Sevgili okurlar,
Yeni bir yılın arifesinde, Türkiye gündemi öylesine yüklü ki, « hangi birini eline alsan, elinde kalacak bir durum » söz konusudur!
Ülkenin baş gündemini, « ekonomi » oluşturuyor !
Hemen ardından « siyasi beceriksizlikler » geliyor !
Bir başka konu ise, « siyasi iradenin baskı ve dayatmaları ile korku salma ve sindirmelerini » teşkil ediyor !
Korona illetini geçtik, yerel yönetimlerin içinde bulunduğu çıkmazları bir kenara öteledik !
Milli askeri unsurlarımızın, « sınır ötesindeki durumları da unutulacak bir konu » değil..
Hapishanelerimiz, » tıka-basa » dolu !
Kimi, » haksızlıktan, kimi adaletsizlikten » şikayetçi !
Siyasi tutuklular, « Selahattin Demirtaş, Osman Kavala, Aysel Tuğluk » uluslararası bağlamda dillerden düşmüyor !
« FETÖ »Denilen Törür Örgütü elebaşısı « Fetullah Gülen sve avanesini » Amerika’dan istemeyi unuttuk !?
Bu bağlamda, « terör ile iltisaklı olanların mal varlıklarına el konulması da ülke gündemine » düştü !
Bütün bunlara ek olarak, Bankalar Denetleme Kurulu, « Faiz-kur dalgalanması » ile ilgili olarak açıklamalarda bulunan « siyasetçi ve gazeteciler » hakkında suç duyurusunda bulundu..
Möntrü Anlaşması ile ilgili açıklama yapan « emekli amirallerin yanı sıra, 28 Şubat güç gösteriminde bulundukları iddiasıyla, bazı generallerin hapse atılması », bir kenarda dursa da unutulacak gibi değil..
Sürekli gündemde olan, « sanal ortam kalemşörlerinin paylaşımları da, siyasi iradenin gündeminden » hiç gitmiyor..
Bu manada, « sorgulama, yargılama, tazminata çarptırılmalar, alanlarda mikrofonlara konuşanların » sayısını da azaltmıyor, bilakis « veryansın atıp tutmalar » devam ediyor..
Herkes suçlu peşinde ya, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’da, dağlardaki terörist avını, kentlere kaydırdı..
Asgari ücret açıklamasından sonra, emekliler, dul, yetimler ve çalışanlar da, ücretlerinin artış beklentisi içindeler..
Elbette bir yılın sonunda daha yazılacaklar, kayda alacaklarımızda vardır elbet ?
Ama siz gelin, yeni bir yılın eşiğinde, gelecek yıldan bu bağlamda umut beklentisi içinde olunuz !?
Eskiden, şöyle yılbaşı geceleri, sofrasını kurup, aile bireyleri ile birlikte televizyon karşısında, sevilen sanatçı ve oryantal beklenisi içinde olunuz bakalım ?
Bu pahalılıkta, böyle bir lüksünüz olabilir mi ?
Hele de bir hindili menü, iştahınızı açmaz mı ?
Şöyle Muazzez Ersoylu bir geceye ne dersiniz ?
İşte « yarın kaygısı » ,burada sizi hemen frenliyor !
Öyle ya « ayağınızı yorganınıza göre uzatmanız » gerekiyor ?
Simit yemeye de hazır olmalısınız ?
Öyle söylemedi mi Hülya Avşar ?
Böyle bir telkinde bulunmadı mı, Orhan Gençabay baba ?
Anlatılacak çok şey var da, gelin bu noktada bizden biri Karasulu İş insanı, ünlü gezgin Erdal Bıçakcı’ya kulak verelim :
Belki, »yarın kaygılarınız » biraz olsun hafifler ?
EKONOMİK KRRİZ HER YERDE !
« Arkadaşlar… Geçen ay Amerika, Meksika ve Bulgaristan’daydım. Bu ay da Portekiz ve İspanya’dayım. İki aydır evimde bir hafta bile uyumadım. Size son gezilerimde tanık olduğum bence önemli olan gözlemlerimi aktarmak istiyorum. Her ülkede insanlar ekonomiden dolayı sıkıntı çekiyor. Dünya genelinde salgın ekonomik krizlere neden oldu. Fiyatlar ve vergiler arttırıldı. Tüm bu olanlara rağmen dünyada bize benzeyen, ülkemiz gibi kaos yaşayan Afrika ülkesi bile yok!. Toplum üzerinde inanılmaz bir psikolojik baskı var. En önemlisi ülkede umut bitmiş. Herkeste gelecek kaygısı var!. Avrupa’nın en batısındaki AB’nin en fakir ülkesi Portekiz bile Türk doldu. “Golden Visa”(Altın izin) denen uygulama ile 350 bin Euro’luk yatırım yapan burada oturma izni ve sonrasında vatandaşlık alabiliyor. Binlerce Türk buradan ev aldı. Öte yandan belli bir mesleğe sahip olanlar ve öğrenciler de ülkeden kaçıp buralara kadar geliyor.
BALON SATAN TÜRKLER?
Pazarda balon satan Türk gençlerini görünce çok üzüldüm. Konya’dan gelmişler. Tamam burada da hayat zor. Ama TV’yi açınca haberlerde ülkeyi ayrıştıran liderleri yok. O ne dedi, bu ne dedi haberi yok. Siyasiler sürekli birbirlerini suçlamıyor. Fiyatlar sürekli değişmiyor. Demokrasi tehlike altında değil. Cumhurbaşkanı İncil’den ayetler okumuyor. “Beyaz Portekiz’liler kedilerine sahip çıksın” demiyor. Mâlum burada Afrika kökenli siyahi ve Brezilyalı çok. Paranın değeri ile oynanmıyor. Afrika çok yakın. Arap kökenliler buradan gayrimenkul satın almıyor. Araplara ve yabancılara fabrikalar satılmıyor. İktidar sürekli yurt içinde ve dışında kilise inşa etmiyor. Makam arabaları çok sınırlı. Cumhurbaşkanı pazara, plaja yürüme gidiyor ve sırasını bekliyor. Pazar ayinine koruma ordusu ve yüzlerce makam arabası ile gitmiyor. Onun durumu halkı zaten hiç ilgilendirmiyor.
HERKESİN BİR HOBİSİ VAR!
Herkes ekonominin ve eğlencenin derdinde. Su yerine şarap içiliyor. Çünkü su şaraptan daha pahalı. Her insanın bir hobisi var. Sörf, bisiklet, yürüyüş vs. Genelde herkes haftada iki kez dışarıda ailece yemek yiyebiliyor. Porsiyonlar büyük ve fiyatlar bizden düşük. Ben işin ekonomisinde değilim. Bizdeki problem; siyasi ve ekonomik işkence. Ama bunun tek nedeni bilinçsiz cahil halktır. İyi eğitim almamış, okumamış, dinsel yetersiz bilgilerin etkisiyle gelişmemiş bir insan profili yaratmışız. Her lafın başı: “ezan, bayrak” olmuş. Bu kelimeler artık Uganda’da bile kullanılmıyor. Afrika’nın en ücra köylerine gittim. Onlar bile bizden mutlu. Biz artık hastalıklı bir toplum olduk. Beyinlerimizi yaktılar. Peker’in de dediği gibi 40 yaş üstü bitmiş. Bence 40 yaş altı da bitik. İşin en önemlisi “umut bitti” dedim ya. Gençlerin ülkeden umudu kalmamış. AKP’nin ülkeye yaptığı en büyük yarar; gençleri inanç sistemini sorgular hale getirmesidir. Gençler artık masallara inanmıyor. Yaşlılar kaderici; iyilik te, kötülük de Allahtandır düşüncesine inanıyor, ülkedeki kaostan siyasileri sorumlu tutmuyor. Siz şimdi benim hep karamsar tablo çizdiğimi, çarenin ne olacağını yazmamı da istersiniz.
BU YAPIDAN KURTULMAMIZ GEREK ?
Bu yapıdan muhalefet de dahil kurtulmamızın olanağı yok. Aslında ülkemizde çok değerli keşfedilmeyi bekleyen insanlar var. Fakat korkak ve gururlular. Ortaya çıkmaya korkuyorlar. Onların harekete geçip, motor gücü oluşturması ile bu zor dönemi atlatabilir, çağdaş bir yapıya kavuşabiliriz diye düşünüyorum..»
Ne fazla, ne eksik, Erdal Bıçakcı böyle düşünüyor, böyle düşündüklerini de kayda geçiriyor !
Yeni yıl arifesinde, siz de bir düşünce havuzuna girseniz iyi olmaz mı ?
Hem kırklanır, hem yeni yıl öncesi kötü ruhlardan temizlenmiş, arınmış olarak, « mutlu olmayı » yeniden keşfedebilirsiniz !
Bakın Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş Hocamız, « korkudan araba alamıyorum »diye feryatta !..
Ne olur, « bir cuma cami hasılatını da » ona bağışlayalım !
Nasıl olsa, bankalarda para yakıp, duruyoruz !?
Gelecek yıl mı ?
Kimin umurunda, battı balık yan gider !
Yusuf Cinal yazıyor, 29 Aralık 2021 Brüksel, www.bizimsakarya.com.tr
NOT : Battı balık yan gider, işler kötüye gittiğine göre, kişinin istediği gibi davranabileceğini ifade etmek için kullanılır
