Dün grup toplantısını izlerken bir kez daha gördüm.

Mevzu açılım süreci, bölücü katili muhatap almak olunca ağzından bal damlayan, bahar, çiçek, böcek ve barış türküleri söyleyen Bahçeli, mevzu CHP’ye gelince birden şirazesini kaybediyor.

“Türkiye’nin yeni hedef olduğunun alenen dillendirildiği bir dönemde, Türkiye’nin içeride güçlü, dirençli ve kenetlenmiş olması tarihi ve kaçınılmaz bir zorunluluktur” diyor mesela…

Doğru da söylüyor.

Ama birkaç cümle sonra başlıyor CHP’ye saydırmaya…

“Her geçen gün yeni bir skandal habere konu olan CHP’li belediyeler, maşeri vicdanı rahatsız etmektedir. Birbiri ardına ortaya saçılan rüşvet, irtikâp iddiaları hukuki bir mesele olmaktan çıkmış, siyasi yozlaşmanın CHP’nin her kademesine sirayet ettiğinin açık bir göstergesi haline gelmiştir. Bu vahim tablo, kök salmış bir çarpık zihniyetin, çürümüş bir siyasi anlayışın ve yozlaşmış bir yönetim yapısının CHP’ye egemen olduğu izlenimi vermektedir.”

E hani aramızdaki sevgi ve muhabbeti diri tutarak, kardeşlik bağlarımızı güçlendirerek, ortak gelecek hedefiyle vatanımız üzerinde, ay yıldızlı bayrağımızın gölgesinde bir ve beraber olacaktık?

CHP dediğin, bugün seçim olsa birini parti. Nereden baksan toplumun en azından yüzde 30’una tekabül ediyor. Hatta çıkaracağı bir adayın en azından yüzde 50 kabul göreceği neredeyse garanti.

İttir kaktır ancak toplumun yüzde 10’u eden ve ülkemizdeki terörün baş sorumlusu bir kesim ile sözde barış ve kardeşlik adına kucaklaşacaksınız ama toplumun yarısı eden bir partiyi dışlayacaksanız ve bunun adına da milli birlik ve kardeşlik diyeceksiniz… Biz de bunu yiyeceğiz öyle mi?

Adına ‘beka meselesi’ denilerek bize yaşatılanların aslında ‘siyasi beka ve siyasi ikbal meselesi’nden ibaret olduğunu bizzat tarafların ağzından görmemek için aptal olmak gerekir.

Çok söyledim. Yine söylüyorum; İlk açılım sürecinde de ülkemize bahar geliyor, kuşlar kelebekler uçuşuyordu. Bren vazgeçildi. Sebep? İlk açılım sürecinden aniden vazgeçilmesinin sebebi çözüm süreci muhataplarının bu ucube tek adam sistemine onay vermemesi, dahası Demirtaş’ın ’seni başkan yaptırmayacağız’ demesiydi.

Bugün de bu bölücü güruhun lideri ya da partinin eş başkanları; ‘Bu barışçıl adımlarınız için size teşekkür ediyoruz, iyi ki varsınız ama bütün bunları sizin şu ucube Türk tipi başkanlık sisteminizi sürdürmek için bizi yanınıza çekmek maksadıyla yapıyorsanız, bilin ki biz size oy vermeyeceğiz, Cumhur ittifakında yer almayacağız’ deseler ne olur?

Ne olacağı önceki süreçten belli; Süreç anında rafa kaldırılır, bütün bu arabulucular dahil pek çok kişi bebek katiline ‘örgüt kurucusu’ muamelesi göstermekten içeri tıkılır.

Ha, bu kez sahneye sürülen ‘açılım süreci’ iktidarın durduk yerde ve kendi kafasına göre planladığı ve uyguladığı bir süreç değil. Bunun böyle olmasını isteyen, dikte eden güçler var. Bunu anlamayacak kadar aptal değiliz.

Eğer süreç çuvallarsa onlara nasıl hesap verileceği veya nasıl ikna edileceği de benim değil iktidarın sorunu…

Ve millete de ‘bebek katiline villa, muhalefete mahpus damları’ reva görmenin hesabını nasıl vereceğinizi de şimdiden düşünün.

Bahçeli’nin CHP hakkındaki peşin hükümlerini dinliyorum da gerçekten merak ediyorum. Bu bilge liderin zerre hukuk bilgisi var mı?

Hadi onun yok diyelim, yanında yöresinde danışabileceği bir hukukçu yok mu?

Benim bildiğim var. İçlerinden en yetkilisi de Fethi Yıldız.

Bahçeli bilmese de toplum bunun bir hukukçu olduğunu biliyor. Nitekim kendisi de ara sıra hukukçu olduğunu hatırlatıyor.

Hukukçu kimliğiyle; "Hukukta sübut, bir olayın veya iddianın mahkemece yeterli delillerle kanıtlanmış, doğruluğu kesinleşmiş olmasıdır. Özellikle ceza davalarında, bir sanığın suçluluğunun sübuta ermesi, yargılama sonucunda verilen kararın temelini oluşturur” diyor.

Yani İBB davasıyla ilgili suçlar sübut bulmadan, iddialar delillerle ispatlanmadan öyle işkembeden sallamayın, diyor.

Ama lideri ısrarla; “CHP’nin siyasal ve toplumsal ahlak anlayışı değişmiş, erozyona uğramıştır. İltimas, yolsuzluk ve bunlarla iç içe geçmiş çarpık ilişki ağları derinleşmiştir.

Şehrin emini olması gerekenler ne hazindir ki emanete hıyanet etmiş yozlaşmanın zirvesine çıkmışlardır” diye suçluyu peşinen ilan ediyor.

Fethi Yıldız ilave olarak “Unutmayalım… Her şeyin başı vicdan temizliğidir” de diyor.

Ama anlaşılan o ki bu uyarıyı önce en yakınından başlayarak yapması gerekiyor.