Şehrimizde ne zaman toplu taşıma konusu açılsa, yüzümüzü güldüren bir gelişmeden ziyade cebimizi yakan bir haberle karşı karşıya kalıyoruz. Son gelişme yine şaşırtmadı: Ulaşım Komisyonu, dolmuş ve minibüs ücretlerine yapılması planlanan zam talebini karara bağladı. Masadaki teklif net; sivil yolcu ücretinin 35 TL’den 40 TL’ye, öğrenci ücretinin ise 25 TL’den 30 TL’ye çıkarılması isteniyor. Teklif, 12 Ekim Pazartesi günü Büyükşehir Belediye Meclisi’nin gündemine gelecek ve büyük olasılıkla kabul edilecek.
Gelin, bu rakamlara lafı hiç dolandırmadan, bir Sakaryalı gözüyle bakalım.
Günde en az iki kez minibüse binmek zorunda olan bir çalışan, ay sonunda sadece şehir içi ulaşıma 2 bin 400 lira ayırmak zorunda kalacak. Evinden iki çocuk okula gönderen bir velinin her ay sadece yol parası olarak cebinden çıkacak tutarı hesaplamak bile insanı yoruyor. "5 lira zamdan ne olur?" deyip geçmek kolay; ancak mutfaktaki yangının, pazardaki etiketlerin üzerine eklenen her 5 lira, zaten kısıtlı bütçeyle ay sonunu getirmeye çalışan hemşehrimizin sırtına yeni bir yük bindiriyor.
Sürücü esnafının artan akaryakıt, bakım, sigorta ve yedek parça giderlerini elbette görmezden gelmiyoruz. Onlar da çarkı döndürmekte zorlanıyor, bunu anlamak güç değil. Ancak her maliyet artışında faturanın doğrudan vatandaşa kesilmesi ne kadar sürdürülebilir?
Özellikle öğrencilerimiz için durum ayrı bir hassasiyet gerektiriyor. Bu şehrin geleceği olan gençlerimizin okula gidip gelirken tek binişte 30 lira ödeyecek olması, eğitim hayatının üzerindeki mali baskıyı daha da artıracaktır. En azından öğrenci tarifesinde daha koruyucu ve makul bir denge kurulması bu kentin gençliğine borcudur.
Pazartesi günü toplanacak olan Sakarya Büyükşehir Belediye Meclisi üyelerine buradan seslenmek gerekiyor: Komisyondan gelen rakamları bir prosedürden ibaret görüp onaylamadan önce, Adapazarı'nın, Serdivan'ın, Erenler'in sokaklarındaki vatandaşın, asgari ücretlinin ve öğrencinin sesine kulak verin. Bu artışı bir kez daha değerlendirin.
Çünkü toplu taşıma bir lüks değil; bu şehirde yaşamanın, çalışmanın ve okumanın en temel hakkıdır.