Hiçbirine itibar edilmiyorsa da bu ülkenin nasıl yönetildiğine dair onlarca emare var. Son olarak da şu fon krizini bu kategoriye dahil edebiliriz. Yani aklı, öngörüsü, vicdanı olan herkes için, tek başına bu ülkenin iyi yönetilmediğinin turnusol kağıdıdır.
Biz yazınca pek karşılığı olmuyor. Dolayısıyla iktidar kanadından yükselen tepkiler üzerinden eleştirmek daha mantıklı.
Mesela Savcı Sayan. Kendini ‘halkın savcısı ve halkın vicdanı’ olarak tanımlıyor. Bize de ‘çok şükür bir savcı çıktı’ ironisi yapmak kalıyor.
“Fon krizi bağıra bağıra geldi. Peki, devletin ilgili kurumları neden önlem almadı? Hazine ve Maliye Bakanı neden “Ben uyardım.” demekle yetindi?
MASAK, SPK ve BDDK görevlerini neden yapmadı? Binlerce küçük yatırımcının mağduriyetine neden engel olunamadı” diyor ve okları BDDK’ya yöneltiyor; Emre Tezmen’in uzun süre randevu alamadığı BDDK Başkanı tarafından daha sonra çağrıldığı, Pusula Holding’e 10 milyar lira aktarmasının istendiği, Takasbank üzerinden çözüm sağlanacağı beklentisiyle parayı aktardığı, ancak beklenen ödeme yapılmayınca krizin patladığı iddiaları doğru mu?
Bu transferi kim istedi? Kim güvence verdi? Takasbank neden ödeme yapmadı?
Daha da vahimi, Emre Tezmen’in savcılık ifadesinde oyuna getirildiğini söylediği, şimdi de kendisine imkân tanınırsa mağduriyetleri giderebileceğini belirttiği ifade ediliyor.
Peki, sorumlular bu iddialara ne cevap verecek?
Emre Tezmen’in çözüm önerileri neden değerlendirilmiyor?
Bu yaşananlar basit bir ihmal mi, yoksa Türkiye ekonomisini ve Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef alan bilinçli bir organizasyon mu?
Devletimizin istihbarat ve yargı kurumları bu iddiaları bütün yönleriyle araştırmalıdır. MASAK, SPK, BDDK ve ekonomi yönetiminde sorumluluğu tespit edilen herkes hesap vermelidir. Bürokratsa koltuğundan alınmalı, siyasetçiyse partisinden ihraç edilmeli, suçluysa yargı önünde hesap vermelidir.”
Savcı Sayan bir başka paylaşımıyla sorularını sürdürüyor:
BDDK başkanına Sorularım kısa, net ve sıralı olacak. Emre Tezmen'i telefonla arayıp Pusula Holding ve Katılımevim’i satın almasını isteyip red cevabı aldınız mı? Emre Tezmen’i, fon krizinin patlamasından birkaç gün önce telefonla arayarak “Emre kardeş, gel birlikte bir kahve içelim.” dediniz mi? Bu görüşmede Emre Tezmen’den Pusula ve Katılımevimi kurtarmak için 20 milyar TL temin etmesini istediniz mi? Ve görüşmede kimler vardı?
Tera’yı batırmak pahasına Pusula ve Katılımevimi kurtarmaya çalıştığınız söyleniyor bu iddia doğru mu? 20 Milyar Karşılığında, “Pazartesi günü Takasbank’tan sana 35 milyar TL kredi vereceğim.” dediniz mi?
Emre Tezmen’in aktardığı iddia edilen 20 milyar TL’yi size yakın üst düzey bürokrat ve siyasilerin hisselerini kurtarmak için kullandığınız doğru mu?
Pazartesi günü Takasbank Emre Tezmen’e neden kredi vermedi? Mevzuat engelse bu söz nasıl, niçin verildi?
Pusula Holding’de %2,5, Katılımevim’de ise %4,5 oranında hissesi bulunan bir yakınınız veya akrabanız olduğu söyleniyor. Bu bilgi doğru mu?
Halkımıza ve Sayın Cumhurbaşkanımıza ihanet eden bu fon şebekesine bağlı firmaların faaliyetlerini daha önce takip ettiniz mi? Hazırladığınız bir rapor var mı? Varsa bu raporu ilgili bakan ve kurumlara sundunuz mu, bu kurumları olası riskler hakkında bilgilendirdiniz mi?
Bunlar son derece ağır ve vahim iddialardır. Kamuoyu sizden bu iddialarla ilgili bir cevap beklemektedir.
Sayın Başkan, iki gündür doğrudan şahsınıza yönelttiğim sorulara hâlâ cevap vermediniz.
Öncelikle bu sorularımı açık, net ve belgeleriyle cevaplamanızı bekliyorum. Çünkü cevap bekleyen çok daha ciddi sorularım var. İktisat Katılım Bankası’nın kuruluşuna nasıl izin verildiği, İktisat katılımın sermayesinin akıbeti, Pusula’nın kapalı fonlarına aktarıldığı iddia edilen milyarlarca lira, Katılımevim’den ve Birevim’den Pusula Portföy Üçüncü Hisse Senedi Serbest Fonu (PCS) ile bağlantısı hakkında açıklığa kavuşturulması gereken önemli hususlar bulunuyor.
Üstelik mesele bunlarla da sınırlı değil! SPK yaptırımları, Muhammed Yarız ismi, Birevim ortaklığı ve bu ortaklığa verilen izinlerin arka planı da ayrıca mercek altına alınması gereken konular arasında. Fon krizinin ardından intihar ederek hayatını kaybeden Adil Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Ali Emre Ballı ile olası iş ilişkileriniz, Bayburt’taki faaliyetler, Katılımevim, Pusula ve BDDK’ya hizmet vermesi için sizin tarafınızdan planlandığı iddia edilen çağrı merkezi binasının yapımıyla ilgili facia, finansmanı ve bu süreçte devreye giren kişiler hakkında da kamuoyunun bilmesi gereken hususlar var.
Sayın Kavcıoğlu, önce iki gündür sorduğum sorulara cevap verin. Mahkeme tehdidiyle bu soruların üzeri örtülemez.”
Bu arada AKP içinden de Savcı Sayan’a destek var ki bu destek sorunun çözümü noktasında bizi umutlandırıyor.