İYİ Parti’nin "Otel, yurt ve pansiyon gibi konaklama tesislerinde, restoranlarda gıda güvenliğini ve zehirlenme risklerini araştıralım ve önlem alalım" içerikli araştırma önergesi reddedildi.
Biz de dedik ki demek ki gerek yok bu tür araştırmalara, memlekette işler yolunda her şey güllük gülistanlık…
Kaldı ki Sayın Erdoğan: "Gıda güvenliğinde en küçük bir ihmale toleransımız yok" diyorsa konu kapanmıştı.
Böyle boş işlerle TBMM’yi oyalamanın ne gereği var mıydı?
Varmış…
Turan Çömez aradan bir hafta geçtikten sonra konunun ne kadar da önemli olduğunu ortaya koydu.
“Yani "Türkiye'de dört dörtlük bir gıda güvenliği sistemimiz var" denilip önerge reddedildikten sonra bakın neler yaşanmış;
Esenyurt'ta 1 kardeşimiz restorandan gıda siparişi vermiş, yedikten sonra zehirlenmiş, hayatını kaybetmiş; Trabzon'da gıda zehirlenmesi şüphesiyle 6 öğrenci tedavi altına alınmış; Şişli'de bir restoran, yemek yiyen 25 kişi zehirlendiği için mühürlenmiş; Gümüşhane'de 29 öğrenci zehirlenmiş, acile kaldırılmış; Rize'de kız öğrenci yurdunda sütlü tatlı yiyen 40 öğrenci zehirlenmiş, belgesi burada; yine, Adıyaman Besni'de 70 öğrenci yedikleri yemeklerden zehirlenmiş, hastaneye kaldırılmış; Diyarbakır'da bir marketten tost yiyen anne ve evladı zehirlenmiş, hastaneye kaldırılmış; Mersin'de faaliyet gösteren bir makarna fabrikasında yemek yiyen işçiler zehirlenmiş, 11 kişi hastaneye kaldırılmış; Ferizli Cezaevinde aldıkları yemekten, gıdadan zehirlenen 266 mahkûm hastaneye kaldırılmış; Tekirdağ'da, lisede düzenlenen bir yemekte yemek yiyen öğrencilerin 5'i zehirlenmiş; Bursa'nın Orhangazi ilçesinde ortaokulda yemek yiyen öğrenciler zehirlenmiş, 20'si hastaneye kaldırılmış; Tekirdağ Kapaklı'da yemek yiyen öğrenciler, okulun kantininden yemek yiyen öğrenciler zehirlenmiş; Bursa'da bir okulda profiterol yiyen 8 öğrenci zehirlenmiş, hastaneye kaldırılmış; Osmaniye Mustafa Özden Ortaokulunda dışarıdan getirilen pastayı yiyen 12 öğrenci fenalaşmış, zehirlendiği gerekçesiyle hastaneye kaldırılmış.
Ya, Allah aşkına, ne olurdu, bir elinizi kaldırsaydınız, bu önerge kabul edilseydi, şu Türkiye'de yaşanan kepazelik, sokaklardaki güvensizlik, restoranlarda, otellerde, market zincirlerinde, okullarda, yurtlarda yaşanan gıda güvenliği konusundaki skandalların üstüne gitseydik de çoluk çocuğumuzu korusaydık, bu milleti korusaydık?
Reddettiniz, araştırmadınız; o günden beri ortaya çıkmış bütün bu zehirlenmelerin sorumlusu sizsiniz.
Yirmi üç yıldır bu ülkeyi yönetiyorsunuz; restoranları denetlemezseniz, otelleri denetlemezsiniz, efendim, okulların kantinlerini denetlemezseniz. Yazık değil mi bu kadar insan zehirlendi?
Şimdi ben size başka bir örnek vereceğim. Bizim önergeyi verdiğimiz günden beri Türkiye'den Avrupa kapılarına gönderilmiş gıda ürünlerinden, Avrupa'ya ihraç etmeye çalıştığımız ürünlerden 10 tanesi geri dönmüş, 10 parti malı geri göndermiş Avrupa. Diyor ki: "Gönderdiğiniz ürünlerde kanserojen maddeler var. Gönderdiğiniz ürünlerde -başka ürünlerde- böbrekleri tahrip eden, böbrekleri zehirleyen, böbrek kanseri yapan ürünler var. Yine, sinir sistemini toksik etkiyle yok eden, kasları zehirleyen ürünler var." Saymayacağım ürünleri. Allah aşkına, bu da sadece geçen perşembe gününden bugüne Avrupa'daki gıda güvenliği hızlı alarm sisteminden Türkiye'ye geri iade edilmiş ürünler, yakışıyor mu bu, koskoca Türkiye'ye?
Şimdi, döndüm baktım, geçen ayın başından beri kaç tane ürün gönderilmiş diye tam 93 ürün Avrupa kapılarından geri dönmüş. Avrupa diyor ki "Zehirli ürünleri sokmam. Alın kardeşim bunu, geriye gidin."
Şimdi, gelelim otel zehirlenmesine. Şöyle bir araştırdım, Türkiye'de haşere sektöründe tam 9 milyar liralık bir para dönüyor. Bunun neredeyse yarıya yakını gayriresmî, kontrolsüz ve denetimsiz. Korkunç bir tablodan bahsediyoruz.
Adli Tıp raporu çıktı, fosfin gazından zehirlenmişler. Alüminyum fosfit, dünyanın her yerinde yasaklanmış zehirli bir maddedir.
Kontrolsüz bir şekilde satılıyor. Bu ülkenin insanları göz göre göre zehirlenir mi, böyle bir ülke olur mu?
Ha, size sorarsak diyorsunuz ki: "Burası Türkiye Yüzyılı." Ben böyle bir Türkiye Yüzyılı'nı kabul etmiyorum; çocuklarımızın öldüğü, evlatlarımızın öldüğü, kadınlarımızın öldüğü bir Türkiye Yüzyılı'nı kabul etmiyorum.”
Turan Çömez’den, bu ülkenin yönetilmediğini, savrulduğunu ortaya koyan bir örnek daha…