GAZİ Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti etnik bir kökene dayanmıyor... Cumhuriyetin kuruluş felsefesi zaten lâik, üniter ve bağımsız bir ulus devleti tarif ediyor. Bağımsız bir devleti ifade ederken de, “Türkiye Cumhuriyeti’ni oluşturan millete Türk Milleti denir” diye tarif ediyor... Bir başka deyişle “Bu ülkeye gönül bağı ile bağlanan vatandaşlara Türk Milleti denir” diye diye açıyor...
Burada Türklük kavramı hiçbir zaman etnik bir kökene dayanmıyor...
Neden dayansın ki?
Çünkü Çanakkale’de, Büyük Taarruz’da, Sakarya Meydan Savaşları’nda savaşan ve hatta Sarıkamış’ta koyun koyuna yatan bu ülkenin evlatlarını Türkler, Kürtler, Araplar, Boşnaklar, Ermeniler, Çerkezler, Gürcüler, Hemşinliler, Lazlar, Pomaklar, Süryaniler, Yahudiler, Zazalar ve Romanlar oluşturuyordu... Belki sayamadığım başka etnik köken de çıkabilir...
DİĞERLERİNE HAKSIZLIK OLUYOR!
Şimdi, “Terörsüz Türkiye” adıyla çıkılan yolda “Türkiye Cumhuriyeti, Türkler, Kürtler ve Araplardan meydana gelir” gibi farklı bir tarif aramak bu ülkenin üniter yapısına, Anayasasına ve nüfusun önemli bir kısmını oluşturan diğer etnik kökenlere haksızlık değil mi?
Bugün 86 milyonluk bir Türkiye nüfusunun içinde Lazlar, Gürcüler ve Abazaların nüfusu da birkaç milyonu aşıyor. Şu an dünyadaki 205 ülke nüfuslarını incelerseniz, orada bir-iki milyonluk çok sayıda ülke görürsünüz. Yani demem o ki, işi etnik kökene indirgerseniz, ulus ve üniter devletin özüne dinamit koymuş olursunuz.
TÜRK KİMLERE DENİR?
“Türkiye Cumhuriyeti’ne gönül bağı ile bağlı olan her vatandaşa Türk denir!”
Bugün Almanya’da da birçok etnik köken var... Almanya’da yaşayanlara da Alman deniyor...
Ona keza, Fransa’da yaşayanlara Fransız, İtalya’da yaşayanlara İtalyan, İngiltere’de yaşayanlara İngiliz deniyor... Ve bundan da kimse bir rahatsızlık duymuyor...
Türkiye’de yaşayanlara Türk denilmesi neden rahatsız ediyor?
Buradaki Türk kavramı etnik köken değil, herkesin saygı göstermesi gereken bir üst kimliktir...
AĞIZLARINDAKİ BAKLA!
Bu süreçte karından konuşmalar, Lozan öncesine işaret etmeler, halkların kardeşliği adı altında sinsice özerk bölgelere atıfta bulunmalar ülkede yaşayan kahir ekseriyeti rahatsız ediyor.
ABD’nin FBI sorumlusu, “Türkiye, Osmanlı yönetimine geri dönmeli!” diyor...
İmralı’daki terörist başı, (Sanki Kürtleri temsil ediyormuş gibi), Cumhuriyet kazanımları öncesine vurgu yaparak, Kürt halkının Cumhuriyet ile birlikte birçok hakkını kaybettiğine vurgu yapıyor.
Her nedense Fransa da Almanya da, İsrail de ve ABD de bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nden rahatsızlık duyuyor.
TERÖRİSTİ AFFETME HAKKINIZ YOK!
“Terörsüz Türkiye” Komisyonu’nun 18 Nisan’da ortaya koyduğu ve 47 kişinin imzaladığı raporda, terörist başından resmen “önder” diye bahsediliyor.
Bu nasıl bir süreç ki, Türk Milleti’ni oluşturan unsurlar arasındaki fay hatlarını sarsıyor ve derinleştiriyor?
Türkiye Cumhuriyeti’ni oluşturan temel ilkelere, bu ülkenin Anayasasına aykırı söylemlerle “Terörsüz Türkiye” gerçekleşir mi?
Bu ülkede yaşayan Türk, Kürt ve Arapların dışındaki etnik yapıları görmezden gelerek gerçek anlamda bir iç barıştan söz edilebilir mi?
Milletin gözünün içine baka baka 50 bin kişinin katiline “Sayın, önder, bilirkişi, Türkiye’nin önünü açıyor” gibi saçma sapan cümleler kurarsanız, terör kurbanı ailelerinin kalbine bıçağı saplarsınız... Yetmez, aziz Türk Milleti’ni oluşturan onlarca etnik kökeni ve muhteşem mozaik yapısını da temelden sarsmış olursunuz.
Buna da hiçbir zaman “barış” denemez.
******************
ANLAMLI SÖZ
“Barış tacı, saltanat tacı ile kıyaslanamayacak kadar güzeldir ve değerlidir...”
EPİCURE