Bu ülkede yaşayan herkesin takip etmesi gereken bir dava; İBB davası…

Sıkıldım, bunaldım, aman bana ne deme hakkımız yok.

Bunu fikri takip anlamında değil, vebal anlamında söylüyorum. Çünkü hepimiz bir şekilde havada uçuşan iddia kisvesi altındaki iftiraların kulaktan kulağa yayılmasına yardımcı olduk.

Çoğumuz aslını astarını araştırmadan ve dava sonuçlanmadan ‘kesin hükmü’ verdik.

Dolayısıyla vebal altındayız. ‘Bana kul hakkıyla gelmeyin’ diyen Mevla’nın dinine inanıyorsak, bunun inkardan sonra en büyük günahlardan birisi olduğunu da biliyoruz demektir.

Diyanet; “İslam dini, toplumsal huzuru bozacak her türlü kötülüğün, günahın veya ayıbın yayılmasını kesin bir dille yasaklamıştır. Kötülüğü yaymanın hükmü, İslam'da büyük günahlar arasında sayılır ve hem dünyevi hem de uhrevi çetin sonuçları vardır” diyor.

Bir kötülüğü yaymak bile bu kadar büyük suçken, iftiranın yayılmasını sağlamak nasıl bir suç, varın siz düşünün…

İddia ve iftira aşamasında halkın gündeminde büyük yer tutan bu davanın, savunma, iddianameyi çöpe çevirme, uyduruk delilleri çöpe atma aşamasında pek gündeme gelmemesi, bu oyunu kuranların ‘çamur at, yapışmasa da izi kalır’ taktiklerinin başarıya ulaştığının göstergesidir.

Anketlere bakıyorum da İBB Davası takip anketi içimi kararttı.

Fatih Altaylı anlattı; İBB davasına ilgi yok.
Davayı takip edenlerin oranı yüzde 21,3. Denk geldikçe bakanların oranı yüzde 23,4. Bu davayı hiç izlemeyen ve ilgilenmeyenlerin oranı ise yüzde 49,4.”

Ha, iktidar ittifakının da içini karartan sonuçlar yok değil.

Nitekim mart ve Nisan ayları arasında, bu davanın siyasi olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 55.2'den yüzde 57.7'ye çıkmış.

Haliyle bu doğrultuda adalete/hukuka olan güvensizlik yüzde 9 daha artmış.

Nisan 2026 sonuçlarına göre: Hukuki davadır, diyenlerin oranı 30.1, siyasi davadır, diyenlerin oranı 57.7’ye çıkmış.

Ve bu davanın açılma gerekçesi sorulduğunda; İmamoğlu'nun seçime girmesinin engellemesi için diyenlerin oranı yüzde 50’yi çoktan geçmiş.

Adalete güvenmiyorum diyenlerin oranı da yüzde 71.6’ya ulaşmış…

Bu oranlar yeterli mi? Değil.

Toplumun yüzde 90’ı (AKP’den önce yüzde 99 telaffuz edilirdi) Müslüman ve bu toplum

"Ey iman edenler! Size bir fâsık bir haber getirirse, onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa zarar verirsiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz" buyuran Allah’a inanıyorsa yeterli değil.

Bakın, iktidarın amiral gemisi Hürriyet bile imana gelmiş!

Haberi farklı kaynaklardan okudum ama Hürriyet’ten aktarmayı tercih ediyorum. Belki birileri ‘ulan Hürriyet bile’ der ve bakış açısını değiştirir diye

Hürriyet’ten Elif Altın’ın haberini yorumu size bırakarakaktarayım;

“İBB Spor Kulübü Başkanı tutuklu sanık Fatih Keleş’in oğlu tutuklu sanık Mustafa Keleş savunmasında inşaat mühendisi olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Rüşvet alma iddiasıyla yaklaşık 11 aydır tutukluyum. İddianamede rüşvet aldığıma dair delil yok. Babam üzerinden yürütülen bir süreç nedeniyle burada olduğumu düşünüyorum. Babamı baskı altına almak için tutuklanacağımı hiç düşünmemiştim. Savcılık delil olmaksızın hakkımda yorumda bulunuyor, Fatih Keleş’in oğlu olduğum için mi? Yaşım ve konumum gereği ben nasıl Murat Gülibrahimoğlu’nu ve şirketini denetleyebilirim bilmiyorum.

Murat Gülibrahimoğlu’nun Kuzey İstanbul Gayrimenkul şirketinde satın alma personeli olarak çalışıyordum. 23-24 yaşında yeni mezun bir çalışan nasıl bir şirketinin sahibinin faaliyetlerini denetleyebilir? Cebeci Maden Bölgesi’ndeki ofiste başka satın almacı çalışıyordu. Buradaki iddialarla ilgili. 11 aydır tutukluyum, annem, kız kardeşim her gün buraya geliyorlar, annemin gözünün içine baktığımda gördüğüm acıya dayanamıyorum. Fatih Keleş’in oğlu olmak suç değil. Tahliyemi ve beraatımı istiyorum.”

Soru sormak için söz alan Ekrem İmamoğlu duygusallaştı. Gözyaşlarını tutamayan Ekrem İmamoğlu, “Sevgili Mustafa, değerli oğlum. Muhtemelen, bu olaylar yaşanmasaydı, ‘Okulun nasıl gidiyor?’ diye sorabilirdim sana. Seninle bayramdan bayrama karşılaşıp sarılmamızın dışında bir diyaloğumuz oldu mu?” diye sordu. Keleş “Hayır” cevabını verdi.
İmamoğlu “Allah hiçbir babaya, anneye böyle bir evlat işkencesi yaşatmasın. Ben bu delikanlıdan, bu devlet adına, bu millet adına, bu Türk yargısı adına özür diliyorum” diyerek konuşmasını tamamladı.”