NATO Liderler Toplantısı, Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta yarın başlayacak ve iki gün sürecek. Tahmin edileceği gibi bu toplantıda İsveç’in NATO’ya üyeliği de masaya yatırılacak…
Bunun dışında NATO heyeti ile Rusya ile savaş halinde olan Ukrayna heyeti görüşecek. Ve gelecekte NATO’nun silahlanma ve savunma politikaları da masaya yatırılacak.
Bilindiği gibi Finlandiye, NATO’ya 31. üye olarak katılmıştı. İsveç’in NATO şemsiyesine girmesi ise Türkiye’nin tutumuna bağlı…
Bilindiği gibi bundan bir hafta önce İsveç’te bir Kuran-ı Kerim yakma olayı yaşandı. Hem de polislerin gözetiminde… Türkiye’nin ise, dünyanın terörist olarak kabul ettiği PKK unsurlarının faaliyetlerinin yasaklanması, İnterpol tarafından aranan kişilerin iade edilmesi gibi bazı istekleri bulunuyor.
Fakat İsveç, bu istekleri yerine getirmekten çok uzakta görünüyor. Zira, NATO toplantısının yakın bir zamanda yapılacağını bile bile böylesine bir ırkçılık ve din düşmanlığı gösterisinin İsveç’te yaşanması doğrusu Türk ve İslam dünyasının büyük tepkisini çekti.
İSVEÇ’E YEŞİL IŞIK YAKMAYIN!
Şu ana kadar, başka Cumhurbaşkanımız olmak üzere, dışişlerimizin yaptığı açıklamalar, İsveç’in NATO üyeliğine sıcak bakmadığı şeklinde… Öyle de olması gerekir…
1970’li yıllarda bir ara Yunanistan, NATO’nun askeri kanadından çıkmıştı. Ve tekrar alınması için Türkiye’nin onayı gerekiyordu. İki ülke arasında büyük sorunlar yaşanmasına rağmen Türkiye, dostça davrandı ve Yunanistan’ın NATO’ya dönüşüne yeşil ışık yaktı.
Ancak neye yaradı?
Yunanistan, bildiğiniz Yunanistan…
Ege’de, Akdeniz’de ve her alanda ülkemize karşı bilindik tavırlarını sergilemeye devam ediyor. Onlara göre, “En iyi Türk, ölü bir Türk!”
Aynen böyle diyor Yunanistan’daki yaşlılar ve orta yaş grubu…
Demek ki, neymiş; dostluktan anlamayana, verdiği sözleri tutmayana sen de tedbirli olacaksın…
Önümüzde Yunanistan örneği dururken, bari İsveç karşısında ciddi bir tavır sergileyelim. Çünkü onlar, sadece köprüden geçene kadar şirin görünür… Ondan sonra dost mudur, düşman mıdır; ayırt edemezsiniz…
AMERİKA’NIN GÜNEYİMİZDEKİ ÇABALARI
Yazının başlığına gelelim…
Biliyorsunuz, NATO’da müttefikimiz ve -sözüm ona- stratejik dostumuz Amerika’nın Suriye’de ve Irak’ta yaptıklarını biliyorsunuz…
Fas’ta, Cezayir’de, Tunus’ta, Libya’da ve Mısır’da ona keza…
Hep aynı masal… Hep aynı sinsi plan…
Sözüm ona “Arap Bahar” ya da Demokrasi Rüzgârı…
Bunlar, sadece aldatmaca… Haç’lının vizyona koyduğu planlar…
Biz diyoruz ki, PKK, PYD, YPG bizim düşmanımızdır. Fakat Amerika bu unsurlara geçmişte binlerce TIR silah ve mühimmat taşıdı, hâlâ da taşıyor!
Bu bölgedeki terör unsurlarına verilen silahlar en azından bir orduyu donatacak kadar. Nedir bu yardımın ardında yatan gerçek?
Aslında yıllar öncesinden vizyona koydukları bir projedir bu… Güney Doğumuzda Türkiye, İran, Irak ve Suriye’den toprak alacak olan bir Kürt devleti kurmak… Ve bu kukla devleti İsrail’in emellerine sunmak…
Malum, Vadedilmiş Topraklar projesi.
Bir başka deyişle, onun değirmenine su taşıyacak olan Büyük Ortadoğu Projesi ya da BOP…
Kısaca; Böl… Parçala… Yok et…
Fransa da bunu istiyor, İngiltere de, Amerika da, İtalya da, İsrail de, Yunanistan da… Ve bu fikirdeki birçok -sözde dost- Avrupa ülkesi…
Kendi ayaklarının üzerinde güçlü, müreffeh ve özgür bir Türk ve İslam devleti istemiyorlar vesselam…
MASKE YIRTILMASA, BİZE HALA AFETTİ O YÜZ
Bu topraklarda yaşamak, Devlet olmak çok zor... Yaklaşık 1000 yıl önce bu zor yolculuğu Malazgirt’ten başlatmış Selçuklu komutanı Alparslan…
Ve Osmanlı sultanları, 3 kıtada 20 milyon kilometre karelik bir büyüklüğe ulaştırmış imparatorluğu…
Osmanlı’ya yapılanları çok iyi etüt etmeliyiz. Bir zamanlar Osmanlı’nın gölgesine sığınanlar, bu dev imparatorluğun zayıflamasıyla nasıl arkamızdan vurdularsa, şimdi de Türkiye Cumhuriyeti’ni bu topraklardan sürmek isteyen projeler vizyona konmuş durumda.
Merhum Mehmet Akif, bu ikiyüzlü devletleri ve sinsi anlayışı yıllar öncesinden çözmüş ve Türk Milleti’ni uyarmış aslında;
“Maske yırtılmasa, hâlâ bize âfetti o yüz…
Medeniyet denilen kahpe, hakikat yüzsüz…”
Gerçekten de öyle değil mi?
Maskeleri yırtılmasaydı, hala dost, hala müttefik olarak görecektik bu devletleri!
Öyleyse, uluslar arası ilişkilerde, tıpkı usta bir satranççı gibi, büyük bir ustalıkla ve bir sonraki, daha sonraki atacağı adımları düşünerek karar vermelidir Türkiye…
Bu noktaya nereden geldik?
Yarın başlayacak olan NATO toplantısından…
Vereceğin karardan sonradan pişmanlık duyma Türkiyem!
Bunun bir başka açılımı; dosta dost, düşmana da düşmanca davranacaksın bu dünyada…
ANLAMLI SÖZ
Peşinden gidecek cesaretin varsa;
Bütün hayallerin gerçek olabilir…
NATO Liderler Toplantısı, Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta yarın başlayacak ve iki gün sürecek. Tahmin edileceği gibi bu toplantıda İsveç’in NATO’ya üyeliği de masaya yatırılacak…
Bunun dışında NATO heyeti ile Rusya ile savaş halinde olan Ukrayna heyeti görüşecek. Ve gelecekte NATO’nun silahlanma ve savunma politikaları da masaya yatırılacak.
Bilindiği gibi Finlandiye, NATO’ya 31. üye olarak katılmıştı. İsveç’in NATO şemsiyesine girmesi ise Türkiye’nin tutumuna bağlı…
Bilindiği gibi bundan bir hafta önce İsveç’te bir Kuran-ı Kerim yakma olayı yaşandı. Hem de polislerin gözetiminde… Türkiye’nin ise, dünyanın terörist olarak kabul ettiği PKK unsurlarının faaliyetlerinin yasaklanması, İnterpol tarafından aranan kişilerin iade edilmesi gibi bazı istekleri bulunuyor.
Fakat İsveç, bu istekleri yerine getirmekten çok uzakta görünüyor. Zira, NATO toplantısının yakın bir zamanda yapılacağını bile bile böylesine bir ırkçılık ve din düşmanlığı gösterisinin İsveç’te yaşanması doğrusu Türk ve İslam dünyasının büyük tepkisini çekti.
İSVEÇ’E YEŞİL IŞIK YAKMAYIN!
Şu ana kadar, başka Cumhurbaşkanımız olmak üzere, dışişlerimizin yaptığı açıklamalar, İsveç’in NATO üyeliğine sıcak bakmadığı şeklinde… Öyle de olması gerekir…
1970’li yıllarda bir ara Yunanistan, NATO’nun askeri kanadından çıkmıştı. Ve tekrar alınması için Türkiye’nin onayı gerekiyordu. İki ülke arasında büyük sorunlar yaşanmasına rağmen Türkiye, dostça davrandı ve Yunanistan’ın NATO’ya dönüşüne yeşil ışık yaktı.
Ancak neye yaradı?
Yunanistan, bildiğiniz Yunanistan…
Ege’de, Akdeniz’de ve her alanda ülkemize karşı bilindik tavırlarını sergilemeye devam ediyor. Onlara göre, “En iyi Türk, ölü bir Türk!”
Aynen böyle diyor Yunanistan’daki yaşlılar ve orta yaş grubu…
Demek ki, neymiş; dostluktan anlamayana, verdiği sözleri tutmayana sen de tedbirli olacaksın…
Önümüzde Yunanistan örneği dururken, bari İsveç karşısında ciddi bir tavır sergileyelim. Çünkü onlar, sadece köprüden geçene kadar şirin görünür… Ondan sonra dost mudur, düşman mıdır; ayırt edemezsiniz…
AMERİKA’NIN GÜNEYİMİZDEKİ ÇABALARI
Yazının başlığına gelelim…
Biliyorsunuz, NATO’da müttefikimiz ve -sözüm ona- stratejik dostumuz Amerika’nın Suriye’de ve Irak’ta yaptıklarını biliyorsunuz…
Fas’ta, Cezayir’de, Tunus’ta, Libya’da ve Mısır’da ona keza…
Hep aynı masal… Hep aynı sinsi plan…
Sözüm ona “Arap Bahar” ya da Demokrasi Rüzgârı…
Bunlar, sadece aldatmaca… Haç’lının vizyona koyduğu planlar…
Biz diyoruz ki, PKK, PYD, YPG bizim düşmanımızdır. Fakat Amerika bu unsurlara geçmişte binlerce TIR silah ve mühimmat taşıdı, hâlâ da taşıyor!
Bu bölgedeki terör unsurlarına verilen silahlar en azından bir orduyu donatacak kadar. Nedir bu yardımın ardında yatan gerçek?
Aslında yıllar öncesinden vizyona koydukları bir projedir bu… Güney Doğumuzda Türkiye, İran, Irak ve Suriye’den toprak alacak olan bir Kürt devleti kurmak… Ve bu kukla devleti İsrail’in emellerine sunmak…
Malum, Vadedilmiş Topraklar projesi.
Bir başka deyişle, onun değirmenine su taşıyacak olan Büyük Ortadoğu Projesi ya da BOP…
Kısaca; Böl… Parçala… Yok et…
Fransa da bunu istiyor, İngiltere de, Amerika da, İtalya da, İsrail de, Yunanistan da… Ve bu fikirdeki birçok -sözde dost- Avrupa ülkesi…
Kendi ayaklarının üzerinde güçlü, müreffeh ve özgür bir Türk ve İslam devleti istemiyorlar vesselam…
MASKE YIRTILMASA, BİZE HALA AFETTİ O YÜZ
Bu topraklarda yaşamak, Devlet olmak çok zor... Yaklaşık 1000 yıl önce bu zor yolculuğu Malazgirt’ten başlatmış Selçuklu komutanı Alparslan…
Ve Osmanlı sultanları, 3 kıtada 20 milyon kilometre karelik bir büyüklüğe ulaştırmış imparatorluğu…
Osmanlı’ya yapılanları çok iyi etüt etmeliyiz. Bir zamanlar Osmanlı’nın gölgesine sığınanlar, bu dev imparatorluğun zayıflamasıyla nasıl arkamızdan vurdularsa, şimdi de Türkiye Cumhuriyeti’ni bu topraklardan sürmek isteyen projeler vizyona konmuş durumda.
Merhum Mehmet Akif, bu ikiyüzlü devletleri ve sinsi anlayışı yıllar öncesinden çözmüş ve Türk Milleti’ni uyarmış aslında;
“Maske yırtılmasa, hâlâ bize âfetti o yüz…
Medeniyet denilen kahpe, hakikat yüzsüz…”
Gerçekten de öyle değil mi?
Maskeleri yırtılmasaydı, hala dost, hala müttefik olarak görecektik bu devletleri!
Öyleyse, uluslar arası ilişkilerde, tıpkı usta bir satranççı gibi, büyük bir ustalıkla ve bir sonraki, daha sonraki atacağı adımları düşünerek karar vermelidir Türkiye…
Bu noktaya nereden geldik?
Yarın başlayacak olan NATO toplantısından…
Vereceğin karardan sonradan pişmanlık duyma Türkiyem!
Bunun bir başka açılımı; dosta dost, düşmana da düşmanca davranacaksın bu dünyada…
ANLAMLI SÖZ
Peşinden gidecek cesaretin varsa;
Bütün hayallerin gerçek olabilir…