Cumhurbaşkanının ‘deprem turisti’ dediği Özgür Özel günlerdir deprem bölgesinde…
Erdoğan’ın son ziyaretinde branda, pankart ve paravanlarla gizlenen sorunları yerinde görüyor ve kamuoyuna aktarıyor. İyi de yapıyor.
Sayın Erdoğan’ın izlediği kanallar gösterilmeyenleri, paravanlarla gizlenen gerçekleri ifşa ediyor.
Belli ki her şey gibi depremin ilk anından itibaren CHP’nin yaptıkları gizlenmiş ve cumhurbaşkanımız doğru bilgilendirilmemiş. CHP, depremin ilk saatlerinden itibaren ve devletten önce oradaydı, iyi biliyorum. Aksini söylemek haksızlıktır, bühtandır.
Nitekim Özel işin aslını astarını aktardı; “Enkaz başında yoktular, bir ara fotoğraf çektirdiler ve kaçtılar. Grup başkanvekili ve başkanı ve Genel Başkan olarak toplam 49 kez gitmişim. Grup başkanvekili iken bir araba, bir şoför Mehmet Amca. Erdoğan’ın altında ise 13 tane uçak, devletin tüm helikopterleri, tüm imkanları ve bölgeye toplam 38 kez gelmiş. Bana soruyor ‘Ya neredesin?”
Malumunuzdur son grup toplantısı da deprem bölgesinde yapıldı.
Peki, İlk günden itibaren iktidar nerede?
Gözlerimizle gördük; enkaz altından feryat eden, mesaj atan, ‘kurtarın bizi’ diye yalvaran insanların yardımına koşulmadı.
Organize yoktu. Dünyaca ünlü Arama Kurtarma Ekipleri günlerce bekletildi. Kimisi ‘hay sizin yapacağınız işi’ diyerek ülkesine döndü. Şubat ayazında sokakta donan insanlara çadır satıldı yahu çadır, daha ne anlatayım.
Her türlü afet konusunda donanımlı ve tecrübeli TSK’ya müdahale izni ancak depremin üçüncü gününde çıktı.
Özgür Özel bu konuya da değindi;
Üç gün boyunca şanlı, şerefli Türk ordusu, tüm eğitimi, gencecik ve bu ülkeye adanmış yürekleriyle, bütün ekipmanlarıyla bir talimat bekledi. O talimat üç gün gelmedi.
1999 depremi olduktan birkaç saat sonra Türk Silahlı Kuvvetleri sabahın ilk ışıklarıyla 37 helikopter, 12 general, bin 392 subay, 33 bin 199 erbaş ve erle sahaya çıktı.
Enkaz altından 10 bin 528 vatandaşı çıkarıp, hastaneye ulaştırıp, yaşamda tuttu. Çıkarıp da ölenler bu rakamda değil.
“Hani var ya ‘Orduyu çıkaralım’ denince sarayda, danışman aklına uyup, ‘Orduyu kışladan çıkarmak kolaydır, geri sokmak zordur. Çıkarlarsa yönetime el koyarlar’ vehmiyle, ‘İktidarı elinden alırlar’ korkusuyla üç gün, üç gün…
O ordu ilk gün çıksaydı bir de karşılaştırma açısından söyleyelim. Bizim bugünkü depremde 53 bin 537 kişi öldü. O gün 1999 depreminde 18 bin kişi öldü. 18 bin kişi ölmüş, 10 bin kişi kurtarmışlar. 53 bin kişinin öldüğü yerde 300 kişi kurtarmışlar. Basit bir oranla; zamanla teknoloji de artmıştır, iletişim de artmıştır, aygıtlar güçlüdür. Hiç onları düşünmeyin. Bu 53 bin kişinin en az 33 - 35 binini Mehmetçik en kritik 24 saatte, takip eden 24 saatte, o 72 saatte kurtarabilecekken, o Mehmetçiği bir vehimle, korkuyla içeride tutanlar, bugün bu milletin yüzüne nasıl bakıyorlar ben de buna utanıyorum.
Millet enkaz altında yardım beklerken, cep telefonunda yüzde iki şarj kalmış, depremzedenin o telefona IBAN yollayıp para isteyen bunlar. Orduyu içeride tutan bunlar. Verdiği sözleri tutamayan bunlar. Çıkmış bir de pişkin pişkin, ‘Verdiğimiz bütün sözleri tutmanın mutluluğundayız. Asrın felaketini atlattık.’ Asrın felaketi evet Allah bir daha göstermesin. Ama asrın ihmali, asrın beceriksizliği ve asrın pişkinliği ile karşı karşıyayız.”
Bir 17 Ağustos depremzedesi olarak, o gün ile bugünün kıyaslanmasını doğru bulmam, çünkü kıyas kabul etmez.
Bizim yaşadığımız depremde teknoloji bugünkü gibi değildi.
Bugün, o depremden ders alarak çıkarılan veya değiştirilen yasalar yoktu.
Özel’in deyimiyle; “O günlerde ‘İki yıllığına’ deyip başlayıp, iktidarın 26 yıldır sürdürdüğü bu günkü adıyla Deprem Vergisi yoktu.
O günden bugüne 41 milyar dolar deprem vergisi toplanmış, 26 milyar dolar da sekiz kez çıkardığı imar affıyla, toplam 132 milyar dolar, sırf depremde harcasın diye para verilmiş cebine.
Toplam maliyeti kendileri açıkladı, 40 milyar dolar. Depreme şu ana kadar harcanan toplam para 90 milyar dolar. Devraldığı Türkiye’den bugüne kadar toplanan deprem vergisi, özelleştirme ve aldığı imar affı paraları 132 milyar dolar. Para da gani gani. Yani şunu açık söyleyeyim. 6 Şubat gecesi biz depreme yakalandığımız sırada eğer gelirken millete verdiği sözü tutsa ve kanunu uygulasa, var olan parayı kullansa doğru yere, bu evleri yine yapardı, yıkıp kendi yapardı ve o gece bir kişi bile ölmezdi. O yüzden elbette deprem Allah’tan ama buna karşı hazırlanmak kulun görevi. Bu memleketin vatandaşları da görevi Erdoğan’a vermiş. O gece biz depreme hazırlıksız yakalandıysak bunu savunacak bir tane de mazeret vermemiş. Herkes bunu böyle bilecek.”
Pazartesi devam edeceğiz…
Deprem turisti Özel deprem bölgesinden bildiriyor!
Erol Afşar
Bu içeriğe tepkiniz
Yorumlar
Park54 uygulamasına son verirsin mi?
Ankete Katıl