Daha dün, Dilovası faciasının resmi üzerinden Türkiye fotoğrafı çekip, Albert Camus’un “Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl yaşadığına değil, nasıl öldüğüne bakın” tespitini hatırlatmıştım.

Yazının mürekkebi soğumadan askeri kargo uçağımızın düşmesi sonucu 20 şehit verdiğimiz haberi ciğerimi yaktı.

Yine bir ihmal mi? Yorumlamak için henüz erken…

Sabah, bu C130 Kargo uçağı ne menem bir şeydir, sabıkası var mı diye araştırayım dedim. Evet sabıkası var ama bu uçağın bakım ve onarımı ve en önemlisi de yaşı ile alakalı.

Bizim kullandıklarımız da epey yaşlı ve genellikle ikinci el…

Mesela üreten ABD ama biz en son İngiltere’den ikinci el almışız. Bakım ve onarımlarını yapıp filomuza katmışız.

Gelen haberlere göre dışarıdan bir etki yani saldırı falan görünmüyor. Demek ki düşme nedeni mekanik bir arıza…

Mekanik arıza denince de haliyle ihmal devreye giriyor. Tamam bakım ve uçuş ekiplerimiz gerçekten çok tecrübeli ama uçaklar çok yaşlı. O zaman bu uçakların filomuzda ne işi var diye sormak da hakkımız…

Malumunuz her facianın ardından, paçası tutuşan yöneticilerimizin ilk aklına gelen kamuoyu algısını kontrol etmek, kamuoyu tepkisini azaltmak oluyor.

Bu algı operasyonu bu facia içinde geçerli mi bilmiyorum.

Basına bir takım takım müdahaleler yapıldı mı diye bakıyorum. Sabah ilginç bir ayrıntı dikkatimi çekti. Bu uçakların sabıkası hakkında bilgi almak için arama motoruna yazdığımda yandaş TGRT’nin iki haberi anons ediliyordu.

Arama motorunda TGRT’ye ait olan iki haber, orada duruyor ama lingine tıkladığınızda açılmıyordu.

Lockheed C-130 kargo uçaklarının kaza geçmişi ortaya çıktı İşte dev uçakların sabıkası başlığına tıkladım, habere ulaşılamıyordu.

Aynı yayın organının facebook sayfasında ‘C130 Kargo uçağı yüzlerce kazaya karıştı!’ başlığı duruyor ama tıkladığımda o sayfaya da ulaşılamıyordu.

Haber yayınlanmış, sitelerinde yer almış ama sonra hangi sebeple bilemem yayından kaldırılmış ki ‘Üzgünüz, aradığınız sayfa bulunamadı’ uyarısıyla karşılaştım.

Bu haberler belli ki yazıldı, paylaşıldı ama sonra neden kaldırıldı, yorumunu sizlere bırakıyorum.

Evet, son bir haftaya üç facia sığdırdık. Tuzla’da yıkılan bina, yok olan bir aile… Dilovası’nda yanan kaçak işyeri ve yitip giden 6 can ve son olarak kargo uçağımızın düşmesi ve 20 şehit…

Elbette ki her facia gibi bunları da sineye çekeceğiz, unutup gideceğiz de benzeri olaylar başka ülkelerde yaşandığında neler oluyor, hatırlatayım mı?

Yunanistan Ulaştırma Bakanı Amanlis, 36 kişinin ölümüne ve çok sayıda kişinin yaralanmasına neden olan tren kazasının ardından istifa etti.

Ama daha önemlisi, istifa ederken siyasilere, bürokratlara ve sorumlulara ders niteliğinde bir gerekçe sunmasıydı; “Ne yazık ki çabalarımız böyle bir kazayı önlemeye yetmedi. Bu hepimiz için ve şahsen benim için çok ağır bir durum. Böylesine trajik bir olay yaşandığında, hiç olmamış gibi devam etmek mümkün değil. Birkaç yıldır siyasetin içindeyim, ancak ülkemiz vatandaşlarının siyasi sisteme güvenmesini demokrasimizin gerekli bir unsuru olarak görüyorum. Buna siyasi sorumluluk denir. Bu nedenle Altyapı ve Ulaştırma Bakanlığı görevinden istifa ediyorum. Tüm kalbimle bir kez daha kurbanların ailelerine desteğimi ifade ediyorum.”

Bir başkası; BM adına Mali’de görev yapan iki askerin bir kaza sonucu ölmeleri nedeniyle siyasi sorumlulukları bulunduğu gerekçesiyle Hollanda Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı istifa ettiler.

Dahası; Kıbrıs Rum kesiminde, Donanma üssünde meydana gelen patlamada 13 kişi öldü. Rum Savunma Bakanı, Genelkurmay Başkanı ve Dışişleri Bakanı istifa ettiler.

Bulgaristan’da trafik kazasında 17 kişinin öldü. Ulaştırma Bakanı, Bölgesel Geliştirme Bakanı ve İçişleri Bakanı istifa ettiler.

Bize gelince; Niye istifa edelim ki, ne olmuş yani, fıtrat bu, falan…

Malumunuz bizim bütün yöneticilerimiz alanlarında tam yetkili ama sorumsuz.

Yetki verip de sorumluluk yüklemediğiniz ve hesap sormadığınız zaman her türlü facia kaçınılmazdır.