Merhum Yaşar Nuri Öztürk; “Bu millet çok büyük sıkıntılar yaşayacak. Çünkü helal lokmayı, dürüstlüğü ve liyakati cezalandırdı. Yolsuzluğa, bozuk düzene, üçkâğıda prim verdi. Bu millet bunun faturasını ödeyecek” diyordu.

Ödüyoruz, hem de en ağırından…

Sürpriz değil yaşadıklarımız, çünkü liyakatsizliğin, hukuksuzluğun, çürümüşlüğün sonuçları budur…

Ve hemen her konuda adeta kıyameti yaşıyorsak sebep belli; Peygamber Efendimizin “Bir iş, ehil olmayana verilirse kıyameti bekleyin” sözünde aşikar sırıtıyor sebep…

Görüyorsunuz işte yönetilemiyoruz, savruluyoruz. Çünkü bizi yönetenlerde diploma yok, liyakat yok, ehliyet yok, dürüstlük yok.

Diplomasız, ehliyetsiz, liyakatsiz bir kaptanın şoförlüğünde, mekanizmaları iflas etmiş, freni patlamış, direksiyonu kitlenmiş bir otobüsün içinde savrulmamak, uçuruma yuvarlanmamak mümkün mü?

Dolayısıyla haybeye ölüyoruz, otellerde ormanlarda yanıyoruz, mağarada boğuluyor derken şimdi de sahte diploma cerahati patladı.

Devletin her kurumundan, her kademesinden irin akıyor.

Bu öyle basit bir durum değil…

Bize uyduruk beka sorunları anlatanlara inanan ahmaklar, artık anlamalı ki işte ‘asıl beka’ sorunu bu.

Yok İsrail ülkemizi işgal edecekmiş falan hikaye, asıl işgal bu ki Bahadır Özgür’ün yazdığı gibi bu bir ‘dijital devlet işgalinin’ ta kendisi…

16 kişilik bir çete, devleti delik deşik etmiş öyle ki bu tip saldırıları engellemekle görevli BTK hatta bizi her türlü iç ve dış tehditten korumakla yükümlü MİT bile olayın mağduru yahu daha ne olsun?

Devlet deyince aklınıza ne gelirse, kurumları, kuruluşları, birimlerine sızılmış.

Üniversiteler, belediyeler, Milli Eğitim Bakanlığı ve bağlı il/ilçe müdürlükleri, YÖK, Üniversitelerin öğrenci bilgi sistemleri, MEB’in e-Okul, e-Sınav uygulamaları ve Açık Öğretim Lise sistemi, Gelir İdaresi’nin İnteraktif Vergi Dairesi sistemi, Sağlık Bakanlığı’nın Aşı Takip Sistemi ve Halk Sağlığı Yönetim Sistemi, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nden Mekansal Adres Kayıt Sistemi, Türkiye İş Kurumu sistemi üzerinden sigorta, ölüm vb. bilgiler, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Marmara Otoyolu araç plaka sistemi, SGK’ya ait Medula Eczane ve MEDŞAHIS sistemi, Tapu ve Kadastro’nun Coğrafi Bilgi Sistemi, bu kurumlardaki gizli GSM hatlarından ölüm-doğum belgelerine, araç sahipliğinden arsa-arazi varlığına, kullanılan ilaçlardan hangi hastalıkların geçirildiği, ne tür tedavi görüldüğüne, diplomalardan sınav sonuçlarına kadar aklınıza ne gelirse bütün bilgiler bir çetenin eline geçti.

Buna MİT mensuplarının isim ve adres bilgileri dahil…

Kendi ifadeleriyle ‘45 milyon tertemiz kimlik’ oluşturmuşlar. Düşünsenize sizden bir tane daha var yahu. Banka hesaplarınızı boşaltabilir, tapu kayıtlarınızı silebilir, malınızı mülkünüzü satabilir, sizi boşayabilir, diplomanızı ortadan kaldırabilir, sizi borçlandırabilir, sizin adınıza mali, adli, adi her türlü suçu işleyebilir, aklınıza ne gelirse artık…

Siz şimdi böyle bir ülkede kendinizi güvende hissedebilir misiniz?

İşin daha ilginç tarafı, sizin güvenliğini sağlamakla yükümlü olan devletin, bu usulsüzlüklere karşı sizi korumakla yükümlü devletin, bütün bu yaşananlara bakıp ‘asıl mağdur benim’ demesi…

Ulan siz de mağdursanız, vatandaşı kim koruyacak?

Tabi bunu derken dertleri mağdur rolü oynayarak sorumluluklarını üzerlerinden atmak…

İyi de ben mi kurdum bu yapıyı? Devletin tüm aygıtlarını ben mi çürüttüm?

Devletin bütün kurum ve kuruluşlarına ehliyetsiz, liyakatsiz, beceriksiz hatta diplomasız yandaşları ben mi doldurdum?

Kamuda işe girebilmek için en başa ‘yandaş olma’ kriterini ben mi oturttum?

Bir başka kriter olarak bir cemaate mensup olma şartını ben mi koydum?

Bunun dışında, birileri ‘çalıntı sorularla sınav kazanandı’ ve kamuya yerleşti diyeceksiniz, ki diyorsunuz da ama o soruları ben mi çaldırdım?

Üniversite sınav sistemini, KPSS, polis akademisi, harp okulu sınavlarını ben mi iğdiş ettim de mağdur olan siz oluyorsunuz?

Bizim asıl ‘beka sorunuz’ bütün yetkilere sahip ama hiçbir sorumluluğu olmayan, ne halt ederse etsin asla sorumlu tutulmayan yöneticilerdir.

Yani sizsiniz, siz.

Nokta…