Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığına ilişkin tartışmalar sürerken, YENİ-YOL grubu harekete geçerek, TBMM’ye önemli bir öneri sundu; “Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminden sonra görev yapan Cumhurbaşkanı Yardımcıları, bakanlar, milletvekilleri, rektörler, belediye başkanları, valiler, kamuya bağlı kuruluşların yönetim kurulu üyelerinin mal varlıklarının sıra dışı artış biçimlerinin şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda tespit edilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması…”

Sonuç? Tahmin ettiğiniz gibi AKP-MHP oylarıyla reddedildi.

Şaşırdık mı? Evet şaşırdık ama şaşıranlara şaşırdık…

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu defalarca anlattı; Başbakanlık dönemimde, Siyasi ahlak yasası ile siyasetçilerin mal beyanında bulunmasını gündeme getirdiğimde, Sayın Cumhurbaşkanı 'Bu düzenlemeyi yaparsanız, ilçe yönetecek başkan bulamazsınız Ahmet bey' dedi.”

Dolayısıyla ortada şaşıracak bir durum yok.

Gençler bilmez. Eski Türkiye’de hesap sorulur, defter dürülürdü.

Peki şimdi?

Şimdiyi ve olması gerekeni, eski AKP milletvekili ve yukarıda önergenin sahiplerinden Selçuk Özdağ, önergeyle ilgili konuşmasında anlattı;

“Türkiye'de daha önce nereden buldun kanunu vardı ve bu kanun doğru bir kanundu. Sonra servet barışıyla ilgili olarak 3 ayrı kanun çıkarıldı. ‘Sizin yurt dışında olan mal varlıklarınız bu kanunlarla başkalarının adıyla getirilebilir’ denildi.

Sonra ikinci kanun çıkarıldı, ‘Birinci derece akrabalarınız getirebilir’ denildi.

Ve ardından da üçüncü kez bir kanun çıkarıldı. Bu kanunla beraber de başkaları adına getirilen, birinci derece akrabalarınız adına getirilen mal varlıkları kendi adınıza da getirilebilirsiniz oldu.

Böylece nereden buldun kanunu yürürlükten kalkmış oldu.

Şimdi buradan sesleniyorum; Nereden buldun kanununu derhâl getirin. Ardından burada yolsuzluğu ve hırsızlığı önleme yasasını getirelim. Siyasi ahlak yasasını ve siyasi etik yasasını getirelim, imar yasasını getirelim ve imardan elde edilen tüm rantlar hazineye irat olarak kaydedilsin.

Bakanlar, bakan yardımcıları dâhil, bürokratlar dâhil, belediye başkanları dâhil, rektörler dâhil, gelin, mal varlıklarımızı araştıralım.

Bugün Türkiye'nin bir temiz eller veyahut da temiz yürekler operasyonuna ihtiyacı var.

Türkiye'de bu işleri yapamazsak hiçbirimiz çocuklarımıza güzel bir miras bırakmayacağız.

Bir daire başkanının mal varlığı tesadüfen ortaya çıktı biliyorsunuz, hatırlarsanız eğer; CİMER'e giden bir ihbar üzerine çıktı. Kaç parası var biliyor musunuz? 350 milyon liralık serveti var, gayrimenkulleri saymıyorum; 200'e yakın dairesi var bu adamın. Tesadüfen çıktı. Gelin, hep beraber yapalım, Türkiye'yi temizleyelim arkadaşlar.

2017 yılında referandumla beraber Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçtiğimiz andan itibaren bu mal varlıklarının mutlaka açıklanması lazımdır. Aksi takdirde bu şaibelerle yaşayacağız. Zaten Parlamentonun itibarı yok, Parlamentoda milletvekillerinin de itibarı kalmamış vaziyette, iyileri tenzih ederim ama kötüler yüzünden iyiler de artık gündemde değiller.

Tekrar, yeniden bu Parlamentonun itibarını sağlamak, bürokratlara karşı saygınlık kazandırabilmek, bakanlara saygınlık kazandırabilmek ve aynı zamanda Türkiye'yi yöneten her bir bürokrata, üst bürokrata saygınlık kazandırmak adına gelin, bu önergeye "evet" oyu verin.

İtalya yaptı. Bir savcı temiz eller operasyonu yaptı. Mafyaya karşı, kirli, şantajcı adamlara karşı veya kara paraya karşı, aynı zamanda, servet transferlerine karşı yaptı. Hükûmet sonuna kadar arkasında durdu.

İktidar partisi, size sesleniyorum: Siz yönetiyorsunuz Türkiye'yi ve Türkiye'de bu mal varlıklarıyla ilgili sizin ön almanız gerekiyor. Neden bekliyor bu siyasi ahlak yasası? Nereden buldun kanununu niye getirmiyorsunuz? Bu varlık barışını niye hâlâ gündemde tutuyorsunuz?

Gelin, Türkiye'yi temiz eller operasyonuyla beraber temiz bir Türkiye, temiz bir Parlamento, temiz bir bürokrasi, temiz belediyeler ve temiz üniversiteler hâline getirelim değerli arkadaşlar. Bunu yaparsak başarılı oluruz. Ben iktidar partisine bu sizin için turnusol kâğıdı diyorum. "Evet" oyu verin, bir araştırma önergesini beraberce hayata geçirelim ve kimin haksız kazanç elde ettiğini beraberce ortaya çıkaralım ve ardından da onlara "Aramızda bulunmayın, sizi defediyoruz." diyelim. Temiz insanlarla yürümeye devam edelim.”

Önergeyi desteklen İYİ PARTİ adına konuşan Yüksel Arslan’ın şu cümlesini de önemine binaen aktarayım;

“Bir devletin gerçekten hukuk devleti olduğunu anlamanın en iyi açık yolu o devletin, gücü kullananların ne kadar şeffaf olduğuna bakmaktır. Şeffaflık yalnızca basit bir yönetim ilkesi değildir, aynı zamanda yolsuzlukla mücadelenin en keskin kılıcıdır.”