Türkiye İstatistik Kurumu’nun aralık ayı enflasyon verilerini açıklamasıyla yıllık enflasyonda ortaya çıktı. Yıllık enflasyon: yüzde 36,08…
Bu oran son 19 yılın zirvesi ve yine 2002 yıllarına dönüşün de simgesi…
Bu arada Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) yıllık enflasyonu yüzde 82,81 olarak açıkladı ama bunun bize bir faydası olmayacak, ekonominin gidişatı ve ücretlerin belirlenmesi TÜİK enflasyon oranı üzerinden yapılacak.
Gerçek enflasyonunu bile gizleyen bir iktidar, seçmen nezdinde itibar kaybetmekle kalmayacak, piyasalar ve yatırımcılar bakımından da güven kaybetmeye devam edecek.
Oysa ekonomide en önemli unsurdur ‘güven’…
Vatandaş size güvenecek ki yatırımlarını dövize kaydırmasın ve böylece döviz artmasın, yatırımcılar size güvenecek ki ülkenize yatırım gelsin.
TÜİK’in ilan ettiği enflasyon verileriyle birlikte memur ve memur emeklilerine verilecek enflasyon farkıyla işçi, esnaf ve çiftçi emeklilerinin aylıklarına yapılacak zam oranları da kesinleşti.
Buna göre memur ve memur emeklileri bu aydan itibaren yüzde 5 toplu sözleşme zammının yanı sıra yüzde 22,248 de enflasyon farkı alacak. Böylece maaş ve aylıklara yapılacak toplam zam oranı yüzde 27,48 olacak.
Yeni zamlarla birlikte En düşük memur maaşı 4 bin 444 liradan 5 bin 665 liraya, en düşük memur emeklisi aylığı 3 bin 166 liradan 4 bin 37 liraya çıktı.
Eski SSK'lı ve Bağ-Kur'lu emeklilerin aylıklarına ise toplu sözleşme zammı verilmiyor.
Bu emeklilerin aylıklarına sadece geçmiş 6 aylık enflasyon oranı kadar yani yüzde 25,48 oranında zam yapıldı.
Böylece en düşük işçi emeklisinin aylığı bin 626 liradan 2 bin 41 liraya, en düşük esnaf emeklisinin aylığı bin 764 liradan 2 bin 214 liraya, en düşük çiftçi emeklisinin aylığı da bin 663 liradan 2 bin 87 liraya çıktı.

Bu artışlar TÜİK’in açıkladığı orana göre yapılacak artışlar, bunun yanında iktidarın, memur ve emeklilere bu zamların dışında ek zam yapma sözü verdiğini de unutmayalım.
Ağanın eli tutulmaz misali, asgari ücrette olduğu gibi bir Saray artışı da gelebilir.
Nitekim bugün Cumhurbaşkanlığı kabinesi toplanacak, muhtemelen ek zam sözünün yerine getirilmesine yönelik bir değerlendirme de yapılacaktır.
Dün, yeni yılın ilk iş günüydü malumunuz.
Bu yazının yazıldığı sıralarda ilk iş gününün yansımaları başlamıştı.
2022’ye iğneden ipliğe, köprü geçiş ücretlerinden elektrik ve doğalgaza kadar tarihi zamlarla giren Türkiye’de piyasaların açılmasıyla birlikte döviz kurların da sert yükseleceği bekleniyordu.
Nitekim, örtülü döviz satışları ve kur korumalı mevduat uygulamasıyla 10,27’ye kadar gerileyen dolar şu an itibariyle 13 buçuk-14 lira arasında geziyor.
Euro ise 16 seviyelerinde…
Ve ekmekten de kötü haber geldi. ‘Gerekirse ekmek soğan yer, bu krizi atlatırız’ diyen bir siyasetçi vardı hatırlarsınız. Artık o da hayal olacak gibi…
Toprak Mahsulleri Ofisi, Ocak ayında arpanın 2.550 lira, ekmeklik buğdayın 3.225–3.275 lira, makarnalık buğdayın 3.900-3.950 lira, mısır fiyatının 2.950 liraya satılacağı belirtildi.
Arpa 2.000 liradan 2.550’ye, ekmeklik buğday 2.625-2.675 liradan 3.225-3.275 liraya, makarnalık buğday 3.200-3.250 liradan 3.900-3.950 liraya, mısır fiyatı 2.500 liradan 2.950 liraya çıktı.
Bu ekmek fiyatlarına en az yüzde 25 zam demektir.
En az diyorum çünkü geçtiğimiz yıl sonu yaşanan krize rağmen ekmek artmamıştı. Buna bir de geciken zammı ekleyeceğiz demektir.
Nitekim kısa bir süre önce görüştüğüm Konfederasyon Başkanı Halil İbrahim Balcı, geçtiğimiz Aralık ayında 5 tane ekmek fırının kapandığını, böyle giderse bu sayının artacağını söylemişti.
Fırıncılar, ekmek satış fiyatının artan maliyetleri bile karşılamadığını belirtiyordu ki bu artışla baş edebilmeleri pek mümkün görünmüyor.
TMO’nun açıkladığı bu artış sadece ekmekle sınırlı değil malumunuz. Bu artış besicileri de etkilediği için et, süt yumurta fiyatlarında da bir en az TMO’nun zammı kadar bir artış söz konusu olacak.
İktidar marketleri baskı altına aladursun, temel girdi fiyatları arttıkça bu bir çözüm olmayacak.
En fazla topu üreticiye ve toptan/perakende satıcıya atmakla kurtulduklarını sanacaklar ama o iş öyle değil.
Vatandaş bütün bu artışların sebebini artık biliyor, görüyor.
Vatandaş ekonomi konuşurken ‘dolar arttı’ demiyor artık, Türk Lirasının değer kaybettiğini, buna paralel olarak da alım gücünün gitgide azaldığının farkında…
Vatandaş artık ‘dış güçlerin oyunu’ masalına da inanmıyor ve soruyor;
“Yılbaşı gecesi, yeni yılın ilk saniyelerinde elektrik ve doğalgaza kallavi bir zam geldi. Dış güçler Noel tatilindeydi, alayı sarhoştu. Ne ara ayıldılar da yaptılar bunca zammı?”
TÜİK ENFLASYON AÇIKLAMASINA TEPKİLER
KESK; HAKLILIĞIMIZ TEYİT EDİLDİ
KESK, geçtiğimiz hafta, artık inandırıcılığı pek kalmayan TÜİK hakkında, enflasyonu olduğundan düşük hesapladığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulunmuş, başkan ve yöneticilerinin ‘resmi evrakta sahtecilik’ suçundan cezalandırılmasını talep etmişti.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdikleri suç duyurusu dilekçesi şöyleydi:
“İstatistik bilimi ve tabii ki TÜİK, oldukça önemli ve ikamesi olmayan veriler üretmektedir.
Bu istatistik veriler sayesinde devlet, daha adaletli bir şekilde karar alıcı ve denetleyici görevini yerine getirebilir. Tüm karar alma süreçlerini etkileyen istatistiklerin ve istatistiki yöntemlerin bakanlılarda ve kamu kurumlarında kullanılması olmazsa olmaz kuralıdır. İstatistiki bilgi olmadan devletin gelecek planlaması, etki analizi, denetleme görevi ve yatırım planlaması görevlerini yürütmesi düşünülemez.

Devlet kurumlarından biri olan TÜİK’in görevlerinin en başında da ürettiği istatistiklerde adaletli olması gerekir. Bu adaleti de ürettiği istatistik göstergeleri güvenilir, yansız, kaliteli, uluslararası standartlara uygun, kıyaslanabilir, tutarlı, güncel ve toplumun ihtiyaç duyduğu verileri üretilmesi sayesinde sağlayabilir. Bu nedenle TÜİK’in ürettiği enflasyon rakamları da devletin ekonomik anlamda daha adil yönetilmesi için gerekli verilerden biridir.
Enflasyon, mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki değişim oranlarının izlenmesinde, ödeme sözleşmelerinin vade farklarının hesaplanmasında, satın alma gücü değişiminin bulunmasında, ekonomik ya da parasal değer serilerinin deflate reel değerinin bulunmasında, verimlilik, karlılık ve muhasebe hesaplarında, Merkez Bankası’nın para politikalarında, hükümetlerin alacağı ekonomik tedbirlerin belirlenmesinde, ekonominin gidişat için bir gösterge olmasında, hükümetlerin ekonomik politikalarının belirlenmesinde, ücretlerin ve fiyatların ayarlanmasında, milli muhasebe hesaplarında, fiyat analizlerinde, ticari faaliyetlerin yönlendirilmesinde, kira kontratlarının artış oranlarının belirlenmesinde gösterge olarak kullanılmaktadır. Ancak TÜİK verilerine kamuoyunda güven kalmamıştır. TÜİK verilerine güven 2003 yılından itibaren adım adım düşerek bugün hiç kalmamış olacak ki sadece bir şirketin değil, birçok kamuoyu araştırma şirketinin yaptığı anketlerde, yurttaşlarımız yüzde 70’in üzerinde bir sonuç ile kurumun açıkladığı rakamlara inanmadığını ortaya koymaktadır. Bazı özel araştırma şirketlerine göre halkın yüzde 79’u resmi enflasyon rakamına inanmıyor. Halkın yüzde 43’ü ise enflasyon rakamlarının yüzde 40’ın üzerinde olduğuna inanıyor.
Ayrıca Aralık 2020’de TÜİK tarafından açıklanan resmi enflasyon her ne kadar yüzde 14,60 olsa da bir de hissedilen enflasyon var. 2021 yılı başında TÜİK, düşük gelirlilerin hissettiği enflasyonun en düşük yüzde 22 olduğunu açıkladı ve hükümet de bunu kabul ederek 2021 yılı başında asgari ücrete yüzde 21 zam yapmıştı. Bu durum 2021 yılında da devam etmektedir. Resmi yıllık enflasyon her ne kadar Kasım 2021’de yüzde 21,31 olsa da hükümet, 2022 yılında geçerli olacak asgari ücrete yüzde 50,4 oranında zam yapmıştır. 2020 Aralık-2021 Aralık arasındaki dolar kuru artışı, tüm dalgalanmalar göz ardı edilse bile yüzde 51,11’dir.
Merkez Bankası’nın 50 katılımcıyla gerçekleştirdiği anket de enflasyon için fikir veriyor. 2021 yılında TÜFE beklentisi, bu anket döneminde yüzde 23,85 olarak açıklanmıştır. Öte yandan, Ekim 2021 de Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE) yıllık yüzde 34,26 ve Kasım 2021 Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) yıllık yüzde 24,35 artması ile Sanayii Yİ-ÜFE yıllık rakamının yüzde 54,62 olması da göz önüne alındığında, TÜİK'in açıkladığı rakamlar arasında bile enflasyon çelişkisi kamuoyunun TÜİK'e olan güvenini iyice yitirmesine neden olmaktadır.
TÜİK tarafından 03/12/2021 tarihinde açıklanan enflasyon oranlarının gerçeği yansıtmadığı açıkça ortadadır. Tüm yurttaşların derinden hissettiği ekonomik krizin siyasi etkilerini azaltmak amacıyla objektif olması gereken kurumun, enflasyon oranını gerçeğe aykırı olarak düzenleyip kamuoyuna açıklaması kurumun ilkeleri ile de bağdaşmamaktadır. Oysa TÜİK' in görevi gerçek rakamları açıklamaktır. Ülkemizde yurttaşlarımızın hissettiği yıllık enflasyon oranı (TÜFE) yüzde 50'nin üzerinde iken TÜİK tarafından kasım ayı verilerine göre yıllık enflasyon oranı yüzde 21,31 olarak açıklanmıştır.
TÜİK, kamu gücü ve kamu kaynaklarını kullanarak elde ettiği verileri, gerçeğe aykırı olarak işlemektedir. Bağımız ve tarafsız, alanında uzman ekonomist bilirkişilerce hesaplanacak olan gerçek enflasyon oranları, TÜİK yetkilileri tarafından resmi belgede sahtecilik suçunun işlendiğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyacaktır.
Savcılığınız tarafından, bahsi geçen suç şüphesi üzerine soruşturma başlatılması ve gerçek enflasyon oranlarının alanında uzman bilirkişilerce hesaplatılması talebimizdir.
Şikayetimize konu belgeleri düzenleme yetkisi TÜİK’e kanunla verilmiştir. Bu nedenle bu konuda tekel olan TÜİK’in verileri, sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğindedir. Bu yönüyle işlenen suç, TCK 204/2,3 gereğince cezalandırılmalıdır.
Perşembenin gelişini Çarşambadan tahmin edip harekete geçen KESK, son enflasyon açıklamasına da şöyle tepki koydu:
“Bağımsız iktisatçılardan oluşan ENAG enflasyon verisi, Aralık TÜFE yüzde 19.35, yıllık yüzde 82.81.
TÜİK verisi Aralık TÜFE yüzde 13,58, yıllık yüzde 36,08...
26 Temmuz tarihinde yüzde 43,5 artış yapılması yönündeki TİS teklifimizin bir kez daha ne kadar gerçekçi olduğu anlaşılmıştır.”
KAMU-SEN; 2022 SÜRDÜRÜLEMEZ BİR YIL OLACAK
“2021 yılının enflasyon rakamı belli oldu. Buna göre memurlarımıza geçen yılın ikinci yarısı için verilen %3’lük zam da henüz almadıkları 2022 yılı ilk ve ikinci yarı yıl zamları da sadece aralık ayında yaşanan enflasyon karşısında eridi, yok oldu.
Buna göre memur maaşları geçen altı ayda verilen %3 zam düşüldüğünde resmi olarak %22,46 eridi. Böylece memur ve emeklilere ocak ayında %22,46 enflasyon farkı ortaya çıktı.
Üstelik bu enflasyona yılbaşı gecesi yapılan doğalgaz, elektrik ve akaryakıt fiyatları ile vergi, harçlar ve ulaşıma gelen zamlar da dahil değil. Enflasyon rakamlarına, son yapılan zamlar eklendiğinde cebimize yansıyan gerçek enflasyonun %36,08’in kat be kat üzerinde olduğu ortaya çıkıyor.
Uzun zamandan beri döviz kurlarında yaşanan artışın enflasyonu tetikleyeceğini ifade etmekteydik. Görülüyor ki, döviz kurundaki artış hayatımızın her alanında fiyatları doğrudan etkiliyor.
Artık aylık enflasyonun çift haneli rakamlara ulaştığı bu dönemde memurlara ve emeklilere 6 ay için %5 zam yapmak hiçbir vicdana sığmaz. Ortaya çıkan enflasyon farkını bir lütufmuş yeni bir zammış gibi göstermek doğru değildir. Enflasyon farkı memur ve emeklilerin 2021 yılında eriyen maaşlarının geç kalmış ve yetersiz bir telafisidir.
- ifade ediyorum ki, enflasyon farkı bir zam değildir. Yaşanan fiyat artışları karşısında sıkıntı yaşayan memur ve emeklinin, kuşa dönen maaşlarına 6 ay önce yapılması gereken zammın gecikmiş bir telafisidir. Enflasyon farkı sıfır zam demektir.
Bütün bu rakamlar 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin toplu sözleşmenin daha başlamadan hükmünü yitirdiğini gösteriyor. Bu ekonomik şartlar altında bu maaşlar hakkaniyet, adalet ve ekonomik gerçeklerle bağdaşmıyor. Birçok kesim için destekler getirildi, memurlar da kendileri için bir destek bekliyor.

En düşük memur maşı asgari ücretin bile altında kalmak üzere. Yetkililer taleplerimizi görmezden gelirse 2022, memur ve emekli için sürdürülemez bir yıl olacak.
Bu enflasyon rakamları karşısında tarafların bir araya gelmesi, 2022 ve 2023 yılı zamlarının yeni ekonomik gerçekler ışığında belirlenmesi kaçınılmaz olmuştur. Bunu sağlamanın yolu memurlara ve emeklilere gerçek anlamda maaş artışı getirecek ek zam ve refah payı talebimizin hayat bulmasından geçmektedir.
Memur ve emeklilerimiz için artık bıçak kemiğe dayanmış, bu bütçeyle yaşamak imkânsız hale gelmiştir. Ek zam ve refah payı olmadan, %5+7 ile 2022 yılının sonu, memur ve emekli için karanlıktır”
EKONOMİSTLERİN TÜİK TEPKİSİ;
KERİM ROTA; TÜİK'e göre enflasyon %19.89 iken; Tavuk eti %68 Makarna %49 Süt ve yoğurt %37 Yumurta %47 Margarin %50 Patates %70 artmış, Yurtdışı tatil %4 Resmî evrak ücreti %58 düşmüş. Kendi enflasyonunuzu TÜİK'e uydurmak için, hemen pasaport çıkarıp yurtdışı tatile gitmeniz gerekiyor…
MUSTAFA SÖNMEZ; Yİ ÜFE 12 aylık ort % 36. Bu, 2022 yılındaki pek çok vergi kalemi, harç ve damga vergisi ile trafik para cezaları, değerli kağıt bedelleri artışında uygulanacak 2021 yılı Yeniden Değerleme Oranı demek. Bir düzenleme gelmezse yandı gülüm keten helva!
Uğur Gürses: Bu döngünün kaybedeni, kendini enflasyona karşı koruma şansı olmayan ve harcanabilir geliri bu enflasyonla budanan ve giderek daha fazla yoksullaşan 15 milyonu aşan yoksul kesim olacak.
AYKUT ERDOĞDU; Önce enflasyonu düşük açıkla… Sonra faizi enflasyondan daha düşük belirle… Sonra KGF’li kredi dağıt… Kredi alanlar döviz ve gayri menkul alsın… Kur uçsun… Enflasyon uçsun… Faiz uçsun… Sonra başa dön… Bu döngüde maaşlı çalışan kaybetsin… Ucuz krediyi kapan kazansın…
DURMUŞ YILMAZ; Ekim 2021 TÜFE enflasyonu %19.58’den %19.89’a yükseldi. Beklenen % 20’nin altında. Tüik artık yalnız enflasyonu ölçen değil, enflasyonla da mücadele eden kurum mu olmuş acaba. Bu arada ENAGrup Aylık enflasyonu %6.90, 12 aylık artış oranını ise %49.87 olarak ölçtü.
EVREN DEVRİM ZELYUT; Türkiye enflasyonu %40-44 arası bir rakamdır bunun ispatını TUİK üretici fiyat rakamlarında görebilirisiniz! ÜFE'nin 46 olduğu yerde TÜFE 19 olamaz! Hangi satıcı aradaki farkı göğüsleyebilir? TUİK rakam düzelteceksen ÜFE'yi de düşür! ÜFE ve TÜFE arasında böyle makas olamaz!
GÜNDEMİN KARİKATÜRÜ
