TÜRKİYE freni patlamış bir kamyon gibi her geçen gün uçuruma doğru biraz daha yaklaşıyor! Çok değil daha bundan birkaç yıl önce 2019’da hani o “Gözlerimdeki ışıltıya bak” diyen Nurettin Nebati’den önce Hazine ve Maliye Bakanı olan Berat Albayrak’ın şive yaptığı konuşmasını hatırlatayım;
“Dolar 10 lira, 15 lira olacak ya… Dolarları 6 liradan, 7 liradan kapalım, günü gelince kazanırız… Ne oldu? Dolar düştü 5 liraya! Siz daha çok beklersiniz!”
Oysaki çok beklenmedi… Nebati’nin gözlerindeki ışıltı da yetmedi ekonomiyi düzeltmeye… Aradan üç-beş sene geçmişti ki, füze gibi yükselişe geçen dolar ve avro tüm ekonomik değerleri altüst etti.
Sayın Cumhurbaşkanımız, “Ben ekonomistim” demişti… Daha sonra da “Nas var nas… Sana bana ne oluyor?” diye başka bir anlam yüklemişti başına gelmedik kalmayan ekonomiye!
En başta petrol türevlerinin dolara endeksli olduğu ülkemizde, hayatımızdaki her şeye etki etti bu dövizin yükselişi… Artık ok yaydan çıkmış gibi yükseliyor, önüne geçen tüm setleri, bariyerleri aşıp can yakmaya devam ediyor.
Bir litre benzinin 50 liraya yükseldiği bir ülkede hangi para ile ne kadar benzin ya da mazot alıp tarlanı süreceksin?
Sürdün diyelim, o tarladan alacağın ürünü hangi fiyata satacaksın ki, benzin parası, tarlayı sürdürme parası, çapalama, ilaçlama ve bakım parası, toplatma parası ile birlikte yaptığın masrafları çıkaracaksın?
TARIM ALANLARI AZALIYOR!
Bir ülke teknolojide ve sanayide ne kadar ileri olursa olsun, o ülkenin geleceği tarımdır. Tarım bir ülkenin bağımsızlığı ve namusudur… Eğer ambarında buğday yok ise, komşuya muhtaçsın demektir.
Eskiden ihtiyaç fazlası olan mısırı, buğdayı, arpayı ve samanı satarken bugün bunlar gibi onlarca tahıl çeşidini ithal etmek durumunda kaldık. Bırakın buğdayı, komşunun samanına bile muhtaç durumdayız…
Hayvancılık gerileme devrine girdiği için et ürünleri de el yakıyor!
Vatandaşlar ağırlaşan hayat şartlarına artık tahammül edemiyor… Atadan kalan yerlerini, arsalarını, tarlalarını tek tek elden çıkarıyor!
Elden çıkan topraklar ise daha çok şehirleşmede, betonlaşmada ve çarpış yapılaşmada kullanılıyor…
Türkiye’nin nüfusu artıyor… Tarım alanlarının da artması gerekirken, hızla azalıyor…
Bu konuda düzenli (!) bir istikrar yakaladık çok şükür! Öyle bir istikrar ki, her geçen gün makas biraz daha açılıyor!
Bundan yaklaşık 50 yıl önce nüfusumuz 40 milyon civarında iken, sanayi hamlelerini başlatan tam bir tarım ülkesi idik… Şimdi gelinen bu noktada nüfusumuz 86 milyon, tarım alanları ise 50 yıl öncesinin nerede ise yarısına inmiş durumda!
Başka bir şey aramaya gerek yok; bu durum aslında bir ülke için felakettir…
ÇÖZÜM ÜRETMEK ZORUNDASINIZ!
Bunca zahmet ve zorluklar içinde vatandaş büyük bir özveri ile ürününü ekiyor ve yetiştiriyor… Sonrasında ise o ürünü yok pahasına elinden çıkarmak zorunda kalıyor…
Çünkü üreten değil, her zaman aracılar kazanıyor! Oysa burada en büyük kazanç kapısı, ürünü yetiştirenin olmalı ki, yeni sezonda daha büyük bir motivasyonla insin tarlaya…
Yok… Hayır… Önce toptancı kazanıyor, sonra ürünü taşıyan, sonra da kabzımal… Ürünler tüketiciye gelene kadar üç-dört kez zam yiyor…
Örneğin üreticide 10 lira…
Tüketicide 25 lira…
Bu aradaki 15 lira kimin cebine gidiyor. 10 liralık bir ürün, taşıma ve komisyonla birlikte hadi 15 lira oldu diyelim… Peki 25 liralık artış neyin nesi?
Demek ki, piyasa kontrolü yok… Serbest piyasa ayağına olan her zaman gelir düzeyi düşük olan insanlara oluyor!
Gelinen bu noktada her zaman aracı kazanıyor…
Tefeci kazanıyor…
Faizci kazanıyor…
Komisyoncu kazanıyor…
Taşıyan kazanıyor…
Ama üreticinin borç hanesi biraz daha kabarıyor…
Bu düzeni normal hale kimler getirecek?
Sen doları 3 lirada, 5 lirada tutamazsan… İşte her şey kazak söküğü gibi gelir… İnsanların sırtına yük olarak biner…
“Düzelteceğiz! Her şey eskisinden daha iyi olacak… Sizlerden, yarım kalan yatırımları tamamlamak için son bir kez daha oy istiyoruz” dediniz…
Fakat gelinen bu noktada her şey çok daha kötü bir noktaya geldi…
Şunu öğrenmek istiyorum… Yeni bir seçim olsa, acaba bu aziz milletten hangi saikle oy isteyeceksiniz?

********************
ANLAMLI SÖZ
“Cümleler doğrudur sen doğru isen, doğruluk bulunmaz sen eğri isen…”
YUNUS EMRE
*******************