Yeliz Çağlar yazdı
Geçtiğimiz hafta sonu Sakarya’nın Çark Deresi kıyısına doğru uzanırken, gözlerim önümde yükselen tarihî köprünün güçlü kemerlerinde durdu. I. Justinianus döneminden kalma bu yapı, yüzlerce yılın yükünü omuzlarında taşıyor; her taşında hem geçmişe hem de geleceğe doğru uzanan bir hikâye saklı. Köprünün iki yakasını birleştiren kemerler, alttan akan suyla uyum içinde dans edercesine inşa edilmiş. O anda bir kez daha anladım ki, Justinianus Köprüsü sadece fiziki bir bağlantı noktası değil; Sakarya’nın kültürel mirasının sessiz bekçisi.
Köprünün tarihi dokusuna dokunduğumda taşların soğuk yüzeyi, üzerinde dolaşan binlerce insanın adımlarını fısıldar gibiydi. 365 metre uzunluğundaki bu eser, MS 558–560 yıllarında tamamlandığında, hem ulaşım hem de ritüel amaçlı kullanılmış. Yan yana sıralanan 12 kemer, zaman içinde yaptığı onarımlara rağmen orijinalliğini büyük ölçüde koruyabilmiş. Ayaklarımın altından geçerken, dönemin mühendislerinin zekâsına hayran kalmamak elde değil. Bu köprü, yalnızca bir taş yığını değil; aynı zamanda insan aklının ve ustalığının zamana meydan okuyan bir nişanesi.
Köprüye ulaşmak, hâlihazırdaki yol altyapısıyla biraz zahmetli olabiliyor. Dar sokaklar, yetersiz yönlendirme tabelaları ve sınırlı otopark imkânı, ziyaretçi sayısını henüz hak ettiği düzeye çıkarmıyor. Buna rağmen, köprü çevresindeki doğal güzellikler, Serdivan’ın yeşil tepeleri— bölgeye ayrı bir cazibe katıyor. Bisikletli ve yaya rotalarının yeniden düzenlenmesi; tabelaların, bilgilendirme panolarının ve interaktif rehber uygulamalarının devreye alınmasıyla burası adeta açık hava müzesine dönüşebilir.
Yerel yönetimin birkaç odaklı yatırım hamlesi, Justinianus Köprüsü’nü Sakarya turizminin kilit noktalarından biri hâline getirebilir. Köprünün iki ucuna düzenlenecek yaya ve bisiklet yolları, güvenli ve keyifli bir deneyim sunar. Çevrede oluşturulacak dinlenme alanları ve küçük peyzaj çalışmaları, fotoğraf tutkunlarını ve tarih meraklılarını cezbeder. Ayrıca, yerel konaklama ve yeme–içme işletmeleriyle yapılacak iş birlikleriyle “Justinianus Günü” gibi kültürel etkinlikler düzenlemek, bölgenin tanıtımına büyük katkı sağlayacaktır.
Justinianus Köprüsü’nün taşlarında saklı olan tarihi ve estetik değer, doğru planlama ve küçük ölçekli yatırımlarla hem korunabilir hem de daha geniş kitlelere ulaştırılabilir. Benim gözümde bu köprü, yalnızca geçmişe açılan bir kapı değil; Sakarya’nın kültürel kimliğini geleceğe taşıyan köprüdür. Ziyaret eden herkesin adımlarında bu mirası hissetmesini umut ediyorum.