Sapanca’da son on yılda öyle bir sektör büyüdü ki yalnızca kendi içinde gelişmedi; dokunduğu her yere can verdi. Adı turizm.

Restoranından kafesine, marketinden kasabına, temizlik şirketinden çamaşırhanesine, peyzajcısından havuzcusuna, mobilyacısından taksicisine kadar onlarca sektör turizmin açtığı damarlardan besleniyor.

Bunun kıymetini bilmek zorundayız.

Çünkü turizm sadece bir misafirin Sapanca’ya gelip iki gece konaklaması değildir. O misafirin ödediği para onlarca farklı haneye dağılır. Bir işletmenin kazancı, başka bir esnafın cirosu; bir gencin maaşı, bir ailenin ekmeği olur.

Fakat bugün artık bazı gerçekleri konuşmanın ötesinde icraata dökmenin zamanı geldi.

Hem de kimseyi kayırmadan…

Çuvaldızı yetkililere batırırken, iğneyi de kendimize batıracağız.

Bir tarafta yıllarca “yapabilirsiniz” denilen, yatırım yapan, milyonlarca lirasını bu şehre ve turizme yatıran; sonra değişen uygulamalar ve süreçler nedeniyle ruhsatı elinden alınan ya da ruhsat belirsizliğinin içine sürüklenen yüzlerce işletmeci var.

İnsanlar arsasını, evini, birikimini ortaya koydu. Borçlandı. İstihdam oluşturdu. Sapanca’nın bugün sahip olduğu turizm destinasyonunun oluşmasına katkı sundu.

Şimdi ise yıllardır kafalarının üzerinde bir balta sallanıyor. Burada artık açık konuşmak gerekiyor:

Ya o baltayla vurun kelleleri ya da o baltayı insanların başının üzerinden kaldırın.

Bir insanı, bir yatırımcıyı, bir sektörü yıllarca “Bugün mü kapanacağım, yarın mı mühürleneceğim, ruhsatım devam edecek mi?” korkusuyla yaşatamazsınız. Belirsizlik bir yönetim biçimi değildir.

Bu nedenle Sapanca’da yıllardır kangrene dönüşen ruhsat meselesinin artık kalıcı, uygulanabilir ve adil bir çözüme kavuşması gerekiyor. Dün yatırım yapmasına müsaade edilen insanı bugün tek başına suçlu ilan etmek kolaycılıktır

Ama madalyonun diğer yüzünü konuşmadan da bu yazı tamamlanmış olmaz.

Çünkü bütün sorumluluğu kamuya yükleyip işletmecinin hatalarını görmezden gelirsek kendimize yalan söylemiş oluruz.

Sapanca’dan ekmek yiyen her turizm işletmecisinin de artık şunu anlaması gerekiyor:

Biz sadece oda, bungalov, villa veya yatak satmıyoruz. Biz Sapanca’nın adını satıyoruz.

Misafir sizin kapınızdan mutsuz ayrıldığında yalnızca sizin işletmenize kızmıyor. “Sapanca böyleymiş” diyor.

Bir işletmenin yaptığı hata, yüzlerce düzgün işletmenin emeğine zarar verebiliyor.

Bu yüzden günü kurtarma devri bitmeli.

Bir destinasyon bir günde kurulmaz ama birkaç kötü yıl içinde çok kolay yıpranabilir.

Bugün Sapanca Türkiye’nin dört bir yanında bilinen bir turizm markası hâline geldiyse hepimizin omuzlarında ciddi bir sorumluluk vardır. İşletmecisi, esnafı, yerel yönetimi, kamu kurumları ve vatandaşlarıyla bu değeri korumak zorundayız.

Çünkü bu mesele birkaç bungalov sahibinin meselesi değildir. Bu mesele Sapanca’da evine ekmek götüren binlerce insanın meselesidir.

Ben bu nedenle ne yalnızca işletmecinin yanında dururum ne de yalnızca idarenin söylediğini doğru kabul ederim. Doğrunun yanında dururum.

Eksik yapan işletmeciye de söylerim:
Kendine çeki düzen ver. Misafirine sahip çık. Sapanca’nın adını üç kuruş fazla kazanmak uğruna kirletme.

Yetkili makamlara da söylerim:
Yıllardır insanların başının üzerinde sallanan bu baltayı artık kaldırın. Kuralları belirleyin, şartları ortaya koyun, süre verin, denetleyin; ama insanları sonsuza kadar belirsizlikle terbiye etmeye çalışmayın.

Çünkü korkuyla sektör yönetilmez. Tehditle marka şehir oluşturulmaz. Belirsizlikle yatırım korunmaz.

Benim anlayışımda eleştiri önce insanın kendisinden başlar. Çünkü kendine batırmadığın iğne sana gerçeği göstermez. Kendi yanlışımızı görmeden başkasının yanlışına bağırmak kolaydır.

O yüzden iğneyi işletmeci olarak önce kendimize batıralım.

Hizmetimizi düzeltelim. Kalitemizi yükseltelim. Misafirimizi başımızın tacı bilelim. Birbirimizi değil, destinasyonumuzu büyütelim.

Sonra çuvaldızı yetkililere batıralım:

Turizm, Sapanca’nın geleceğidir.

Turizm bu ilçenin ekmeği oldu. Gençlerine iş, esnafına müşteri, yatırımcısına cesaret, şehrine marka değeri kazandırdı. Bunun kıymetini hep birlikte bilelim.

Terazinin bir kefesine yalnızca cezayı, diğer kefesine yalnızca kazancı koyarsanız o terazi hiçbir zaman dengede durmaz.

Ve unutmayalım:

Turizm hata kaldırabilir, eksik düzeltebilir; ama yıllarca süren belirsizliği, kalitesizliği ve umursamazlığı taşıyamaz.

Sapanca bugün çok kıymetli bir noktada.

Ya hep birlikte bu değeri koruyup daha büyük bir marka hâline getireceğiz…

Ya da günü kurtarırken geleceğimizi kaybedeceğiz.

Turizm şakaya gelmez. Çünkü burada söz konusu olan yalnızca para değil; bir şehrin ekmeği, itibarı ve geleceğidir…