Mafyanın literatürümüze soktuğu ‘seni mermi manyağı yaparım’ deyimi misali iktidar da bizi adeta gündem manyağı yaptı.

Ne oldu, ne bitti, kim girdi, kim çıktı takip edemez hale geldik. Hangi birine yetişeceğimizi, hangisi aktarıp neyi yazacağımızı bilemez haldeyiz.

Her biri, bir diğerini unutturduğu için de planlı olma ihtimali yüksek…

Fatih Altaylı’yı unuttuk mesela, bebek ölümleri, sahte diploma, dijital veri hırsızlığı gibi medeni bir ülkede yaşansa her biri hükümet düşürecek kadar önemli skandallar unutuldu.

Bu hengamede AYM’nin hayati derecede önemli bir kararı da güme gitti.

Hukuk yoksa ekmek yok diyorum ya, hukuk yoksa demokrasi, adalet, özgürlük, can ve mal güvenliği yok. Dolayısıyla sair gündemler bunun yanında çerezden ibarettir.

Nedir o karar?

CHP, TBMM’deki HSK üye seçimlerine itiraz etmiş, bunu Anaya Mahkemesine taşımıştı.

AYM, TBMM'nin HSK üyelerini seçmesinin, Meclisin "çalışma usul ve esaslarına" dair bir işlem olmadığına karar verip iptal ve yürütmenin durdurulması taleplerini "görevsizlik" nedeniyle reddetti.

Sadece 4 üye karara katılmadı.

Katılmayanların gerekçesi de şöyle; "Bu argüman, bu yerleşik içtihadı göz ardı ederek yürütme-yasama karşısında yargısal denetimi daraltır; böylece yasama organına, "yazılı değişikliğe gitmeden fiilen kural yaratma" serbestisi tanır ki bu, hukuk devleti ilkesini zedeler."

Yani? İktidar Anaya Mahkemesini takmıyor, alt mahkemeler AYM kararlarına uymuyor diye haklı olarak hayıflanırken, bundan böyle TBMM’nin yani iktidar çoğunluğunun aldığı kararlara, çıkardıkları keyfe keder yasalara karşı yapabileceğimiz hiçbir şey kalmayacak.

Vahametin farkında olan birkaç hukukçu ve gazeteci dışında olayı gündeme getiren yok maalesef. Bir de muhalefetten CHP…

Ceza hukukçusu Prof. Dr. Adem Sözüer durumu şöyle değerlendiriyor; "Elveda Anayasa! Bu kararla yüksek mahkeme kendi yetkisini sınırladı. 'Meclis Kararı' olarak nitelendirilen işlemler denetim dışı kaldı. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı bir ortamda; AYM denetim yetkisini sınırlandıran bir karar verdi. TBMM'deki çoğunluk tarafından 'Meclis Kararı' olarak nitelendirilen işlemler denetim dışı kaldı.

Anayasa Hukukçusu Prof Dr. Tolga Şirin kararla birlikte "Türk anayasa hukuku tarihinde emsali görülmemiş bir denetimsizlik alanına kapı araladı” diyor.

Ve ekliyor; "Anayasa Mahkemesinin sessiz sedasız şekilde arada kaynayan kararı, anayasal düzen açısından kritik bir kırılmadır. Mahkeme, “eylemli içtüzük değişikliği” konusundaki en ilerici içtihatlarından birinden vazgeçmiş bulunuyor.

Burada teknik ayrıntılarına girmek mümkün değil ama şunu herkes bilmelidir: Dünkü kararla birlikte, Türk anayasa hukuku tarihinde emsali görülmemiş bir denetimsizlik alanına kapı aralanmıştır. Bundan sonra TBMM'deki çoğunluk, adını “parlamento kararı” koyduğu işlemlerle neredeyse her şeyi yapabilir.”

CHP ne diyor?

Kendisi de hukukçu olan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir; "TBMM çoğunluğuna tehlikeli bir alan açıldı. Artık iktidarın, istediği bazı kritik düzenlemeleri “parlamento kararı” kılıfına sokarak yargı denetiminden kaçırmasının yolu açılıyor. Kural değişmemiş gibi gösterilip, uygulamayla Anayasa’nın içi boşaltılabiliyor.

Bunun ağır sonuçları olacaktır; Anayasayı resmen değiştirmeden, anlamını fiilen değiştirebilecekler. HSK ve yargı kurulları, hukuki fren olmadan siyasi çoğunluğa göre şekillendirilebilecek. Muhalefetin Meclis’teki temsil ve denetim hakları, “usul böyle” denilerek fiilen sıfırlanabilecek. Aynı yöntemle yarın RTÜK, YSK ve diğer hayati kurumlar da “karar” zırhıyla partizanlaşabilecek…

AYM bu alandan çekildikçe, Türkiye’de denetlenemeyen ve geri dönüşü zor bir keyfilik rejimi yaygınlaşacak. Bu karar, “Çoğunluğum var, istediğimi yaparım ve hiçbir mahkeme karışamaz” anlayışına verilmiş yeni ve çok tehlikeli bir kredidir. Uyarıyorum; Bu karanlık hepimizi yutar."

Evet, bu karanlık hepimizi yutar…