Hiç kimsenin bir anlam veremediği “Milletin adı Türkiye” afişi, hem Türklük alerjisi duyanların şuur altını açığa çıkarması hem de ABD emperyalizminin “Osmanlı millet sistemi” projesine uyumu itibariyle gayet açık, sarih ve anlamlıydı.

Bunun yanına bir de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dillendirdiği “Türk, Kürt, Arap ittifakı” çıkışını koyun, nesini anlamıyorsunuz?

Şimdiye kadar ‘Türk-Kürt’ kardeşliği üzerine nutuk atanların buna bir de Arapları eklemesi de boşuna değil elbet.

Bunca sığınmacı, bunca kaçkın boş yere doldurulmadı bu ülkeye, boş yere vatandaş yapılmadı.

Hatta oyunu kuranların ve oyunun parçası olanların ‘ne ettiysek bu Türk-Kürt kardeşliğine halel getiremedik, iyisi mi Arapları devreye sokalım’ diye düşünmediklerinden emin misiniz?

Hem işin içine Arapları da sokmadan nasıl ümmet olunur ki değil mi?

Hasılı bizi 100 yıl öncesine götürmek, üniter yapımızı ortadan kaldırıp çok uluslu bir devlete dönüştürmek, yeni bir Türkiye oluşturmak isteniyor.

Adı da şimdilik Türkiye ha!

O cümlelerinde geçen ‘Türk’ kavramı da şimdilik, kazları ürkütmemek için kullanılıyor.

‘Türk’ kavramı işin ambalajı, minareyi çalmanın kılıfı, ihanetin örtüsü…

‘Abartma hocam’ diyenler 100 geriye gidip, tarihlerine baksınlar.

Osmanlı gözünde ‘Türk’ neydi, kime denirdi ve nasıl bir muamele görürdü ona baksınlar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da “Eserleriyle tarihe ışık tutan 'hocaların hocası” diye andığı Prof. Dr. Halil İnalcık'ı okusunlar mesela.

Diyor ki;

“Osmanlı'da Türklere ‘aman Türküm deme sonra devletin parçalanır’ denilirdi.

Türk bu korkuyla kendi kimliğinden korkar ve ondan kaçar oldu. Ama devlet diğer etnik gruplara hoş görülüydü. Her türlü etnik hürriyeti tanıdı. Devlete ısınırlar sandı.

Türk'ler Osmanlıyız veya Müslümanız derken diğer gruplar Arap, Rum vs. kendi kimliklerini geliştirip bilinçlendiler.

Ama ne zaman ki devlet tökezledi ve beklenen o büyük gün geldi, hepsi devlet içinde devlet olmuş halde birer birer Türkün karşısına dikildiler.

Türk hazırlıksız, şaşkın ve kimliksizdi. Kendisine anlatılan ‘din kardeşliği’ ezberi de bozulmuş bir hâlde yara bere içinde Anadolu’ya sıkıştı.

Sonra oraya da gelip gırtlağına sarıldılar. En son Halifenin de aslında kendisine yabancı olduğunu fark eden Türk 1920 itibariyle Mustafa Kemal’in etrafında kenetlenip yeni bir kimlik inşasına girişecekti. Bu Türk tarihinde Ergenekon'dan çıkıştan daha zor bir hamle idi. Çünkü çok geç kalmışlardı ve bu girişime fetvalarıyla karşı duran güçlü bir ulema sınıfı vardı.

Osmanlı’da Kanuni'ye kadar Alevi-Bektaşi anlayışı hakimdi. Kanuni'den sonra uygulamaya alınan Sünni Şeriat düzeni koca imparatorluğu yıldan yıla eritip bitirmişken bugün Şeriat rejimi peşinde koşanları anlamak mümkün değil.

Osmanlı'da, Araplara Kavmi Necip denirdi. Yani güzel kavim, seçilmiş kavim. 600 yıl ulemadan bir tane bile itiraz eden olmadı. Atatürk ortaya çıkıp ilk defa, "Büyük Türk Milleti’nin karakteri yüksektir. Ne mutlu Türküm diye" deyince ‘İslamiyet'te kavmiyetçilik yoktur’ diye ortaya çıktılar.”

Tarihçilerin kutbu merhum İnalcık burada sadece tarih anlatmıyor, günümüzün Osmanlıcılarının, Şeriatçılarının, Ümmet sistemi sevdalılarının, andımız kaldıranların, T.C. tabelalarını kaldıranların, ulus devlet yerine çok uluslu sistemi, cumhuriyet yerine saltanatı, laiklik yerine şeriatı getirmek isteyenlerin varlığına da işaret ediyor.

Anlayan anlıyor…

Anlamayan da ‘Milletin adı Türkiye’ afişine mal gibi bakmaya devam ediyor.

Evet, bu sloganı mesela milletin adı Almanya, milletin adı İngiltere, milletin adı Romanya türevlerine soktuğunuzda sloganın saçmalığı gün gibi aşikar…

Ama bu slogan, ancak ‘Büyük Ortadoğu Projesi’ çerçevesinde, ABD dayatması ‘çok uluslu yeni Türkiye’ veya ‘Osmanlı millet sistemi’ tavsiyelerine göre değerlendirildiğinde önemli ve tarihi bir anlam kazanıyor.

Biliyorum, böyle düşünenler ırkçı faşist damgası yer, merhum İnalcık’ın dediği gibi her zaman da yediler.

Bakalım Yılmaz Özdil bu afişi nasıl anlamlandırmış; “Bu zihniyete göre mesela, Türk Bayrağı dersen, ırkçısın, Türkiyeli bayrağı dersen, demokratsın. Türkiyeli milli takımı, Türkiyeli silahlı kuvvetleri, Türkiyeli hava yolları, Türkiyeliçe, Türkiyeli lirası, Türkiyeli Standartları Enstitüsü, Türkiyeli tiyatrosu, Türkiyeli kahvesi, Türkiyeli lokumu, Türkiyeli hamamı diyeceksin mesela, Türk hamamı dersen, faşistsin.”

Yani, evet çok anlamlı ama bir o kadar da anlamsız ve komik bir slogan…