Adapazarı Garı’nın peronlarında durup rayların son bulduğu o noktaya bakarken içimden koca bir şehir tarihi geçti. Çocukluğumuzun heyecanı, gençliğimizin ayrılıkları, kavuşmalarımızın o ilk sarılış anları… Hepsi ama hepsi o beton peronların, o taş duvarların sinmiş hafızasında saklıydı.
Büyükşehir Belediyesi’nin “Ray Dönüşümü ve Yeşil Koridor” projesi kapsamında, Mithatpaşa ile Gar Meydanı arasındaki 2 kilometrelik hattın yer altına alınması için çalışmalar sürüyor. Raylar söküldü, kazılar başladı; şimdi ise sıranın Adapazarı Garı’ndaki peronların yıkımına geldiğini görmek, ne yalan söyleyeyim, göğsüme tatlı bir sızı oturtuyor.
Elbette değişim kaçınılmaz. Şehrin dokusunu modernleştirmek, trafiği rahatlatmak, yeşille içi çe bir koridor oluşturmak yarınlarımız için kıymetli adımlar. Yerin altından akacak yeni hatlar, belki şehre yeni bir nefes aldıracak. Modernleşmenin gereğini inkâr edecek değiliz.
Ancak bir şehrin ruhu sadece beton binalardan ya da asfalttan ibaret değildir; hafızasından müteşekkirdir. O peronlar, Sakarya’nın İstanbul’a, Türkiye’ye ve en önemlisi kendi geçmişine açılan kapısıydı. Banklarında kaç yolcu sabahladı, peron kenarlarında kaç el elveda demek için kalktı, kaç göz yaşlı bir kavuşmayı bekledi bilmek imkânsız. Şimdi o peronlar yıkılırken, aslında bir devre, bir kuşağın hatıra defterine de hürmetle veda ediyoruz.
Her veda yeni bir başlangıcın habercisidir derler. Umalım ki yerin altına inecek rayların üstünde yeşerecek o "Yeşil Koridor", yıkılan peronların bıraktığı boşluğu ve o sıcak nostaljiyi unutturmasın; Sakarya’mıza yakışır güzellikte bir geleceğin kapısını aralasın.
Güle güle emektar peronlar… Bu şehrin hafızasındaki yeriniz her zaman ayrı kalacak.