Geçtiğimiz günlerde açıklanan jandarma bülteni, Sakarya’da sadece rakamlardan ibaret olmayan, içi yakan ve hepimizi derin derin düşündürmesi gereken acı bir tabloyu gözler önüne serdi. 28 Ekim ile 1 Kasım tarihleri arasında, yani altı üstü 5 günlük bir zaman diliminde il genelinde adeta bir iş kazası fırtınası esti. Toplam 118 çalışanımız iş kazalarında yaralandı.

Fakat asıl korkutucu, asıl can sıkan ve insanın aklını zorlayan bilanço tek bir ilçemizde yoğunlaştı: Hendek!

Tam 115 insanımız… 115 emekçi, 115 can! Beş günde hastanelik oldu.

Rakamların diline bakmak bile durumun vahametini anlamak için yeterli. 28 Ekim’de 32 kişi, 29 Ekim’de—içlerinde Kurtköyü’nde ağaç kesimi yaparken yaralanan 61 yaşındaki G.K. amcamızın da bulunduğu—19 kişi, 31 Ekim Cumartesi günü tek bir günde tam 43 kişi ve 1 Kasım Pazar günü 21 kişi…

İnsan sormadan edemiyor: Hendek’te neler oluyor?

Bir ilçede 5 günde 115 işçinin hastanelik olması tesadüfle, şanssızlıkla ya da "kader" diyerek geçiştirilebilir mi? Bu kadar kısa sürede bu kadar yüksek bir sayıya ulaşılması, sanayi tesislerinde ve iş sahalarında ciddi bir denetimsizlik, tedbirsizlik veya iş güvenliği zafiyeti olduğunun açık bir göstergesi değil midir?

İş kazası dediğimiz şey, adı üstünde önceden tedbir alındığında büyük oranda engellenebilen olaylardır. Bir işçinin sabah evinden helalleşip çıkıp akşam hastane odasından ailesine haber göndermesi bu kadar kolay olmamalı. 43 kişinin aynı günde yaralandığı bir tablo, artık tekil kazaları değil, sistemsel bir alarmı işaret ediyor.

Buradan yetkililere ve işverenlere açıkça seslenmek gerekiyor: Hendek’teki fabrikalarda, üretim tesislerinde ve sahada iş güvenliği önlemleri ne kadar sıkı denetleniyor? İşçilerimizin canı, üretim çarklarının ve hız baskısının arasında heba mı ediliyor?

Bu tablo sıradan bir bülten haberi olarak arşivlerde unutulup gidemez. Hendek’te yaşanan bu fırtınanın arkasındaki ihmaller derhal mercek altına alınmalı, gerekli denetimler en üst seviyeden yapılmalı ve sorumlular hakkında gereken adımlar atılmalıdır.

Çünkü hiçbir üretim, hiçbir ciro ve hiçbir başarı; bir emekçinin tırnağından, dökülen kanından ve canından daha değerli değildir!