Sevgili okurlar,
Dün, “30 Ağustos Zafer Bayramı’nı” idrak ettik..
30 Ağustos!
Bugünün yeni yetmeleri, “30 Ağustos’u” nereden bilecekler ya?
Okumuşsalar, ne diyebilirim ki?
Ama, “okullarında, ailelerinde, ait olduğu toplumda, yolda, izde, alanda, çarşıda, pazarda, fabrikada, fındık bahçesinde, deniz kıyısında, düğünde, cenazede çevir insanları”, sor bakalım..
“30 Ağustos Zafer Bayramı’nı bilecek”, kaç kişi çıkacaktır?
İşte, “asıl üzüntü kaynağımız” burasıdır!..
Biz, “bu hallere neden ve nasıl” düştük?
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının ve aziz Yüce Türk Milleti’nin, “Sevr Anlaşması sonrası, vatan topraklarına üşüşen düşman ile nasıl mücadele ettiğini” anlatmayacağım?
O, bir kahramanlık destanıdır..
O, Türk Milleti’nin ateşle imtihanıdır..
O, bir var olma mücadelesidir..
“Kem, güm etmeye”, gerek yok..

ÜÇ BEŞ ÇAPULCU HA?
“Sulandırmaya, itibarsızlaştırmaya”, kimsenin gücü yetmez!
Asıl olan bu büyük dehanın, yani Atatürk’ün, “ asıl savaşımız şimdi başlıyor” diyerek, “ cehalete” açtığı savaşı, “umursamamız, ciddiye almamamız”, bizleri bugünlere getirdi..
30 Ağustos ha?
Zafer Bayramı ha?
Ne olmuş yani, “üç-beş çapulcuyu mu” kovduk?

“Üç-beş çapulcu” söylemi, bizlere 50 Bin insanımızı kaybettirmedi mi?
Lütfen, ciddiyet ve sorumluluk..

EY OĞUL, EY DELİKANLIM!
İşte,” Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının Bandırma adlı vapura binip, Samsun’a hareket ettiği günlerde”, şairlerimizin, yazarlarımızın, bilge insanlarımızın yazdığı gibi, “ düşman her yanımızda kum gibi kaynıyor, bizleri Anadolu topraklarından sürmek için fırsat” kolluyorlardı..
Ya, neymiş?
Haydi,” Bandırma adlı gemiden, yolcularından” haberiniz yok?
“Samsun, Havza, Sivas, Erzurum, Amasya kongreleri de, sizlere bir şey anlatmıyorsa”, pes yani?
“Ey oğlum, ey kızım, ey kadınım, ey delikanlım, ey çiftçim, köylüm, memurum, sporcum, taraftarım, ustam, siyasetçim..”,söyler misiniz, sizlere, “30 Ağustos 1922 Tarihi”, ne anlatıyor..
Yani, tam, tamına,” 104 Yıl önce, bu vatan topraklarında ne olmuş, ne bitmiş, seni hiç mi” ilgilendirmiyor?
Cehalet ya, her yanı sarmış, kime, ne anlatırsın ey Yusuf Cinal?
Vay ki, ne vay?

ZAFER, ZAFERE İNANANLARINDIR!
İlkokul sıralarından başlayarak, ortaokul, lise ve yüksek tahsilde, bu zafer, bu milli bayramlarda, “ Bu vatan kimin” şiirini okuyan, “Çanakkale Destanı” şiiri ile kalplere seslenişimiz, “Bayrak “ şiiri ile haykırışlarımız boşunaymış!
Cehalet ya?
Her yanı sarmış!
Evet, “1071 Malazgirt Savaşı” ile bu aziz ve yüce toprakların kapısı, bir daha kapanmamak üzere açıldı..
Avrupalıların birleşerek, “ haçlı zihniyeti” ile saldırdığı bu topraklar, “İstanbul’un 1453’te fethi” ile taçlandı..
O, ne mücadeledir ki, “ İstiklal Savaşı” ile bir başka “haçlı zihniyeti” bir daha gelmemek üzere, “bu topraklardan sürüldü, denize” döküldü..
Unutmayınız ki, “zafer, zafere inananlarındır..” diye biliriz!
Bilmeyen varsa, öğrensin?

BİRER ALTIN KÜPE!
Sakarya boylarında, Tınaz Tepede, Dumlupınar’da o kükreyen sesi de bilmez misiniz?
“Ordular, ilk hedefiniz Akdenizdir ileri” sözü hala kulaklarımızda, “silinmeyecek izler bırakan”, birer altın küpedir!
Bizler bu destanı, “Halide Edip Adıvar, Ahmet Hamdi Tanpınar, Cahit Sıtkı Tarancı, Sait Faik Abasıyanık, Mehmet Akif Ersoy, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Reşat Nuri Güntekin, Refik Halit Karay ve nicelerinden” öğrendik..
O kutlu destanı, “dedelerimiz, ninelerimiz düşmanın nasıl bu topraklardan sürüldüğünü anlatmadılar mı” sizlere?

30 AĞUSTOS’A BORÇLUYUZ!
Bilesin ki, “30 Ağustos Zafer Bayramı” Türk Milleti’nin, tarih sahnesine yeniden çıkış destanıdır..
Bakınız, yine bir başka Cumhuriyet yazarı Falih Rıfkı Atay, ”Çankaya” adlı kitabında; ” Eğer bağımsız bir devlet kurmuşsak, hür vatandaş olmuşsak, şerefli insanlar gibi dolaşıyorsak, yurdumuzu Batı'nın, vicdanımızı ve kafamızı Doğu'nun pençesinden kurtarmışsak, şu denizlere bizim diye bakıyor, bu topraklarda ana bağrının sıcağını duyuyorsak, belki nefes alıyorsak, hepsini, her şeyi 30 Ağustos Zaferi'ne borçluyuz” diyor..
İşte, bizlerde bu köşede yazı yazabiliyor, sizleri bilgilendirebiliyorsak, “bunu Cumhuriyet dönemi öğretmenlerimizin vefasına ve bu dönemin yazarları Oktay Akbal, Ahmet Kabaklı, Ergun Göze, Oktay Ekşi, Aziz Nesin, Uğur Mumcu, Hasan Pulur, Rauf Tamer, Mehmet Niyazi Özdemir ile nicelerinin öğretilerine” borçluyuz..

BAŞKA NASIL ANLATAYIM Kİ?
“Vefasızlık” bizlere yakışmaz!
“Vurdumduymazlık ve nemelazımcılık”, hele hiç yakışmaz!
Türk’e durmak yakışmaz!
Türk önde, Türk ileri!
Zira, başka Türkiye yok!
Şurada, “İran’a, Afganistan’a, Suriye ve Irak, Libya ve diğer ülkelere bakarak, geleceğe hep beraber, iri, diri ve bir” hazırlanmalı ve kenetlenmeliyiz!
“Bunda mecburiyet olduğunu”, başka nasıl anlatayım ki?
30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun!