Mısır’da imzalanan Ateşkes Anlaşması sebebiyle yaşananlar vicdanı olan herkesi üzmüş ve utandırmıştır. Dünkü grup toplantısından anlıyoruz ki MHP Lideri Bahçeli’de üzülmüş, utanmış, rahatsız olmuş.
Dolayısıyla CHP ile aynı çizgide buluştu, deniliyor.
Sadece CHP mi? Yıllar sonra, ‘madem Anayasaya uymuyor, Anayasayı ona uyduralım’ dediği gün bizim gibi MHP’den kopanlarla da ilk kez aynı çizgide buluşmuş oldu.
Bahçeli hem iktidara hem yandaşlarına hem de Trump’a yüklendi.
“Akıbetinin ne olacağı henüz tam kestirilemeyen ateşkesle oyalanmanın, üç-beş esir takası yaşandı diye davul zurna çalmanın bir alemi yoktur” diyerek, yaşananları sevinçle karşılayan AKP’lileri, “Gazze’yi emlak görenlere, nevzuhur Dubai projesi hazırlayanlara” Gazze’nin masum ve hakkı yenmiş Filistin halkının vatanı olduğunu işaret ederek Trump’ı hedef aldı.
“1967 sınırları temelinde, başkenti doğu Kudüs olan, bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğüne kavuşmuş, iç siyasi istikrar ve demokratik işlerliğe ulaşmış, bunun yanı sıra Birleşmiş Milletlerde tam üyelik statüsünü elde etmiş bir Filistin Cumhuriyeti kurulmadıktan sonra mevzi kazanımlarla avunmak boşuna bir hevestir” dedi.
CHP Lideri Özgür Özel de aynı minvalde konuştu;
“Beklentimiz; katliamların tamamen durması, insani yardımların ve sağlık hizmetlerinin eksiksiz sağlanması, bağımsız bir Filistin devletinin tanınması ve Gazze’nin Filistin toprağı olarak muhafaza edilmesi. Bunun dışında bir şey istemek; zaten Filistin davasını terk etmek, Filistin’i yalnızlaştırmak ve İsrail’in kayığına binmektir” dedi.
Her iki bakış, içerik itibariyle aynı olsa da Özel’in konuşmasındaki duygu farklıydı.
Bu fark biraz da prompterden hazır metni okumakla irticalen konuşmak arasındaki farktan kaynaklanıyor olabilir.
Yaşananlar gerçekten de utanç vericiydi. Özgür Özel de bu utanç üzerinden yürüdü;
“En büyük utancım şu: Dün iki yerde sevinç vardı. Birisi, İsrail Parlamentosu’nda.
İsrail basınında bile bu kadar değil. İkincisi, AK Parti’nin yandaş basınında.
Buradan dün yaşananlar için; ‘Bir başarı, bir zafer, Hamas direndi, Erdoğan kazandı…’
Yahu ne Erdoğan kazandı? Erdoğan yıllarca Trump’a sustu. Trump, Netanyahu'yu övdü, önünü açtı. Ekmek kuyruğunda kadınlar tarandı, ‘gık’ demediniz, parmağınızı oynatamadınız.
Ne zaman ki oradaki bölüşüm meselesinde anlaştılar; hidrokarbonlar Amerika’nın, Gazze de Amerika’nın ilhakı olacak.
150 ülke Filistin’i tanımışken, kendilerince manevra yaptılar.
Bizim yandaş basın utanmadan, sıkılmadan İsrail Parlamentosu’ndaki o havayı görmeden ‘Bunun Erdoğan’a acaba iç siyasette faydası olur mu?’ diye bir başarı gibi göstermeye çalışıyor.
Beyler buradan hepinizin gözünün içine baka baka söylüyorum: Hey, biz yas eviyiz. 67 bin cenaze var orada. Siz İsrail’in düğün evinin tefçisi gibi davranıyorsunuz, yazıklar olsun hepinize.
Yarısı kadın ve çocuk 67 bin Filistinli katledilmişken, İsrail’in davuluyla, zurnasıyla halaya duran yandaş basına diyorum ki sizde ne yerlilik var ne millilik var.
Şu kadar vicdan yok, sadece yalakalık var.
İmzalanan şey barış anlaşması değil, ateşkes mutabakatı.
Erdoğan’ın imzasıyla poz verdiği belge, bir niyet beyanı. İçinde bağımsız Filistin devleti yok, iki devletli çözüme atıf yok. Gazze’nin Filistin toprağı olduğu yok, Filistin’in seçilmiş Filistinliler tarafından yönetilmesine ilişkin irade yok.
70 bin kişiyi öldürenlere karşı, bu insanlık suçuna karşı bir uluslararası hukuk hatırlatması yok.
Ne var? İsrail’de düğün dernek var, bizim utanmazlar da Türkiye’de konvoy yapıyorlar İsrail’in peşinden. Yazıklar olsun.
İki yıldır kararlı şekilde savunduğumuz bu meselede Erdoğan iktidarının ikircikli tutumunu her seferinde eleştirdik. Gazze’yi İsrail işgalinden kurtarılıp, Trump’ın ilhakına açma hevesine de uyanık ve temkinli bir şekilde yaklaşıyoruz. İçinde bulunduğumuz tüm uluslararası örgütlerde de bu tehlikeye dikkat çekiyoruz.
Yurtdışındaki birçok konuda Erdoğan’ı takip ediyor, izliyoruz. Çoğu zaman yanlışlarını eleştirdik ama hiç dünkü kadar utanmamıştım. Hiç dünkü kadar midem bulanmamıştı.”