Hadi açık konuşalım…

Biz bu şehirde depremi sadece yıldönümlerinde hatırlıyoruz.

Bir iki tören, birkaç paylaşım, birkaç süslü cümle…

Oysa yerin altı her gün hareket ediyor; ama biz yukarıda hâlâ “bir şey olmaz” modundayız.

Bir şey olmaz.

Bu cümle, bu ülkenin en büyük afeti zaten.

Bugün Sakarya’da dolaşın.

Yıkılmayı bekleyen binalar, çatlak kolonlar, 99’dan kalma kırık dökük yapılar hâlâ dimdik (!) ayakta.

Bazen o kadar yamuk duruyor ki, bir binanın önünden hızlı yürüyorsun “ya şimdi çökerse” korkusuyla.

Ama evraklarda, raporlarda, açıklamalarda her şey “harika”(!).

Planlar tamam, tatbikatlar yapıldı, ekipler hazır, duyurular yapıldı…

Gördüğümüz tablo ile dinlediğimiz tablo arasında uçurum var.

Biz kime inanacağız?

ESKİ BİNALAR SAATLİ BOMBA GİBİ

Sokak sokak gezsen, “depremden sağ çıkmış” denen binaların çoğu bugün ayakta bile zor duruyor.

Ama hâlâ içinde insanlar oturuyor.

Çünkü başka seçenek yok.

Kiralar uçmuş, yeni bina fiyatları el yakıyor, devlet desteği sınırlı…

Haliyle vatandaş mecbur:

“Yıkılırsa kader deriz, ne yapalım.”

Kader değil bu.

Bu bildiğin ihmal, göz göre göre unutma.

Yeni binalar güvenli mi? Evet… Belgede.

En acı kısım burası: Yeni diye yapılan her bina güvenli sanılıyor.

Ama gel bir bak:

Denetim gerçekten yapılıyor mu?

Malzeme gerçekten kaliteli mi?

Her kolon, her perde duvar kitabına uygun mu?

Halk bilmiyor.

Kimse binasını teslim alırken kolon kesilip kesilmediğini kontrol etmiyor.

Müteahhit “yeni bina” diyor bitti.

HIZDAN ÇOK GÜRÜLTÜ VAR!

Projeler açıklanıyor, çizimler paylaşılıyor, toplantılar yapılıyor…

Ama iş uygulamaya geldi mi, çarklar yavaşlıyor.

Bugün Karasu’da sahil şeridinde bile tartışmalar bitmedi.

Dönüşüm gereken yerlerde dönüşüm yok;

dönüşüm olmayan yerde yıkım var.

Bu işin dengesi şaşmış durumda.

Bu şehir 1999’u yaşayan bir şehir.

Binlerce can verdi.

Yüzbinlerce insanın hayatı değişti.

Acı hafızalara kazındı.

Ama bugün baktığında…

O hafızanın üzeri tozlanmış.

Hatta kimi yerde silinmiş bile.

Sakarya gibi bir şehir bile bu konuda gevşemişse, işimiz gerçekten zor.

Bir şehir yaşadığı felaketi unutursa, aynı acıyı yeniden yaşar.

Allah korusun, bugün bir deprem olsa, raporlarda yazanlarla gerçekler çarpıştığında kim kazanır?