Ronald Reagan gerçekten artistti ama ABD başkanlığı döneminde hiç artistlik yapmadı.

Trump ise bildiğin emlakçı olmasına rağmen artistlik yapıyor.

Bu haliyle Nobel değil de olsa olsa Oscar’a aday gösterilseydi daha iyi olurdu.

Evet, gözümüzün önünde başrollerini Trump ve Netenyahu’nun oynadığı ABD/İsrail ortak yapımı bir film çevriliyor, bizim gibi ülkelere düşen de ancak bu filmde figüran olmak…

Çoğu, kendi iç politikaları gereği başrolde olduklarını iddia etseler de tarih onları figüran olarak yazacaktır.

Bütün bu olup bitenden bir ‘başarı hikayesi’ çıkarmaya çalışsalar da nafile, tarih onları uygun bir yere, hak ettikleri bir unvanla kaydedecektir.

Mısır’da imzalanan anlaşma, Filistinlilerin kazancıyla sonuçlanan mükemmel bir anlaşmaymış da bunun bir parçası oldukları için kendileriyle gurur duyan ve haliyle sevinçten ağızları kulaklarına varan liderleri insanlık adına utançla izledim. İnsanlık adına kahroldum.

Sorsan, kendilerini savunma klişeleri de belli. Neymiş de en kötü barış savaştan iyiymiş.

İyi de kayıplar ne olacak?

Ve geriye Filistinlilerin huzur ve barış içinde yaşayabilecekleri bir Filistin kaldı mı?

Bırakın onu ortada Filistinli kaldı mı?

Filistin’de 7 Ekim 2023’ten bu yana 16 bin 795’i çocuk, 11 bin 378’i kadın olmak üzere 67 bin kişi öldürüldü. Bu bir soykırımdır.

Peki, bu soykırımın mimarı ne oldu? O şimdi barış elçisi…

Her türlü silah ve mühimmat desteğini veren, bununla kalmayıp önünü açan artist ne oldu?

O da şimdi Nobel adayı bir barış güvercini…

Bu sözde başarılı barışla birlikte ikisi de soykırım ve soykırıma destek olma suçundan aklanıp paklandılar.

Ortada bir katliam var ama hesabının sorulacağı kimse kalmadı.

Peki, bizim de çok desteklediğimiz, yere göğe sığdıramadığımız hatta bizim Kuvayi Milliye ile eşdeğer tuttuğumuz Hamas’a ne oldu?

İsrail’deki bir kutlamaya saldırıp sivil insanları öldüren, İsrail’e katliam gerekçesi sunan Hamas?

“Savaş sonrası Gazze yönetiminde olmayacağız. Geçiş dönemi sürecinde yer almayacağız” dediler ve çekildiler. ABD/İsrail senaryosunda çekilen film onlar için bitti.

Peki Hamas destekçileri? Öyle ya Hamas kaybettiğine göre, yenildiğine göre onlar da yenik taraftan sayılmayacak mı?

Hayır. Onlar yine iç kamuoyunda ‘barışın mimarı, savaşın kahramanı, bilmem nerenin fatihi’ olarak anılmaya devam edecekler.

İşin en trajikomik tarafı, dün Hamas’ı destekleyenlerin bugün Hamas’ı bu sözde barışa ikna etmek için çırpınmalarıydı.

Evet, insanlık adına utanılacak pek çok görüntü yaşandı bu süreçte…

Trump soytarısı hayatının şovunu yaptı.

Bütün generallerini, kabinesinin önemli isimlerini, hatta damadıyla kızını İsrail’e getirip İsrail parlamentosuna dakikalarca alkışlattı.

Öyle şeyler söyledi ki vicdanlı insanların kafayı yememesi mümkün değildi.

“İsrail güç vasıtasıyla barışı getirdi. Yükselen Aslan operasyonundaki İsrail Ordusu’nun cesareti sayesinde oldu” dedi.

“İsrail’e de çok fazla silah verdik. O kadar iyi silahlar ki... Siz de çok iyi kullandınız” dedi.

İsrailli generalleri işaret ederek “Hollywood oyuncuları gibiler, muhteşem işler çıkarıyorlar” dedi.

“Gazze’de medeniyet düşmanları kaybetti” dedi.

En acı olanı da Netanyahu'ya dönüp "Artık biraz daha nazik olabilirsin Bibi, çünkü artık savaşta değilsin bebeğim" demesiydi.

Bu küstah, bu cahil, bu cani ve bu soykırım destekçisi adama, hiçbir liderden hatta ülkelerinde ‘dünya lideri, oyun kurucu’ olarak anılan hiçbir liderden tepki gelmedi.

Toplumsal tepkiye gelince, sormadan edemeyeceğim; Çoluk çocuk, yaşlı hasta binlerce insanın katliamının ve soykırımın hesabını sormak, en azından tepki koymak mıdır başarı yoksa Trump’un yanında abdeshane ibriği gibi dizilip, onun övgülerine mazhar olmaktan dolayı sırıtmak mıdır?