RTÜK Başkanı “Ana haber bültenlerinde çok sayıda şiddet içeriğine yer verildiği ve haber sunucularının tarafsızlıktan uzak, maksatlı yorumlar yaptığı tespit edilmiştir. Haber bültenlerinde şiddet içerikli görüntü ve seslerin dışında yayınlanan haberlerde de ülkemizde olumlu olaylar olmadığı algısı yaratılıp vatandaşlarımızın karamsarlığa ve yalnızlığa düşürülmek istendiği görülmektedir. Ülkemizde enerji, savunma sanayi, yerli ve milli teknoloji, sanat, kültür ve spor olmak üzere birçok alanda başarılı çalışmalar ortadayken; karamsarlık aşılayan, 'yandık, bittik, mahvolduk' haberciliğinin kimseye bir faydası da yoktur” diyerek medyayı uyardı.
Bence çok haklı ve yerinde bir uyarı!
Bu tür haberler hem ülkemizin olumsuz tanıtımına hem de vatandaş olarak ruh sağlığımızın bozulmasına sebep oluyor.
Tabii ki bunun hiç kimseye faydası yok.
Medya, biraz da Pollyanna gibi davranmalı, Pollyanna gibi vatandaşlarımıza bardağın dolu tarafını işaret etmeli.
Vatandaş da ‘öldük, bittik’ demeyi bırakıp Pollyanna gibi kaybedilen herhangi bir şey için üzülmek yerine elindekilerle yetinmeyi ve azla mutlu olmayı öğrenmeli.
Ne demiş atalarımız; ‘her şerrin ardında bir hayır vardır.’
Elin kafiri Pollyanna bile sabretmeyi, şükretmeyi, azla yetinmeyi biliyor. Anasına tecavüz edildiği haberinden bile ‘ne güzel desenize bir kardeşim olacak’ gibi anlam çıkarıp mutlu olmaya bakarken, biz inanan insanlara karamsarlık hiç yakışmıyor!
Sonra, çok uzağa gitmemize gerek yok. Bizim yerli ve milli Temel’i örnek alamaz mıyız?
Mesela şu örnekte olduğu gibi; Temel paraya kıyıp sözde çok iyi bir yarış atı alır.
At, çıktığı ilk yarışta en arkada nal toplarken, İdris seslenir; Ula ne oldi senin ata?
Temel gayet sakin; “Ula görmüyor musun? Benim at bütün atları önüne katmış kovaliyi, aslanum benim” diyemez miyiz?
Pek çok alanda dünya lideriyiz, bazılarında da birinciliği zorluyoruz.
Bazı konularda Temel’in atı misali alayını önümüze almış kovalıyoruz.
2024 Hukuk Devleti Endeksinde 142 ülke arasında 117. sıradayız mesela. Ama biraz daha gayret ederek kalan 24 ülkeyi de önümüze katıp kovalayabiliriz.
RTÜK Başkanı, Dünya Basın Özgürlüğü sıralamasında Kongo, Sudan, Ürdün, hatta Kenya, hatta Burkina Faso, hatta Nijerya gibi ülkelerin altında, dünyada 158. sırada olmamıza üzülüyor, kendince altımızdaki ülkeleri önümüze katıp kovalamanın hesaplarını yapıyor, haklı olarak.
Türkiye’nin aylık gıda enflasyonu dünya ortalamasının 8 katı… Bu konuda hiç kimse elimize su dökemiyor, daha he istiyorsunuz?
OECD’nin son raporlarına göre, emekli maaşlarında dünya sıralamasında 1.4 milyar nüfuslu Hindistan’ın bir sıra önündeyiz, yani sondan ikinciyiz. Biraz daha gayretle Hindistan’ı da önümüze katıp kovalayabiliriz.
Bakın bir başarı hikayemiz var; Dünyadaki 193 ülke arasında en yüksek enflasyona sahip ülkeyiz, şampiyonuz yahu!
Dünyada en çok fakirleşen 5. ülkeyiz ama bu gidişle Zimbabwe, Güney Sudan, Arjantin ve Suriye geçmemiz an meselesi…
Sovyetlerin dağılmasının ardından başlayan ‘Nataşa’ akınında, bizi en çok şaşırtan alayının üniversite mezunu olmalarıydı.
Yahu adamların hayat kadınları bile üniversite mezunu diye hayret ederdik.
Artık hiç kimseye hayret ve gıpta etmemize gerek kalmadı.
Üniversite diplomalı kasiyer, çoban, motokurye, güvenlikçi, temizlikçi, seyyar köftecilerimiz var.
Hepsini geçin, bugün Almanya’da bulaşıkçılık yapan beyin cerrahı kadınlarımız var bizim.
Eskiden ancak vasıfsız eleman gönderebildiğimiz Avrupa’ya bugün ‘beyin’ ihraç ediyoruz.
Bakın, Robert Kolej'den bu yıl mezun olan 218 gençten 159'u, Alman Lisesi'nin 114 mezunundan 113'ü, İstanbul Erkek Lisesi'nin 155 mezunundan 146'sı, Saint Benoit Lisesi mezunu 132 öğrencinin tamamı yurt dışını tercih etmiş.
Hasılı, bu ülkede bardağın dolu tarafı daha fazla ama hain medya ısrarla bardağın boş kısmından yola çıkarak algı operasyonu yapıyor, huzurumuzu bozuyor, bizi dünyaya rezil ediyor.
Derhal kapatıla!