GAZZE’DEN bahsetmek istiyorum. Çünkü dünya, ABD ile İran, Rusya ile Ukrayna arasındaki amansız savaşı konuşurken, Gazze’de katliam devam ediyor.
7 Ekim 2023’te yaklaşık 2.5 milyon nüfusa sahip olan Gazze’de bugün sadece 400 bine yakın insan yaşamaya çalışıyor. Çünkü2 milyona yakın insan zorla başka topraklara kaçmak zorunda bırakıldı. Geride kalanlardan 75-80 bine yakını katledilirken, sağ kalanlar da zalim İsrail’in baskısı ve zulmü altında yaşam mücadelesi veriyor.
Arkasına Siyonizmin ve Haçlı zihniyetinin tüm güçlerini alan İsrail, sadece Gazze’ye değil, yakınındaki komşular ı Lübnan ve Suriye topraklarını da bomba yağdırıyor!
Doğu Akdeniz kıyısında yaklaşık 10 kilometre genişliğinde, 80 kilometre uzunluğunda “Gazze Şeridi” denen bir bölge, bundan 3 yıl önce dünyanın en mutlu bölgelerinden biriydi.
YIKINTILAR ARASINDA
İŞTE bu bölgede artık uçurtmalar uçmuyor! Çocuklar saklambaç oynamıyor... Oynamak ne kelime; mutlu bir şekilde yataklarından uyanamıyorlar!
Onların “kalk işareti” bombalar, füzeler ve patlayan binalar...
Birçoğu yetişkinliğe eremeden hayatını kaybediyor... Zalim İsrail’in soykırımı altında birçok çocuk daha 1 yaşına gelmeden ölüm ile tanışıyor.
Yıkıntılar arasındakileri saymazsak, şu ana kadar 75.382 ölü, 174bin 236 yaralı var. Ve bu ölenlerin arasında ne yazık ki, 21.500’ü çocuk. Bu ölen çocukların arasında 1022’si henüz yaşını doldurmamış, 522’si ise bombalama anında doğup, aynı anda hayatını kaybetmiş! Yani “sıfır” ömür!
Acı tabloya bakar mısınız?
DÜNYANIN GÖZÜ ÖNÜNDE
VE bütün bu vahşet, tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşiyor. Şu anda her şeye rağmen doğup büyüdükleri yerde kalma iradesi sergileyen 400 bin civarında Filistinli yıkıntılar arasında yaşam mücadelesi veriyor. Bu sayının yaklaşık %30’u da henüz çocuk yaşta!
Bu topraklarda yaşamaya çalışan çocukların görevi ellerinde tencerelerle, uluslararası yardım kuruluşlarının çadırlarından evlerine çorba taşımak.
Düşünsenize, birileri gelmiş sizi, doğup büyümeye çalıştığınız ata topraklarından çıkarmaya çalışıyor. Ve bunun için orantısız güç kullanıyor, evinizi barkınızı üzerinize yıkıyor. Yıkıntılar arasında kendisine yaşam koridoru bulan insanlar şanslı sayılıyor bu topraklarda!
GÖRMEYEN GÖZLER!
NE yazık ki, katil İsrail’in bu hâlâ insafsızca devam eden zulmü karşısında insanlık, “devekuşu” misali başını kuma gömmüş; gömmeyenler de “üç maymunu” oynuyor!
İnsanlık ölmüş!
57 İslam ülkesi “maşallah” derin uykuda; ciddi bir kınama ve tepileri yok henüz... Daha ne kadar insanın ölmesini, çocukların katledilmesini bekliyorsunuz?
Başta ABD olmak üzere tüm Emperyalizmi karşısına almak bahasına ciddi tepki koyan İspanya kadar olamadı bunca İslam devletleri... Olmak bir yana, aralarında İsrail’in bu zulmüne lojistik ve istihbarat destekleri sunan, silah materyale satan İslâm ülkeleri de var ne yazık ki!
Galata Köprüsü’nde, “dostlar alış-verişte görsün” misali etkisiz etkinlikler yapanlar, lafla “peynir gemisi” yürütenler!
BU TOPRAKLARDA ÇOCUK OLMAK!
ÇOCUKLARIN elinde değil... Zengin köşklerde, saraylarda, hanlarda doğmak da var kaderde; böyle yıkıntılar arasında doğmak da...
Yüz yaşına kadar mutlu, bahtiyar yaşamak da var kaderde, böyle daha yaşına bile girmeden ölümün soğuk yüzü ile tanışmak var!
Lüks bir yaşamın sana sunduğu mutlu bir hayatı yaşamak da var; evine bir tas çorba taşımak için bomba sesleri arasında olmadık cambazlıklar sergileyerek ölüme meydan okumak da var!
İşte, Gazze denilen bu bölgede, yıkıntılar arasında yaşamaya mahkûm edilen çocuklar, 200 civarındaki devletin ve bunca insanlık teşkilatının, etkisiz ve cılız tepkileri arasında yaşam mücadelesi veriyor!

TARİKATLAR, CEMAATLER NEREDE?
BU topraklarda doğan çocuklar büyüyemiyor! Bu toprakların çocukları uçurtma uçurtamıyor, saklambaç oynayamıyor! Bırakın oynamayı, sağlık ve eğitim hizmetleri dahi alamıyor! Çünkü katil İsrail, “savaş suçu” sayılmasına rağmen, hastaneleri ve eğitim yuvalarını da vuruyor!
Gazze’de tüm bunlar yaşanırken, Müslümanlığı kimselere kaptırmayan bunca tarikat ve cemaat “derin” sessizliğini devam ettiriyor. Çocuklar ölürken, onlar, Allah’ın dinini kullanarak insanları aldatma, haksız kazançlar elde etme, dünyalıklarını kurma, arada dünya malını bölüşememe yüzünden “mitos” gibi bölünme ve ayrı başkentler ilan etme ve kul-köle oldukları kumanda merkezlerinin gölgesinde kendilerine meşru alanlar oluşturmak için olmadık şaklabanlıklar peşinde.
Bu adaletsizlik karşısında sessiz kalanlar, sıra kendilerine gelince acaba sığınacakları ya da haklarını arayacakları bir merci kalacak mı?
****************
ANLAMLI SÖZ
“Ne ölümün hüznü var ne de hayatın neşesi... ‘Nasılsın?’ samimiyetsizliği ile ‘İyiyim’ sahtekârlığı arasında bir yerdeyiz...”
CAHİT SITKI TARANCI
.