Yandaş basının, üzerinde en çok tepindiği iddiaların büyük bir kısmı, etkin pişmanlıktan yararlanıp itirafçı olan Murat Kapki’nin anlattıklarıydı.

O ‘tuğla gibi’ denilen iddianamenin temel direklerinden biriydi.

Sözde İmamoğlu’nu cumhurbaşkanı yapmak için kurulan sistemin ve oluşturulan havuzun en önemli tedarikçisiydi.

İktidar kanadı ve yandaş basın Kapki’nin anlattıklarını sakız misali çiğnerken, CHP tarafı anlatılanların itiraf değil iftira, Kapki’nin de itirafçı değil iftiracı olduğunu iddia ediyordu.

Nitekim son duruşmada CHP’nin haklılığını ortaya çıktı. Murat Kapki, kendi ağzıyla itirafçı değil iftiracı olduğunu itiraf etti.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kapki’nin “Baskı gördüm. Tahliye vaadine kandım. Savcıların yönlendirmesiyle doğru olmayan şeylere imza attım” diyerek ifadesini geri çektiğini duyurmuştu.

Nitekim İBB Davası itirafçısı Murat Kapki’nin tahliye talebinde bulunduğu dilekçesi ortaya çıktı.

Özgür Özel önceki gün grup toplantısında konuyu gündeme getirip şöyle değerlendirdi;

“Şu anda bütün vatandaşlarımıza buradan duyururum ki; yaz boyu dinlediğiniz yalanların tamamı çöp olmuştur. Silivri’de konuşulan da şu olmuştur.

Örneğin Ekrem Başkan tutuklanırken bunları söyleyen Meşe, ortadan kaybolmuştur, gizli tanık.

Yerine başka bir gizli tanık koydular. Gizli tanık, tutuklamaya sebep veren gizli tanık yok iddianamede. Kaçtı. Çünkü zorlandığı yalanın başına açacağı derdi gördü, gizli tanık yok ortada şu an. Peki, ne var? Örneğin itirafçı olduğu söylenen yaz boyunca gösterilen Murat Kapki vardı.

Murat Kapki. Dün çıktı, mahkemeye başvurdu ve şöyle yazmış. ‘Baskı gördüm. ‘Bir gün bile burada yatmazsın’ demelerine aldandım. Tahliye vaadine kandım.

Savcıların yönlendirmesiyle doğru olmayan şeylere imza attım.’

Bakın bir savcının işi nedir? Lehe, aleyhe delil toplamak. Biri bir şey söylüyor, yazarsın. Lehe söylüyor, onu da yazarsın. Yollarsın mahkemeye, adalet yerini bulsun.

Bir savcı, bir kişiyi ‘Bir gün bile burada durmayacaksın, seni tahliye edeceğim’ diyerek yalan beyana niye zorlar?

Bir başkası, Ağaç A.Ş.’de itirafçı olan Ümit Polat’a soruyorlar. Savcı yansıtmış bir mali tablo. Orada çıkmış 20 milyar lira yolsuzluk. 2024 yılında. ‘Bu Ümit Polat’ın verdiği ifadeler doğrultusunda oluşturuldu’ diyor.

Soruyorlar ‘Sen mi verdin?’ ‘Öyle demedim.’ ‘Emin misin?’ ‘Emin değilim.’ ‘Gördün mü?’ ‘Görmedim.’ ‘Duydun mu?’ ‘Duydum.’ ‘Kimden duydun?’ ‘Unuttum.’

Bu kişi oraya onu koymuş ya bir soru soruyorlar. Bir soru. Savcı bir kişinin beyanı ile 20 milyar yazmış oraya.

Soruyorlar. 2024 yılında 20 milyar. ‘Söyle bana Ümit Polat, Ağaç A.Ş.’nin 2024 toplam bütçesi ne kadardır?’ ‘5 milyar.’ ‘5 milyar toplam bütçe olan yerde, her şey oradan ödeniyor. 20 milyar yolsuzluk olur mu?’ Cevap: ‘Olmaz.’ ‘Niye öyle dedin?’ ‘Ben demedim savcı yazmış.’

Bu yalana ne gerek var? Adalet arıyorsak bu yalana, bu baskıya ne gerek var?

Bütün kadınların önüne koyuyorlar kağıdı. ‘Evladına kavuşmak isteyen imza atsın. Evladına kavuşmak isteyen imza atsın.’

Gerçeği arayan niye böyle bir zorlama yapsın?”

Özgür Özel’in değerlendirmeleri önemli…

Bir de Kapki’nin şu sözlerinin ışığında, yaşananları akıl süzgecinden geçirerek herkesin değerlendirmesi lazım;

“Savcılar bana ‘sen dosyada çok alt sıralardasın, örgütte bile değilsin, anlat ve çık’ şeklinde ifadeler kullandı. İfade verip serbest bırakılacağım ümidiyle üçüncü ifademi verdim.

Savcı bey bana şu konuda şöyle iddialar var, sen de biliyor musun diye sorular sordu, ben de hepsine ‘evet olabilir, ben de duymuştum’ şeklinde cevaplar verdim.

Ben biraz sonra serbest kalacağımı düşündüm, savcılara güvendim.

Ben bütün bu ifade süreçlerinde beni bırakacaklarını vadettikleri için, en çok da karım ve ailemin tutuklanmasını engellemek için soruşturma savcılarıyla uyum içinde hareket ettim.

Bu beyanların tamamı içinde bulunduğum tutukluluk, ağır hastalık ve aile bireylerimin başına bir şey gelmesi korkusunun yarattığı psikolojik baskı ve savcıların tahliye vaadine duyduğum güvenin sonucunda verilmiştir.”