YARIM asırlık terör belasından kurtulmak için yapılan açılım ve barış süreci vatandaş nezdinde farklı algılanmaya başladı. Çünki, 10 Ağustos Pazartesi günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde “467 evet” oyu ile çıkarılan “Çerçeve Yasa” ülkemizde çok şeylerin değişeceğini belirten bir “işaret fişeği” oldu.
Yarım asırlık terörü bir anda bitirme çabası, aslında beraberinde birçok yanlışı da getiriyor! Araştırmadan, soruşturmadan, kılı kırk yarmadan ve en önemlisi terörden büyük kayıplar veren Türk Milleti’nin fikri sorulmadan çıkarıldı bu yasa.
Ve bu yasa ile birlikte dağdaki, ovadaki, yurt içindeki ve yurt dışındaki her türlü PKK yapılanması kendine bir meşruiyet zemini bularak başladı içindeki kini kusmaya!
SİLAHLARI BIRAKMA BİLMECESİ
ASLINDA yaklaşık iki yılı aşkın bir süredir başlatılan barış sürecinde tek bildiğimiz 30 kişilik terörist timinin silahlarını büyükçe bir kazanda yakması. Bunun dışında hiçbir gelişme olmadı. Şu anda Suriye Ordusu’nun emrinde gibi görünen ağır silahlarla donanımlı 2 PKK Tugayı var.
Geçici Başkan Ahmet El Şara ise tamamen İsrail’in kuklası konumunda. Edinilen bilgiye göre önce Irak’ın kuzey bölgelerinde sonra da Suriye’nin kuzeyinde ve Fırat’ın doğusundaki PYD bölgesinde da katil İsrail’in gizliden bir yapılanması konuşuluyor.
Yakın bir geçmişe kadar ABD’nin terör listesinde bulunan Ahmet Şara’nın, soykırımcı, talancı ve istilacı İsrail aleyhinde konuşmasına siz hiç şahit oldunuz mu?
GELİNEN NOKTAYA BAKAR MISINIZ?
BALIKESİR’İN Susurluk ilçesinde bulunan Efe Park Dinlenme Tesisleri, İYİ Parti teşkilat üyelerine hizmet vermediği ve kafileyi dışarı çıkardığı iddiasıyla gündeme geldi. Tesislerin Kürt kökenli sahibi, alışveriş yapmak isteyen İYİ Parti mensuplarına, “İYİ Partililere hizmet vermiyoruz!” tarzında bir açıklama yapmış.
Tesislerde büyük bir gürültü koptu! Şu cürete bakar mısınız?
Sen hangi hakla bu partinin mensuplarına tesisleri kapatıyorsun?
Türkiye’de bir iç barış ve konsensus sağlanmadan Millet Meclisi’nde alelacele geçirilen bu “Çerçeve Yasa” sonrası, Kürtler değil ama “Kürtçülük” oynayanlar, terörist seviciler ve bunların destekçilerinin aldığı tavır yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başladı.
BENİM GÜCÜME GİDİYOR!
SON aylarda Türkiye’de yaşanan olaylar bana ürperti veriyor!
Ne yazık ki, 100 yıl önce bu toprakları bölüp parçalamayı kafasına koyan Siyonizm, BOP Projesi için sinsice çalışıyor...
Sen on binlerce insanımızı katleden teröristlere af getireceksin, bir hiç uğruna ceza evlerinde çile çeken bu ülkenin has evlatlarına göz açtırmayacaksın! Adalet bunun neresinde?
Daha geçen yılki mezuniyet töreninde “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye bağıran okulun en başarılı talebelerini ve komutanlarını meslekten atıp, çeşitli cezalara çarptıran Türk Adaleti, acaba bu kanlı terör örgütüne getirilen “örtülü af” için neden sesini çıkamıyor?
MİLLİETÇİ VE MUHAFAZAKÂR HA!
TÜRKİYE’NİN başına büyük sıkıntı açacak bu gidişatı, ülkeyi çeyrek asırdır yöneten Cumhur İttifakı eliyle yatırıyorlar! Düne kadar milliyetçiliği kimselere bırakmayan, hükümete, terörist başını asmaları için urgan atan Devlet Bahçeli, bugün tüm tabuları yıkıp çöpe atmış ve -sözde- açılım sürecine önderlik yapıyor!
İşn acı ve ürpertici tarafı, bu sonu belirsiz çıkışa ne ülkücü camiadan, ne milliyetçilerden ne de muhafazakâr kesimden ciddi bir tepki geliyor! Ülkenin üzerine “ölü toprağı” serpilmiş gibi.
Muhalefet partileri kendi içinde bölünüyor, CHP’den bir parti daha çıkıyor. Düşünsenize, ana muhalefet partisi CHP birinci parti konumunda iken, bir anda bölünüyor ve %3’lere, 4’lere düşüyor!
Karanlık bir el, yenilmeye doymayan Kemal Kılıçdaroğlu’nu “butlan” hikâyesi ile tekrar o partinin başına getiriyor. Şimdi, “açılım süreci” ve “çerçeve yasa” tartışmaları arasında bir de işin bu yönü var; yani muhalefetsizlik!
Sözün özü, AKP, MHP ve PKK’nın Millet Meclisi’ndeki uzantısı DEM Parti birlikte, Türkiye’mizin başına bir şeylere örüyorlar...
Benim barıştan umudum yok... Bakalım bu yolun sonu nereye varacak!
*************
ANLAMLI SÖZLER
“Gün gelir, çivisi çıkar dünyanın... Konuşamayanlar hatip, şifa veremeyenler talip, yazamayanlar kâtip olur.
Ama yine öyle bir gün gelir ki, işler ters döner... Aldatan, bir gün sadakat için; çalan, bir gün adalet için, döven de bir gün şefkat için yalvarır...
“Piyon” deyip geçme, gün gelir “şah” olur. Şaha da fazla güvenme...
Gün gelir “mat” olur...”
ÖMER HAYYAM