Enflasyon düştü. ENAG’ın açıkladığı verilere göre eylül ayında aylık enflasyon yüzde 2,10’a geriledi, yıllık enflasyon ise yüzde 46,61 oldu. Rakam kâğıt üzerinde aşağı doğru geliyor. Peki vatandaşın cebinde durum gerçekten böyle mi?
Vatandaşın enflasyonu, televizyondaki yüzdeyle değil, market arabasının toplamıyla ölçülüyor. Geçen ay 500 liraya doldurduğu poşetin bu ay 600 liraya çıkması, onun için enflasyonun yüzde kaç olduğundan çok daha gerçek. Pazara gittiğinde domatesin, peynirin, etin fiyatına bakıyor. Faturası geldiğinde rakama bakıyor. Kirasını yatırdığında elinde ne kaldığına bakıyor. Yani vatandaşın hesabı son derece basit: Maaşım ne kadar arttı, hayat ne kadar pahalandı?
Burada çok önemli bir ayrım var. Enflasyonun düşmesi, fiyatların düşmesi anlamına gelmiyor. Enflasyon düşerken de fiyatlar artmaya devam edebilir; sadece daha yavaş artar. Örneğin bir ürün 100 liradan 120 liraya çıktıysa ve sonraki ay 120 liradan 122 liraya yükseldiyse fiyat hâlâ artmıştır. Sadece artışın hızı düşmüştür. Vatandaşın “Ama market hâlâ pahalı” demesinin sebebi tam olarak budur.
Üstelik geçmişte yaşanan yüksek enflasyonun bıraktığı yük hâlâ sofrada duruyor. Birkaç yıl önce 100 liraya alınan bir ürün bugün çok daha yüksek bir fiyata satılıyorsa, bundan sonraki aylarda fiyat artışının yavaşlaması o ürünü yeniden 100 liraya indirmiyor. Enflasyonun düşmesi, eski fiyatların geri gelmesi değil; yeni fiyatların daha yavaş yükselmesi demek.
Bu nedenle vatandaşın asıl beklentisi yalnızca enflasyon oranının düşmesi değil, bunun hayatına dokunması. Markette, kirada, ulaşımda, eğitimde ve faturada hissedilen bir rahatlama istiyor. Çünkü rakamların düştüğünü görmek güzel ama mutfak masrafı düşmüyorsa o rakamın vatandaş açısından anlamı sınırlı kalıyor.
Bir başka önemli konu da gelirlerin durumu. Maaş yüzde 20 artarken hayat pahalılığı yüzde 40-50 seviyelerinde seyrediyorsa vatandaşın alım gücü zaten gerilemiş oluyor. Sonrasında enflasyonun düşmeye başlaması önemli bir gelişme olsa da kaybedilen alım gücünün bir anda geri gelmesini sağlamıyor. Vatandaşın bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey, sadece fiyat artışlarının yavaşlaması değil, gelirinin yeniden nefes alabileceği bir seviyeye gelmesi.