GÜÇLÜ bir imparatorluğun sultanı ava çıkar. Yanına da sarayın en bilge kişisini götürür. Ormanda kısa bir yürüyüşten sonra bir av çıkar karşılarına. Sultan büyük bir heyecanla sadaktan çıkardığı oku yayına yerleştirir ve geyiğe nişan alır... Fakat olacağı varmış ya, ok sultanın bir parmağını da birlikte götürür. Kudretli sultan büyük bir acıyla feryat ederken, yanındaki bilge kişi şöyle konuşur;

“Vardır bir hayrı sultanım!”

Sultan, yanındaki bilge kişinin bu sözlerine fena halde içerlenir ve etrafındaki adamlarına şu emri verir;

“Bunun ne hayrı olacakmış be hey gafil! Parmağım gitmiş, sen, (Vardır bir hayrı!) diyorsun... Atın şunu zindana da görsün hayrını!”

VARDIR BİR HAYRI

BİLGE kişi, Sultanın bu emri ile zindana giderken yine aynı cümleyi tekrarlar;

“Vardır bir hayrı sultanım...”

Sultan, bilge kişinin bu sözüne de kızar fakat sesini çıkarmaz...

Ertesi gün tekrar ava çıkan Sultan, haliyle bilge kişiye zindan cezası verdiği için, onu götürmez... Fakat bu defa da ormanda insan eti yiyen yamyamların tuzağına düşer.

İnsan eti yiyen yamyam topluluğu, sultanı tam kazana koyarken, parmaklarından birinin eksik olduğunu fark eder ve sultanı yemekten vazgeçer. Onların inançlarına göre, bir uzvu eksik olan insanın eti yenmiyormuş...

KOPAN PARMAK SAYESİNDE

SULTAN, ölmekten son anda kurtulduğu için, zindan cezası verdiği o bilge kişinin sözünü hatırlar;

“Vardır bir hayrı sultanım!”

Saraya dönen Sultan, adamlarına, zindana attığı bilge kişiyi yanına getirmelerini emreder.

Bilge kişi yanına gelince, Sultan ona şu soruyu sorar;

“Seninle ava çıktığımızda parmağım kopunca (Vardır bir hayrı) demiştin, gerçekten bir hayrı varmış ki, bugün kopan parmağım sayesinde hayattayım... Pekiyi sana zindan cezası verirken de (Vardır bir hayrı) diye konuştun, neden?”

Bilge kişi, Sultanın bu sualine karşılık şu cevabı verir;

“Sultanım, siz parmağınız koptuğu için kurtuldunuz. Sözüme kızdığınız için beni zindana attırdınız. Eğer beni zindana atmasaydınız, ben de sizinle birlikte ava gelecektim ve bu yamyamların eline düşecektim!”

Sultan, bilge kişiyi affetmiş ve ömür boyu yanından hiç ayırmamış...

BİNLERCE TEŞEKKÜR

DEĞERLİ okuyucularım... Geride kalan iki aylık bir süreçte bir sağlık sorunu yaşadım... Ciddi bir beyin ameliyatı geçirdim. Çok şükür, Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin mahir hekimlerinin eliyle kendime geldim. Operatör Doktor Nurettin Batıhan Üye ve ekibi ve dualarınız sayesinde hayattayım.

Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin tüm çalışanlarına, bana ve tüm hastalara gösterdikleri ilgi için çok teşekkür ediyorum... Ambulansla hastaneye kaldırırken ve hastanedeki MR, Tomogrofi ve tahlil aşamasında yeğenim Ozan Acar’ın olağanüstü çabasına, kardeşlerim, Mustafa, Şemsettin, Nizam ve Mehmet Acar’a, kız kerdişlirum Mahmuriye ve Nermin’e teşekkür ediyorum. Ameliyat esnasında hastanede bekleyen, sonra evime gelen, telefon ve mesajlarla “Geçmiş olsun” dileklerini ileten tüm akraba ve dostlara ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bana bir çocuk titizliğiyle bakan eşim Nurten Hanım’a, gelinim Esra Acar’a, dünürüm Sezayi Kocamaz’a, çocuklarım, Çağrı, Gözde ve Orhun Enes’e, beni hiç yalnız bırakmayan meslektaşlarıma, Akyazı 1976 Mezunu liseli arkadaşlarıma, komşu ve akrabalarıma ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Yattığım odaya günde 3 öğün yemek getiren, odamı günde 3 kez tepeden tırnağa temizleyen hastane yönetimine minnettarım.

CEBİMDEN 5 KURUŞ ÇIKMADI

AMELİYAT ve hastane safahatında elimi cebime atmadım. Bu ameliyatı özel bir hastanede yaptırmış olsaydım, milyonlarca para ödemem gerekirdi; her zaman gönülden bağlı olduğum Devletim sağ olsun...

Bu esnada yine Bizim SAKARYA Gazetesi’nin değerli yazarlarından Erol Afşar hocam da bir beyin kanaması geçirmiş... Bildiğim kadarıyla şu an tedavisi devam ediyor. Ona da acil şifalar diliyorum.

Şu an hastanelerde şifa bekleyen tüm hastalara, Mevlâ’m, Şafi ismi hürmetine acil şifalar versin inşallah... İyi günlerde buluşmak dileğiyle...

Hoşça kalın...

*********************

ANLAMLI SÖZ

“Beni Türk doktorlarına emanet ediniz...”

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK