İddia ve savunmalara bakıyorum da bizim casusluk davası komediye dönüşmüş.
Tamam gülelim ama olayın trajik tarafını da unutmayalım.
Neticede, İmamoğlu ve Necati Özkan zaten içerideler ama Merdan Yanardağ sırf bu komik iddia üzerinden haftalardır tutuklu…
Ve daha önemlisi de televizyonuna kayyum marifetiyle el konulup, satışa çıkarıldı.
Casusluk bir meslek elbette hem de çok önemli bir meslek. Lakin gizlilik en önemli özellikleri olduğu için kalkıp dernekleşecek ve veya sendikalaşacak halleri yok.
İyi ki de yok. Eğer örgütlü olsalardı, bugün bizde görülen casusluk davası üzerinden kıyametleri koparır, mesleği küçümsemek, meslek erbaplarının haysiyetiyle oynamak üzerinden davalar açar, bizi zor durumda bırakırlardı.
Ve sanırım Türk yargısı, casusluk mesleğini sulandırmak suçundan hatırı sayılır miktarda tazminat ödemeye mahkum olurdu.
Bu tarafı işin gırgırı ama ünlü casusumuz, tutuklu Necati Özkan ciddi ciddi uyarmış ve “Ne yazık ki, casusluk gibi milli güvenliğimiz adına ciddiye alınması gereken bir konu, siyasi hesaplarla sulandırılarak haftalarca ülke gündemine dahil edilmiştir. Emekli bir subay olarak bu sözde iddianın en az casusluk kadar ülkemize ve devletimize zarar verdiğini hatırlatmak isterim” demişti.
Duruşmayı izleyen Latif Doğan Tılıç da isabetli bir yorum yapmış; “Tam da bu işte! Ara sıra dillendirilen “devlet aklı”nın kırıntısı varsa bu casusluk suçlamasının kendisinin “casusluğu sulandırmak” olduğu ve vatana, millete, ülkeye, devlete büyük zarar vereceği görülür.
Sanırım ceza yasamızda “suçu sulandırmak” diye bir madde yok. İftira, Suç uydurma,
Adil yargılamayı etkileme / delil çarpıtma, Gerçek failin korunması ve Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma gibi ilişkilendirilebilecek maddeler var ama “suçu sulandırmak” yok.
Dün ilk duruşması yapılan “casusluk” suçlaması herhangi bir TCK maddesine göre değilse bile akıl ve vicdan ölçüsüne göre, her şeyden önce ülkeye zarar anlamına gelen “casusluğu sulandırmak suçu”ndan başka bir şey değil.”
Komik olmayan ama ilginç ve iktidar kanadı için oldukça trajik bir mevzu daha var.
Yine ucu iktidara dokunan bir mevzu…
Hani hep ‘evi camdan olan komşusunun evine taş atmasın’ atasözünü hatırlatıp, bazı iddiaların bumerang misali AKP’ye döneceğini anlatır dururum ya, bu da beni bir kez daha teyit etti.
Bizim uyduruk casus Hüseyin Gün, İmamoğlu’nun siyasi hedefleriyle Batılı ülkelerin istihbarat örgütleri arasında bağ kurmakla suçlanan Hüseyin Gün, duruşmada çıktı ve bir dönem devlet tarafından yurt dışı operasyonlarda görevlendirildiğini iddia etti.
Lafla kalmadı, mahkemeye de belge olarak, Fuat Oktay’ın Başbakanlık Müsteşarlığı (Haziran 2016-Temmuz 2018) döneminde, kendisinin Londra’da kurulmuş iki şirketinin, 1 Mart 2017’ye kadar “ülke ilişkilerini ve tanıtımını yönlendirme, yönetme ve idare etme konusunda tam yetkili” olduğunu gösteren bir yeminli tercüman çevirisi sundu.
Biz, bizim açımızdan komik, Merdan Yanardağ ve TELE1 ailesi için tarjik bu uyduruk dava bir an önce kapanır diye beklerken, maalesef İmamoğlu Örgütü davası ile birleştirilmek isteniyor.
Çünkü kutsal iktidarımız, casusluk iddialarının ucu kendilerine dokunacak kısmıyla değil, özellikle İmamoğlu ile bağlanmaya çalışan kısmıyla ilgileniyor.
Üzerinde tepindikleri şu iddialara bakar mısınız?
İmamoğlu, Hüseyin Gün üzerinden, İmamoğlu’nun siyasi emellerini gerçekleştirebilmek için Batılı dış güçlerle ilişki kurmuşlar.
Peki nasıl yapmışlar?
Çalışanların bilgilerini sızdırmışlar!
Hangi bilgileri?
İnternet aleminde açık açık sergilenen, az çok bilgisayar tekniği bilen veya parayı bastıran hemen herkesin rahatlıkla ulaşabileceği kişisel bilgi ve veriler…
Merdan Yanardağ’ın suçu, bu organizasyona yazı ve yayınlarıyla destek vermek, karşılığında casusluk şebekesinin lideri Hüseyin Gün’den para almak.
Aldığı paralar da Hüseyin Gün’ün deyimiyle elektrik faturasını bile ödemez.
Necati Özkan’ın suçu da İmamoğlu’nun siyasi danışmanı olması ve İmamoğlu’nun, önce İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, sonra CHP Genel Başkanlığı, sonra da Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanma hedefine hizmet etmesi…
Komik davanın baş aktörü Hüseyin Gün, casus olmadığını ifade ederken bizi bir kez daha güldürdü: “Milli İstihbarat Teşkilatımızın casusluğa karşı koyma birimi beni bulamamış, hiç haberi yokmuş da biri 112’yi arayıp casusu yakalatmış, öyle mi?”
He, öyle mi gerçekten…