Ülkesi adına kaygı duyan, gelişmeler karşısında uykusu kaçan herkesin kafasında tek bir soru var; sıra bize de gelecek mi? Bizim sonumuz da Irak, Suriye ve şimdi İran gibi olacak mı?

Bu soru bize de sık sık soruluyor. Şahsen ben ‘olacağı bilemem’ diyor ‘ancak olacağı öngörebilirim’ cevabını veriyorum.

Bunu öngerebilmek için de müneccim olmak gerekmiyor. BOP planı çerçevesinde yutulan ülkelerin ortak özelliklerine bakmak yeterli.

Peki, BOP denilen kanlı planın birer birer yuttuğu ülkelerin ortak özellikleri nedir?

Tamamının İslam ülkesi olması diyeceksiniz. Evet, doğru ama eksik. Doğru cevap; Hiç birisinin laik, sosyal, demokratik, hukuk devleti olmaması…

İşte Türkiye’yi sair İslam ve Ortadoğu ülkelerinden ayıran en özelliklerimiz budur. Daha doğrusu buydu…

Türkiye; laik, sosyal, demokratik bir hukuk devletiydi. Türkiye ulus devletti. Türkiye üniter bir devletti. Türkiye parlamenter sisteme dayalı, denge denetleme sisteminin ve kuvvetler ayrılığının mükemmel uygulandığı bir ülkeydi.

Sonrasını biliyorsunuz…

Peki, işte bu sonradan yaşananlar tesadüf müydü?

Yoksa bizim bu ucube Türk tipi başkanlık sistemine geçişimizde, CIA Türkiye şefi Paul Bernard Henze’nin 2006'da Beyaz Saray'a sunduğu; “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar nasıl kurduysa artık başbakanı ikna ediyoruz, parlamento ayağa kalkıyor. Cumhurbaşkanı'nı ikna ediyoruz, bakanlar ayağa kalkıyor. Öbürünü ikna ediyoruz yargı ayağa kalkıyor. Dolayısıyla birbirini kontrol eden bir sürü mekanizma var. Bu yönetim şekliyle biz Amerika’nın çıkarlarını harekete geçirmekte zorlanıyoruz. Onun için Türkiye tek adam rejimine gitmelidir. Bir kişinin her gücü elinde topladığı rejimi desteklemeliyiz. Bir kişiyi ikna etmek, bu kadar grubu ikna etmekten daha kolay ve daha masrafsız...” mealindeki raporunun bir etkisi var mıydı, bilemem…

Yorumunu sizin ferasetinize bırakıp farklı tesadüflere bakalım mı?

ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın bölgemiz için Osmanlı millet sistemini önermesi ile bizim Osmanlı hayranlarının bir süredir yeniden Osmanlıcılık oynamaya başlaması mesela…

Sizce tesadüf mü yoksa tesadüften ziyade tevafuk (denk gelme, uyum) mu?

Son yıllarda Osmanlı dönemini anlatan dizi ve sinema filmleri furyası mesela, tesadüf mü yoksa algı operasyonunun bir parçası mı?

Bugün sözde açılımı teşvik etmek adına ‘Türk, Kürt, Arap hepimiz kardeşiz’ türkülerinin söylenmesi de tesadüf mü?

Sayın Cumhurbaşkanı; “Onlar çok iyi biliyor ki Türk, Kürt, Arap birlikte hareket ederse büyük güç olurlar; bölgeye barış gelir, huzur gelir, refah gelir… İşte bunu engellemek için her yola başvuruyorlar” dedi.

Hayır. Bence tam tersi, Bence bizzat teşvik ediyorlar. ‘Osmanlıyı canlandırın’ diyorlar. ‘Ulus devlet anlayışından vazgeçin’ diyorlar, ümmet-i devleti ayakta tutmak, hilafeti geri getirmek, Osmanlı’yı yeniden canlandırmak için bi taraflarını yırtıyorlar.

Şimdi ben böyle düşünüyorum diye yine bana kızacaklar, biliyorum.

Bana yine “Yahu sen Müslüman değil misin ki ümmete karşısın, Türk değil misin de Osmanlı’yı sevmiyorsun” türü yorumlar atacaklar.

İyi de kardeşim! Müslüman olmanın ilk şartı siyasal ümmetçi olmak mı?

Ve adeta gökten zembille inen cumhuriyetten vazgeçip yine Osmanlı yönetim sistemi ile yönetilmek istemiyor olmam, Türklüğüme engel mi?

Bu durumda, sizin ki Müslümanlık ise eğer, ABD ve Batı emperyalizmi de Osmanlı hayranı, onlar da ümmetçi hatta bugün savunduklarına bakınca onlar da sizin kadar Müslüman!

Sizin bugün sözde din ve millet adına savunduğunuz ne varsa onlar da savundular ve savunuyorlar.

Onlar da en az sizin kadar Atatürk düşmanı. En az sizin kadar Osmanlı’nın yıkılışına, cumhuriyetin kuruluşuna, saltanatı ve hilafetin kaldırılışına, ümmetçilikten vazgeçip ‘ulus devlet’ oluşumuza, üniter yapıyı oluşturmamıza, güçler ayrımına dayalı parlamenter sisteme geçişimize üzüldüler!

Üzülmekle kalmadılar. Bizi biz yapan yukarıda saydığım o özellikleri yani bizi Ortadoğu İslam ülkelerinden ayıran farklılıklarımızı ortadan kaldırmak için ne mümkünse yaptılar.

Dolayısıyla bugün, Türkiye bir Irak, bir Suriye, bir İran olur mu sorusunun cevabı bellidir.

Bizi o bahse konu ülkelerden ayıran özelliklerimizi ortadan kaldırır ve onlara benzetirseniz, bizim sonununuz da onlar gibi olur.