Panaroma abonesi değilim o bakımdan ancak yorumlayanların aktardıklarından istifade edebiliyorum.
Son aylık anketi kim değerlendirmiş diye baktım, karşıma Ertuğrul Özkök çıktı.
Özkök, Erdoğan’ın “Bakalım Cumhurbaşkanlığı yolunda daha kaç CHP’li telef olacak? Cümle başlıklarıyla araştırmayı madde madde özetlemiş;
Kim telef oluyor: Silivri’ye gitmek İmamoğlu’na sekiz puan eklemiş. Şubat ayında İmamoğlu’nu Cumhurbaşkanı olarak görmek isteyenlerin oranı yüzde 15’ten yüzde 24’e yükselmiş.
Kim telef oluyor: CHP’nin oyu şubat ayından bu yana 6 puan artmış.
Şubat ayı anketinde AKP ve CHP oyları yüzde 24 düzeyinde başa başmış, CHP oyları 6 puan artarak yüzde 30’un üzerine çıkmış.
Kim telef oluyor: 19 Mart depremi en çok İmamoğlu ve CHP’ye yaramış ama AKP’nin durumunu da konsolide etmiş.
Anlayacağınız şu aşamada kutuplaşma CHP ve AKP’ye yarıyor…
Kim telef oluyor: Gençlerde fark 1’e 3’e çıktı.
Yani bu yaş grubundaki yeni seçmenin yüzde 20’si AKP derken yüzde 60’ı CHP diyor.
Kim telef oluyor: CHP düşük gelirlilerden de oy almaya başladı
Eskiden eğitim seviyesi yükselirken CHP’nin oyu artar gelir seviyesi düştükçe AK Parti’nin oyu artardı. Son dönemde bu ezber ciddi anlamda bozulmuş durumda.
Kim telef oluyor: Düşük gelir grubunda CHP artık AKP’den fazla oy almaya başladı.
Artık CHP düşük gelirlilerden en az AK Parti kadar hatta ondan daha fazla oy alıyor.
Ak Parti ise her geçen gün daha yüksek gelirlilere doğru kayan bir oy tabanına sahip.
Yani artık “Gariban Zenci Türklerin” partisi olmaktan çıkıp, ayrıcalıklı ve zengin “AK Türklerin” partisi oluyor.
Kim telef oluyor: CHP düşük eğitimlilerden oy almaya başladı.
Eğitim seviyesine göre bakınca, CHP artık bütün eğitim seviyelerinden göreceli olarak daha dengeli oy alabiliyor.
Bu gelişmeyi bir cümle ile özetlersek: Bu trendler aylık oy değişimlerinden daha önemli bir toplumsal siyasal tutum değişikliğini işaret ediyor.
Kim telef oluyor: Bu olayın bir siyasi darbe olarak yapılmasının en kötü etkisi şu olmuş: Türkiye’de artık “yolsuzluk” konusu bir ahlak meselesi olmaktan çıkıp siyasi mesele haline geliyor.
Kim telef oluyor: Erdoğan’ın yargı darbesini savunması etkili olmuyor yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “turp” girişim belagatı, dünkü gibi ağır suçlamalarının seçmen üzerinde hiçbir etkisi olmuyor.
Türk halkı bunun bir siyasi darbe olduğuna olan inancı pekişmiş.
Kim telef oluyor: Öteki anketlerde de olduğu gibi, yargı ile ilgili sorulan bütün sorulara verilen cevaplar şunu gösteriyor: “Yargıya güven” yerlerde sürünüyor.
Halkın gözünde bir tek Anayasa Mahkemesi’nin itibarı iyi.
Diyebilirim ki 19 Mart gözaltıları ve tutuklamalarla, savcı ve hakimler Türk adaletine tamiri çok güç bir darbe vurmuşlar.
Bence yargı mensupları bu araştırmayı iyi okumalı.
Çünkü bu gidiş artık Türkiye’nin “Seçilmişler eliyle yönetimi” sisteminden; “Atanmış hakim ve savcılar tarafından yönetilme rejimine” doğru gidiyor.
Özkök değerlendirmeye devam ediyor;
Bu trend Türkiye’yi iki partili bir sisteme doğru götürüyor.
Bu iki parti CHP ve AKP, gerçek anlamda merkez partileri haline gelebilir, demokrasi ve adalet konusunda asgari bazı ilkelerde birleşebilirlerse ülkemiz huzura kavuşur.
Bu eğilim başkanlık sisteminin Türkiye’yi, tek kişilik kötü bir yönetime götürdüğünü açıkça gösteriyor. “Ekonomi kötüye gidiyor” diyenlerin oranın yüzde 71’e ulaşması bunun en somut göstergesi.
Seçmen 19 Mart darbesinin faturasını Erdoğan ve AKP’ye değil direk olarak hakim ve savcılara kesiyor.
Bu tablo, AKP’ye en kısa sürede 19 Mart darbesi fotoğrafından çıkması gerektiğini anlatıyor.
Çünkü Erdoğan ve AKP’nin o karede görünmesi CHP’ye çok daha fazla yarıyor.
Bu “Aile fotoğrafından” çıkmanın en kısa yolu da İmamoğlu ve arkadaşlarına tutuksuz yargılanma yolunu açmaktır.
Yoksa bugünden 2028’e geçecek süre hep İmamoğlu ve CHP’nin lehine çalışacaktır.