İslam coğrafyası ile kıyaslandığında mercimek kadar kalan İsrail’in ve hepi topu 15 milyon Yahudi’nin nasıl olup da 1 buçuk milyarlık İslam alemine kafa tutabildiğinin tartışılır bir tarafı yok.
Cevap o kadar basit ki…
Dün rastladığım ironi yüklü bir sosyal medya paylaşımı mesela, olup biteni bir cümleyle özetlemiş;
“İsrail mallarını boykot edeyim dedim, elimde kala kala bulgur ve ayran kaldı!”
Bu özet işin bilim, bilgi ve teknoloji tarafı… Bir de siyasi yönü var.
Hüsnü Mahalli sormuştu; “Dünyayı bırakalım da 1.8 milyar Müslüman ve onların sultan, kral, emir, şeyh, cumhurbaşkanı, başbakan ve bilumum yetkili ve etkili olanları ne işe yarıyor!
Yoksa onlar da mı ‘Büyük İsrail Devleti’ için çalışıyor da bizim haberimiz yok?”
İşin bilgi ve teknoloji kısmını Pakistanlı Müslüman bir bilim adamı olan Dr. Faruk SALEEM anlatıyor;
Dünyada yalnızca 14 milyon Yahudi var. Buna karşılık 1,4 milyar Müslüman…
Yâni dünyada 1 Musevi’ye Karşın 100 Müslüman Var...
Ama Yahudiler Müslümanlardan 100 kat daha güçlü ve daha zengin ve daha eğitimli ve daha mucitler,
Tüm zamanların en etkin bilim adamı Albert EİNSTEİN bir Yahudi’ydi mesela.
Bakın dünyada 1 buçuk milyar Müslüman var, aralarında Nobel ödülü kazan 3 kişi ama mercimek kadar İsrail 104 Nobel ödüllü bilim adamına sahip.
Dolayısıyla yaratıcı ve güçlüler.
Elbette ki işin özü eğitim, eğitim sitemedir.
Her çocuğa ve her gence kaliteli eğitim verirler...
Bu eğitim türü teslimiyetçi değil sorgulayıcıdır. Ezberci değil araştırıcıdır.
Yani aslında çok yobazdırlar ama seküler din eğitimi yerine laik ve bilimsel bir eğitim metodu uygularlar.
Biz de karşılığında sözde din ağırlıklı, ezberci ve dayatmacı eğitimde ısrar ediyoruz.
Pandemi döneminde yazmıştım. Milyarlık İslam alemi, gavurlar aşı icat etseler de Hac farizasını yerine getirebilsek diye beklediler. İbadet etmemiz bile gavurların buluşuna bağlıydı.
Mevzu Kabe olunca yakın tarihte bir örnek daha yaşandı.
Kabe’de 20 Kasım 1979’dan 4 Aralık 1979’a kadar işgal edildi.
Cuheyman el- Uteybi’nin başındaki grup sabah namazında Mescid-i Haram’da bulunanları rehin alarak baskını başlattı.
ABD, Pakistan özel ordusunu görevlendirdi ama yetersiz kaldılar.
Fransa’dan terörizmle mücadele birliği çağrıldı. Ancak işin ilginç yanı; gayrimüslimlerin Mekke’ye girmeleri dinen yasaktı. Yasak, Mekke Kadısının fetvasıyla halledildi: Fransız askerler, kağıda yazılmış kelime- i şehadet okuyarak Kâbe etrafına konuşlanabildiler ve Kâbe kurtarıldı.
Yani gavurlar sayesinde hac ibadetine devam edebildik.
Siyasi yönüne gelince; Görüyorsunuz, Müslüman liderler genellikle İsrail zulmüne karşı dut yemiş bülbül gibiler.
İslam’la alakası olmayan ülkelerde Gazze için ciddi ve etkili protesto eylemleri yapılırken Müslümanların tepkileri genellikle hamasi ve cılız…
Sebebi de şu bence; Gazze zulmü başladığında bazı Müslüman liderler sözde tepki koymaya başlayınca, Netanyahu “Çıkarlarınızı korumak istiyorsanız tek bir şey yapmalısınız; Sessiz kalın” demişti.
Kast ettiği ülke liderleri, eğer çıkarlarını yani iktidarlarını korumak istiyorlarsa dut yemiş bülbül misali susup oturmak zorundaydılar.
Maziyi biraz deşersek görürüz, İsrail’in en korktuğu ülkeler Irak, Libya, Suriye ve İran’dı.
İşte eş-başkanı olduğumuz BOP ile bir alan temizliği yapıldı ve meydan İsrail’e bırakıldı.
Şimdi bu projede yer alan ülkelerin ve ülke liderlerinin İsrail hilafına hareket etmeleri mümkün değildir. Yapılanlar yani tepkiler de iç kamuoyunu ikna etmek, tabanlarını kaybetmemek adına kendilerine verilen izin kadardır. Yani ancak izinle tepki koyabilirler.
Hasılı İsrail zulmünün sebebi bunlardır.
Bu zulmün sone ermesi de bütün bu sebeplerden kurtulmakla mümkün olur.
Yani yöneticilerinizi iyi seçeceksiniz ve laik/bilimsel eğitime geçeceksiniz.
Atatürk’ü ve ilkelerini baş tacı edeceksiniz.
Başka yolu yok…