İktidar cephesinin CHP’yi bitirmek için yaptığı her hamle, bumerang misali dönüp kendini vuruyor.
CHP’li belediyeleri yolsuzlukla suçlayıp bütün başkanları içeri tıktılar, mesela…
Toplum ‘bu yolsuzluk sadece CHP’li belediyelerde mi yaşandı’ diye sormaya başladı.
Fırsatı değerlendiren CHP de iktidar belediyelerinin yolsuzluklarını çarşaf çarşaf ifşa edince toplum ‘ülkede ikili hukuk olduğu, hukukun sadece CHP olunca işletildiği’ fikrine kapıldı.
Yargıya Güven Endeksi tam da bu yüzden yüzde bir buçuklara kadar düştü.
Önceki gün ilk duruşması yapılan İmamoğlu’nun sahte diploması’ konusu da toplum vicdanında ters tepti ve toplum ‘İmamoğlu’na haram olan kendilerine, mesela Hulusi Akar’ın kızına ve sair AKP’lilere mubah mı’ sorusunu sormaya başladı.
Söylemiştim, diploma konusu gerçekten de iktidarın ve mensuplarının yumuşak karnıdır.
Nitekim, diploması iptal edilen İmamoğlu’nun ahı tuttu ki sahte diplomalar havada uçuşmaya başladı.
Şu kongre iptalleri konusu da öyle…
Muhalefet ve muhalif toplum baktı ki yetkisiz bir mahkeme, aylar ve yıllar sonra kongre iptal kararı verebiliyor, atağa geçtiler ve örneğin referandum konusunu yargıya taşıdılar.
Ha, ne oldu? Hükümetin ve yargının aklına ‘referandum iptalinde yetkili adli organın ancak ve ancak YSK olduğu’ geliverdi.
Haliyle muhalefete de ‘arkadaş benim seçimim olunca Asliye Hukuk, sizin ki söz konusu olunca YSK mı’ şeklindeki haklı soruyu sormak düştü.
Haliyle muhalefet toplum vicdanında yine kazandı…
Neyse mevzu diploma bugün ve ilk duruşmada yaşananlar…
Şu duruşmaları TRT’den naklen yayınlama olayı var ya, keşke olsa. Olsa da toplum gerçekleri görse…
Nitekim duruşmaya katılan siyasilerin ve takip eden gazetecilerin aktardıklarına göre duruşmada avukatları mükemmel bir savunma ile iddia makamının tezlerini çürütürken İmamoğlu şovunu yapmış.
İmamoğlu’nun savunmasından aktaralım;
"Bu iddianameyi bir sonraki seçimde kendisini yeneceğimi bilen bir kişi yazdırdı. Bu davanın varlığı bile yüz karası bir durumdur. 12 Eylül herkesin aklında darbeyi hatırlatır. Darbeyi destekleyenleri buradan en yüksek seviyede kınıyorum. Ülkemizin bu tür darbelerle yüz yüze gelmemesini diliyorum. Siyasi tarihimiz üzülerek ifade ediyorum ki nice davalarla doludur. Türkiye'de hak hukuk arayanlar ne yazık ki tarih boyunca muhatap olmuşlardır. Ona karşı 4 seçim kazandığımı ve sonraki seçimi kazanacağım bilindiği için bana bu davanın açıldığını da biliyorum. Tabii bu salondaki herkes siyasi tarihimize geçecek bu duruşmada izah edilemeyecek bir duruşma ile karşı karşıya olduğumuz biliyor. Elimin değdiği bir husus yok ama ben yargılanıyorum. İnsan bu davaya isim bulmakta zorlanıyor. Benim üniversiteden arkadaşlarım geldi. Bazılarının tavla oynayacak arkadaşı yok benim futbol maçı yapacak arkadaşım burada.
Bu davanın konusu tamamen saçmalıktır. İstanbul Üniversitesi görevi olmayan bir saçmalığa imza atması başka kurulda Hukuk Fakültesi'nden kimsenin olmaması başka boyutta. Ben bu diplomaları her yerde kullanmışım. Yüksek Seçim Kurulu'nda kullanmam gerekeceği zaman zurna zırt dedi adeta.
18 yaşında bir çocuğun gencin düşürüldüğü duruma bakar mısınız? Tümüyle saçma bir fikrin metni oluşmuş. Bunu yazdıran kişinin nasıl bir kötülük peşinde koştuğunu ben çok iyi biliyorum. Hakikatin önemsizleştiği seçkin elitlerin toplumu manipüle ettiği bir çağdayız. Adını koyacağım bu tuhaf rejimin böyle bir davayı üretmesi de aslında şaşırtıcı değil.
Ben bu davanın iki kere mağduruyum. Diplomam iptal edildi. Gençliğimin en önemli dönemler yok sayıldı. Gerçekten bunu tekrardan hatırlatıyorum; anacığımın ak sütü kadar temiz diplomamı.
Kul hakkı yemekten çekinmeyen bir şebeke ile karşı karşıyayız. Bunu yapan, akıl tapunuzu, işinizi geçmişinizi bile elinizden alır. Tereddüt etmeden...
Diploma iptal edilsin diye neredeyse ülke yokmuş gibi davranacak bu merciler. Benim dahil olduğum okul Kıbrıs'taki üniversite eğitiminin öncüsü olmuştur, tebrik etmek lazım. Okuduğum bir arkadaşım da burada. 86-91 yılları arasında okumuş bu arkadaşım. İddianamede bu okulun 90 öncesinde olmadığını söylüyorsunuz. Ama bu arkadaşım diplomasını almışlar, Türkiye'de kullanabilirsin demişler. Ben de dilekçemde yazmışım.
Bu bana yöneltilen suçlamalar komik şeyler. Ben büyükelçilikten belge alıyorum. Bunu sahte olarak sunuyorsunuz. Oturma izniyle iki sene orada kalıyorum. Bir savcının çıkardığı olaya bak ya Kıbrıs’ı ve İstanbul Üniversitesi'ni tartışıyoruz. Ben karar verilmeden önce kararı veren kişiyi aradım. Telefonda o korku içindeki tiz sesini duydum. Ayıptır bu.
İnfaz yapılıyor burada. Yargısız infaz. Burada korku üretmeye çalışıyorlar. Bizi zannediyorlar ki zindanlarda susturabilirler. Ne kadar çok isteseler de susturamayacaklar."