Özgür Özel hafta sonu Hatay’daydı. Hani şu Cumhurbaşkanının son ziyaretinde geçeği yolların günübirlik asfaltlandığı, tutulmayan sözlerin görüntülerinin fotoğraflarla kapatıldığı, toplumun görmemesi gerekenlerin brandalarla örtüldüğü Hatay…
Hatay mitingi deprem yıldönümüne göre planlanmıştı. Ancak Erdoğan ziyaretinde yaşananlar ve özellikle Erdoğan’ın “Deprem zamanı buralara gelip ahkam kesenler vardı, deprem turisti gibi ortalıkta dolananlar vardı. Bakın şimdi onların hiçbirisi ortalıkta yok, deprem turistleri yok” sözleri üzerine programda değişiklik yapıldı.
Özel konuşmasında ilk Erdoğan’ın ‘deprem turistleri’ eleştirisine cevap verdi;
“İmamoğlu ilk andan itibaren buraya geldi, operasyonun başına geçti. İBB imkânlarıyla yapılması gereken ne varsa, gücü neye yetiyorsa seferber etti. Sadece İstanbul değil, bütün büyük şehirlerimiz, bütün ilçe belediyelerimiz deprem bölgesinde çaba sarf ettiler. Biz de CHP grubu olarak ilk günden sonuna kadar buralarda sizlerle birlikte olduk. Başka partilerin emeklerini gördük, AK Partili belediye de olsa, MHP’li belediye de olsa çorbasını, hizmetini, yardımını, emeğini kimi gördüysek telefonda takdir ettik.
Maalesef o dönemde verilen emekleri hiçe sayan, ‘Geldiler, turistik gezi yaptılar’ diyen, bu emeği görmeyen ve çok kötü bir dille ‘Yapılanları ben yaptım, yapılmayanları onlar yapmadı’ diyen, devletin yaptığını partisine yazan, milletin katkısını görmeyen, parti ayırmayan anlayışımızı o süreçteki, maalesef örnek almak yerine tam aksini yapan bir anlayışla karşı karşıyayız.
Ben buradan şunu söylemek istiyorum. 21 yıl tek başına iktidar olacaksın, vatandaştan 3 trilyon dolar vergi toplayacaksın. 40 milyar dolar deprem vergisi olacak. Ve o gece geldiğinde memleket hazırlıksız olacak, yerle bir olacak ve bundan senin dışında herkes sorumlu olacak. Herkes sorumluluğunu bilecek, ağzından çıkan lafa dikkat edecek.
Dünyanın dört bir yanından, Türkiye’nin tüm kurumlarından, tüm belediyelerinden burada mücadele edenlere, ölümü göze alıp o yıkıntıların, enkazların altında bir canı kurtarmak için günlerce kendini helak edenlere, hangi siyasi görüşten olursa olsun taş üstüne taş koyanlara helal olsun, haklarını helal etsinler.”
Özgür Özel yapılanları ve yapılmayanları da özetledi;
“Öyle bir para topladılar ki 3 trilyon dolar. 40 milyar dolar sadece deprem vergisi. Peki depreme hazırlık için ne yaptılar? Sekiz tane imar affı. İmar affını çıkaran onlar, haksız yere düzenlemeler yaptıklarında ona itiraz eden mahalleleri, ‘Efendim onlar yüzünden kentsel dönüşüm.’ Rantsal dönüşüm yapıp mahallenin itirazını duymayanlar, çıkardığı imar affına değil; filanca zamanda şu mahalledeki itirazları dile getirip ölen insanları suçladılar.
Millet yardım beklerken IBAN gönderen bunlardı. Millet sokaktayken parayla çadır satan bunlardı. Bunlar orduyu üç gün bekletti mi? Parayla çadır sattı mı? Depremzedeye IBAN attı mı? 40 gün sonra bile çadır sıraları, kuyrukları var mıydı? İşte Erdoğan öyle brandayla, panoyla, devlet gücüyle, devlet memurunu meydana dizme ile olmaz. Parayla olmaz. Pano ile olmaz. Brandayla olmaz. Yürekle olur bu işler, yürekle olur.
“Deprem sonrası illerin yeniden ayağa kaldırılması lazımdı. ‘Bize ne düşüyorsa, buradayız’ dedik ama depremi siyasete alet etmek, yaklaşan seçim için oradan bir fırsat çıkarmayı tercih ettiler. Dediler ki, ‘Biz yaparız. Bunlar yapamaz. İktidarda olan biziz. Eğer iktidar değiştirirseniz evlerinize bir yıl içinde geçemezsiniz.’ Erdoğan çıktı ve dedi ki ‘Devlet sözü veriyorum, milletime devlet sözü veriyorum. Bir yıl içinde 650 bin konutu biz teslim ederiz.’ Millet öyle takdir etti, kendisine görev verildi. Bir yılın sonunda sözünün yüzde 2,7’sini, iki yılın sonunda sözünün yüzde 30’unu, üç yılın sonunda sözünün yüzde 70’ini tutabildi. Şimdi gelmiş, ‘Ben bu evleri veririm deyince ‘Veremezsin’ diyorlardı’ diyor. ‘Veremezsin’ diyen olmadı. ‘Bir yıl içinde veremezsin’ diyen oldu. ‘Parayla satman doğru değil. Afet evlerini devlet yapsın’ diyen oldu. O gün ‘Ben bu evleri bir yılda yapacağım’ deyip, bir yılsonunda yüzde 97’yi, iki yılın sonunda yüzde 70’i, şu anda bile yüzde 30’u evine sokamamış olanlar; 650 bin söz verip, 455 bini üç sene sonra övünç vesilesi yapmaya çalışanlar ve şu anda 11 ilde diğer illerle birlikte 271 bin kişi konteynerde yaşarken, Hatay’da 155 bin kişi konteynerde yaşarken; brandayla, taşımayla ve devlet gücüyle buraya gelip de atana, tutana cevabımız; hadi oradan, hadi oradan, hadi oradan.
Öyle eskisi gibi kolay siyaset yok Erdoğan. Öyle salonlardan atmak tutmak, brandayla evin yüzünü kapatmak, buraya gelip tek taraflı söylemek, emekleri görmemek, gerçek dışı bir algıyla buradaki mesele yolundaymış gibi bunu Türkiye’ye göstermek… O konforlu siyaset geride kaldı. Buradayız; yalanın ve algının karşısında, Hatay’ın dimdik arkasındayız.”