Cips paketinin üzerinde Arapça (domuz eti içermemektedir) yazıyor diye yerden kaldırıp, öpüp başına koyan ve üstelik onu yere atana bir güzel sövüp sayan bir güruha, iki güzide kulübümüzün Suudlara verdiği dersi anlatamayız. Anlamazlar…
Hele ki Suudilerle ne zaman bir sorunumuz olsa İslam’dan beslenen kişi ve gruplar devreye giriyorsa, sahih olup olmadığı tartışmalı hadisler uçuşmaya başlıyorsa...
(Burada ‘Suud’ kelimesini bile isteye kullanıyorum ki Emperyalistlerin iktidara taşıdığı bir hanedan ile bir milleti birbirine karıştırmayalım.)
Evet, Cübbeli Ahmet ve benzerleri yine devreye girdi: “Araplar faziletli bir millettir. Arapları sevmek iman, sevmemek kafirliktir” diyorlar.
Bu görüşlerini de “Arabı seviniz” hadisine dayandırıyorlar.
Böyle bir hadis var mı? Sahih mi? Bilmiyorsanız, emin değilseniz o zaman mantığınızı çalıştırın.
İslam Arap dini mi? İslam Arapları sevme dini mi? Öbür milletler ne olacak? Onların imanları Arapları sevip sevmediklerine göre mi ölçülecek?
Ve Efendimiz Veda hutbesinde; Hiçbir ırkın/milletin bir diğerine üstünlüğü yoktur diyorsa, üstünlük takvadadır diye ekliyorsa bu cümlenin bir hadisi şerif olduğuna nasıl inanıp nasıl iman edeceğiz?
Peygamberimizin amcası da Arap’tı mesela...
Hakkında, kişiye özel ayet indirilen en şedit İslam ve Peygamber düşmanı Ebu Lehep de bir Arap dahası efendimizin amcasıydı. Şimdi onu da mı seveceğiz. Ona da mı rahmet okuyacağız?
Dolayısıyla “Arabı seviniz” cümlesi hadis dahi olsa, bu sözü doğru anlamak, doğru yorumlamak ve Araplarla aramız bozulduğunda bunu başımıza kakmadan önce iyi düşünmek gerekir.
Diyanet’e göre; “Her millette olduğu gibi, Araplar içinde de gayrimüslimler olduğu gibi, günümüzde dinsizler de vardır. Onların sadece Arap ırkına mensup olmaları, Arapça konuşmaları onları sevmeye kâfi gelen hususlar değildir. Hadiste yer alan beyandan maksat, Müslüman olan, dinini yaşayan, Resulullah’ın izinde olan Araplardır. Zaten bunlar din kardeşimizdir.”
Evet, bugün meseleye salt din açısından bakanların bile, bu şekliyle Arapları sevmemek, onlara buğzetmek ve onlarla mücadele etmek için yüzlerce sebebi vardır.
İçinizde halen günümüz Araplarının dini Mübin uğruna mücadele ettiklerine, İslam dinini tebliğ ve muhafaza görevini sürdürdüklerine inanan varsa aklına şaşarım.
Malumunuz Arap coğrafyası bizden yani Osmanlı’dan milliyetçilik akımıyla kopartıldı.
İngilizler Arapları bir yandan ırk farklılığı diğer yandan ‘halifelik sizin hakkınız’ kışkırtmalarıyla ayaklandırırken, işin başında o ünlü ajan Lawrence vardı.
Zihniyetine tükürdüğüm Arapları, onu o kadar çok sevdiler ve seviyorlar ki yakın zamanda kaldığı evi restore ederek girişine “Bu ev Türklere karşı savaş vermemize yardımcı olan Lawrence’ın karargahıdır” yazdılar.
Şimdi bu zihniyeti sevmediğimiz için kafir mi olacağız?
Evet, Osmanlı’nın elindeki Hilafet kurumunu Arapların alması gerektiğini savunarak ortalığı karıştırdılar.
Araplar da İngiltere ile anlaşırsak halifelik bize geri döner düşüncesiyle, Emperyalistlerin Türklerle Arapların arasındaki bağlılığı koparma, birbirlerine düşman edilme planına ortak oldular.
Nitekim, İngiliz planı başarıya ulaştı. Birinci Dünya Savaşı’nda, Şerif Hüseyin, Faysal, Nuri Sait gibi eski Osmanlı uyrukları, Araplık davası adına ortaya çıktılar. İngilizlerin peşine takılıp
Suriye ve Arabistan’daki Türk ordularını arkadan vurdular.
İngilizler, Fransızlar ve İtalyanlar, Osmanlı’dan alıp el koydukları Arap topraklarında, iki ana temayı işlediler:
1. Türkler, Osmanlı döneminde Müslüman Arap ülkelerini yıllarca sömürdüler.
2. Türkler, 1920’lerden başlayarak İslâmlıktan uzaklaşmış, ‘gâvur’ olmuşlardır. Şu halde Araplarla Türkler arasında herhangi bir yakınlık nedeni kalmamıştır.
Sonuç, Türk Arap düşmanlığı zirve yaptı. İngilizler havalara sıçradı. Araplar Hıristiyanlarla haçlılarla değil onlarla beraber Müslüman Türklerle savaştı.
Emperyalizm amacına ulaşmış hedef bölgede birbirine düşman milletler yaratmışlardı.
Türkler Araplardan Araplar Türklerden nefret ediyorlardı ve bu nefret sayesinde emperyalizm Ortadoğu’da rahat rahat at oynattılar, bu nefret sayesinde batılılar paylaşım savaşı sonrası Siyonizm’i Filistin’e egemen kıldılar.
Peki ne yapmamız lazım?
Araplara sadece şu ertelenen futbol maçı üzerinden yüklenmeyi bırakıp onlara ve tabii ki içimizdeki sevicilerine Arapların Emperyalist emellere alet olduklarını sık sık hatırlatmak lazım.
Düşmanlık demiyorum ha…
Nitekim Atatürk bile işi düşmanlık boyutuna taşımadı. Bu ülkelerle bağlantısını kesmek şöyle dursun, onların da kendi kurtuluşlarını sağlamasını, hatta onlarla Türkiye arasında federatif ya da konfederatif ilişkiler bulunmasını katkı sağlamaya çalıştı.
Neticede bütün derdimiz emperyalizmin oyununu bozmak, bölgede emperyalizme karşı bir bütün olarak bölge çıkarları için karar verebilecek bir ortak aklı hakim kılmak olmalı.
Bu da kavgayla değil, barışla olur.
Ne Şam’ın şekeri ne Arab’ın yüzü demek kolaycılığından kurtulmalı din kardeşlerimizin Emperyalizm bataklığından bir an önce kurtulabilmeli için aklı selim davranmalıyız.