Türkiye’de doğum hızı düşüyor. Ve düşüş o kadar hızlı ki, kadınların kendisini suçlaması bekleniyor. Ancak bu noktada devletin ve sistemin neler yaptığını da sorgulamak gerekiyor. Kadınlar iş hayatına giriyor, eğitim düzeyi yükseliyor ama çocuk bakımı hâlâ neredeyse tamamen annenin omuzlarında. Kreşler yetersiz, okul öncesi kapasitesi sınırlı, özel okulların yükselen fiyatları ise bir yük daha ekliyor.

Bakın rakamlar ortada: 2024’te Türkiye’de toplam doğurganlık hızı 1,48. Yani kadınlar çocuk doğurmuyor mu, doğuruyor; ama sistem onları desteklemiyor. Okuyan, çalışan kadınlar doğurganlıkta düşük hız gösteriyor, ama eğitim almamış kesimde de ciddi bir düşüş var. Yani mesele sadece eğitim veya iş değil; mesele kadına yüklenen sorumluluk, desteğin yokluğu ve hayat pahalılığı.

Kadın istihdamı artmış gibi görünüyor ama hâlâ 4 kişiden biri çalışıyor. Erkekler neredeyse 10 kişiden 7’si çalışırken, kadınlarda işgücüne katılım hâlâ düşük. Peki çocuk bakımı? TÜİK verileri gösteriyor ki, evde sorumluluk yükü %94,4 ile kadınlarda. Babaların oranı ise sadece %2,3. Hane dışından birilerinin bakması ise %3,3. Yani kadın çalışıyor hem evin hem işin hem çocuğun yükünü tek başına çekiyor.

HER ŞEY ANNENİN SIRTINDA!

Kreş ve okul öncesi durumuna bakalım: 0-4 yaş çocuk sayısı 5 milyonun üzerinde, ama kreş ve okul öncesi kapasitesi bunun yanına yaklaşamıyor. Kreşlerde ve özel okullarda artış olmuş ama masraflar da artmış. Özel okul çocuğu okutmak ayrı bir masraf, devlet destekli kreşler sınırlı. Anne çalışacak, çocuk bakılacak, ama devlet buna destek vermiyor. Çocuk bakımı hâlâ neredeyse tamamen annenin sırtında.

Düşünün: Kadınlar hem çalışıyor hem çocuk doğuruyor, ama devlet desteği yetersiz. Kreş yetersiz, okul öncesi kapasitesi yetersiz, masraflar yüksek. Hem iş hayatına katıl hem çocuk doğur hem aileyi ayakta tut hem de devlet destek olmasın. Böyle bir tabloya bakınca, kadının yükü artıyor, doğum hızı düşüyor.

İŞİN KOMİK YANI

Ve en komiği ne biliyor musunuz? Devlet, kadına desteği az veriyor ama çocuk doğurmasını bekliyor. Yani kadının omuzuna yük bindir, cebini boşalt, kreşi yetersiz bırak, sonra “Doğur, nüfus artsın” de. Bunun kadar absürt bir şey olamaz. Kadına yeterli destek vermiyorsunuz, iş hayatı ve eğitimde eşitlik yok, çocuk bakımını çözmüyorsunuz, ama doğum beklentisi koyuyorsunuz. Doğum hızındaki düşüşün tek suçlusu kadın değil. Suçlu, sistemin kadına yük bindirip destek vermemesi. Kadın çalışıyor, çocuk doğuruyor, evde her şeyin yükü onda, ama onlar sadece bekliyor.