, insani ve sosyal her ilişkinde bu ölçüyü eline alacaksın, muhatabını ölçüp tartacak, karar vereceksin, bu kadar basit…
Bunu yapmadığın için, birileri seni yıllardır yalan üzerine inşa ettikleri sapık ideolojilerini din ile soslayarak yutturuyorlar.
Sen de afiyetle yiyor, günahlarına ortak oluyorsun!
Bir insanın, hele ki topluma mal olmuş, her gün göz önünde olan, konuşmaları sürekli yayınlanan ve paylaşılan ve arşivlenen bir insanın yalan söyleyip söylemediğini anlamak günümüzde hiç zor değil.
Mesela adamın biri rakiplerini LGBT’ci olmakla mı suçluyor, gir internete bak bakalım kendisi LGBT’ciler için ne yapmış, hangi yasal düzenlemelerle önlerini(!) açmış, araştır, bul, oku ve hükmünü buna göre ver.
Mesela adamın biri rakiplerini Fetö’cü olmakla mı suçluyor, gir arşive, araştır bu örgütü kim büyütmüş, nasıl önlerini açmış, kim ne istedilerse vermiş? Oku öğren.
Ya da adamın biri rakiplerini ‘Kandil’den talimat almakla mı suçluyor, arşiv orada duruyor, bir zahmet kıyasla… Bu kadar zor mu?
Bak, Mukaddes Kitabımız Kuranı Kerim’de Yüce Mevla şöyle buyuruyor:
"Ey iman edenler. Eğer bir fasık size bir haber getirirse onun aslını araştırın.
Yoksa bilmeden bir topluluğa sataşırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz." (Hucurat,6)
Fasık kimdir?
Bu manada fasık; şantajcı, yalancı, kuşkucu, şarlatan, iftiracı, haber üreten, karalayan, münafık, çamur at izi kalsın mantığıyla iş yapan, bilgiye yalan katan, haberi olduğu gibi değil kendince yorumlayan her kişi veya kurumdur.
Kişisel ve kurumsal ilişkilerde, her şeyden önemlisi doğru bilgilenmedir.
Sizi o an teyakkuza geçiren o haber doğru olmayabilir, abartma olabilir, tahrif edilmiş olabilir ve o haberi getiren doğru kişi olmayabilir…
O kişi sahtekâr, şantajcı, yalan haber taşıyan mikser ve tetikçi olabilir.
Dolayısıyla ilk duyduğumuzda habere ve haberciye itimat etmemek, haberi araştırmak gerekir.
Eğer Müslümansak çevremizdeki yalan haber yayıcılarına karşı dikkatli olmalı, bir haber aldığımızda aslını astarını araştırmadan hüküm vermemeliyiz.
Bu yalancı bazen bir kişi, bazen bir akraba veya dost bazen de televizyon, gazete gibi yaygın haber ağları olabilir. Nitekim günümüzde bir de kontrolsüz bir sosyal medya ortamı var ki, yalan haberler havada uçuşuyor.
Ve haliyle bu siyasette organize olmuş fasıkların yalan haber ve manipülasyonları sebebiyle ülke gün yüzü görmüyor…
Siz, siz olun eğer Allah’tan korkuyorsanız, eğer kul hakkına girmekten korkuyorsanız, eğer zandan korkuyorsanız dikkatli olun.
Ortalıkta dolaşan boş söze, söylentiye, dedikoduya, habere her zaman temkinli davranın.
Haberin ispatını isteyin. Arkasına düşün. Eğer önünüze konan her haberi doğru kabul eder ve haberin doğruluk veya yanlışlığına bakmadan, taraftarlık gereği veya dedikodu şehvetiyle üstüne giderseniz, masum olanı suçlu veya günahkâr kabul eder veya ettirirsiniz. Böylece hem dünya hem de ahiret hayatınızı sıkıntıya sokarsınız.
Günümüzde birileri, siyasi veya ticari beklentileri gereği göz göre göre yalan söylüyor, iftira atıyor, rakiplerini ve toplumu manipüle ediyorlarsa ki ediyorlar, haberin veya bilginin doğruluğunu araştırmadan sazanlık yapmak günahtır, vebaldir…
Yukarıda geçen ayet, elbette bugün, yarın ve kıyamete kadar işlevini etkili olarak koruyacak bir ayettir.
Günümüz medyasını, internetini ve haberleşme ağını kullananların bu ayeti bilgisayarlarının kapağına yazmaları, haliyle bu haberleri alanların da eğer ki Allah’tan korkuyorlarsa, doğruluğunu araştırmadan itibar etmemeleri gerekir…
Bizden uyarması…