GERİDE bıraktığımız kış ayında hatırlarsanız Bolu Kartalkaya’da büyük bir facia yaşamıştık. Grant Kartal Otel’deki yangın 78 masum insanımızın canına mal olmuştu.

Demişti ki Adalet Bakanımız Yılmaz Tunç;

“Failleri en kısa zamanda, 10 gün içinde bulup hesap soracağız…”

Bırakın 10 günü, olayın üzerinden tamı tamına 6 ay 9 gün geçti… 21 Ocak 2025 tarihinde gerçekleşen bu feci olayda yanarak ölenler arasında 36 da çocuk denecek yaşta insanımız vardı…

Neticede bu davanın ilk duruşmaları Temmuz ilk haftasında yapıldı… Neyse ki, olayda en büyük sorumluluğu olan Kültür ve Turizm Bakanlığı lütfedip 3 personeli hakkında soruşturma izni vermiş.

Her zaman olduğu gibi dava ile ilgili mahkeme kaplumbağa hızıyla devam ediyor… Bundan sonra suçlular cezasını çekse ne olur, çekmese ne olur?

Tatilde canlarını veren 78 vatandaşımız geri gelecek mi? Ve ölenlerin yakınlarının yüreklerine su serpilecek mi?

Oysaki işin başında bu tesisler tam anlamıyla denetlense, eksikler giderilse, personel ona göre eğitim alsa belki de bugün o insanlar hayatın içinde olacak, gelecek adına hayaller kuracaktı…

Siz sorumlu sorumsuzlar… Bu insanların canlarını, yarınlarını, hayallerini ve ümitlerini çaldınız…

12 CANIMIZ MAĞARADA YANDI!

Yine içinde bulunduğumuz bu ayda, 6 Temmuz’da, Irak’ın kuzeyindeki dağlık alanda bir mağarada arama-tarama faaliyeti sırasında girdikleri mağarada metan ve karbon monoksit gazına maruz kalan 12 askerimiz hayatını kaybetti.

Olayın neresinden bakarsanız bakın, büyük bir ihmal ve tedbirsizlik vardı. Sadece 12 ocak değil tüm Türkiye’nin kalbi yandı; yangın yerine döndü!

Teknolojinin bu kadar ilerlediği bir zamanda hiç mi mağaranın içine girmeden kontroller yapılmaz? Bu metan ve karbon monoksit gazının normal seviyenin çok çok üzerinde olduğu nasıl tespit edilmeden o ana kuzuları mağaranın içine salınır?

Sonra, cenaze törenlerinde allı - pullu sözler, “yiğit asker” güzellemeleri, “Kahramanlarımızı kalbimize gömdük” klasik başlıkları sayfalarımızın manşetinde asılı kaldı!

Televizyonlarımızın sağ üst köşesinde siyah kurdele… TRT Müzik’te ilahiler ve matem havaları…

Ya sonrası?

Ateş düştüğü yeri yakıyor… 86 milyon ülkemin insanı hiçbir şey olmamış gibi hayatlarını sürdürüyor… Here zaman olduğu gibi, ölen öldüğü ile kalıyor…

Bu saatten sonra, ihmali olanlardan hesap sorsan ne olur, sormasan ne olur? Giden canlar geri gelecek mi?

VE EN SON YANGIN FELAKETLERİ!

Camilerde hocalar, televizyonlarda yetkili kişiler, Orman Genel Müdürlüğü ve Kültür ve Çevre Bakanlığı bangır bangır bağırıyor;

“Orman alanda ateş yakma… Can şişeleri ormana atma! Çöplerini ormanlık alanlara dökme… Ateşle yaklaşma!”

Fakat hayır! Kimse iplemiyor! Orman yangınları ile de ciğerlerimiz yanıyor! Zaten kurak bir iklim ve susuzluk bu güzel ülkeyi kemirirken… Su kaynaklarımız hızla tükenirken… Göllerimiz kurur, nehirlerimiz can çekişirken hala kirli ve arıtılmamış sularımızı o canım nehirlere, derelere akıtıyoruz!

Ne gariptir ki, yangınların altında da %99 oranında insan hatası yatıyor!

Bir yangını söndürmeden, başka bir bölgede, başka bir şehirde yenisi başlıyor… Bir yandan güneş kavururken bir yandan yine insan eliyle ormanlar cayır cayır yanıyor! Sadece ormanlar değil, orada yaşayan binlerce, on binlerce canlı da yanıyor; Türkiye’nin geleceği yanıyor!

Hani biz bu dünyayı gelecek nesillerden ödünç almıştık?

Pekiyi burada kaybettiğimiz 10 itfaiye erinin hesabını kimden soracağız…

Edinilen bilgiye göre, yangında kaybettiğimiz 10 kişinin kullandığı söndürme araçları da yeterli değilmiş, yanarak ya da boğularak ölen bu insanların da eğitimleri yeterli değilmiş!

Buyurun buradan yakın!

Bakın sadece 6 ay içinde 78 + 12 + 10 = 100 vatandaşımızı “ihmalden” kaybetmişiz… Daha 6 içinde trafik kazasından ölen yüzlerce vatandaşımızdan, cinayete kurban giden kadınlardan, çocuklardan bahsetmeden yazının sonuna geldik…

Bu acılara yürek dayanmaz… Vah anam, of anam…

Kolay ve ucuz ölümler ülkesindeyiz vesselam…

****************

ANLAMLI SÖZ

“Mükemmel insan olmak, hata yapmamak değil, hatalarından ders çıkarmak ve sürekli gelişmektir…”

MUHIKU

****************