Demokrasi, ekonomi, eğitim, sağlık, yargı, güvenlik, mutluluk, huzur alanlarında uluslararası bütün göstergelerimiz bozuk…
Dünya Demokrasi Endeksinde 102’inci sıradayız.
Hukuk Devleti Endeksinde 117’inci sıradayız.
Ekonomik Özgürlük Endeksinde 102’inci sıradayız.
Sefalet Endeksinde dünyada ilk 10’da, Yolsuzluk Endeksinde 115’inciyiz.
Basın Özgürlüğünde 165’inciyiz.
Organize Suç Örgütleri konusunda Avrupa 1’inci, dünya 12’cisiyiz.
Haliyle uluslararası göstergelerin, bize atılan nutuklarla hiçbir alakası yok.
Söyleme bakıyorsunuz Dünya lideriyiz!
Eyleme bakıyorsunuz, yerlerde sürünüyoruz.
En önemlisi, bir ülkenin en olmazsa olmazı demokrasi ve yargı bağımsızlığı…
Demokrasimizin içler acısı hali ortada, ya yargı?
Son bir hafta içinde yargının hallere düşürüldüğünün örneklerini bizzat yaşadık.
Şu Ayşe Barım olayı mesela.
Zavallı kadını iş alanıyla ilgili manipülasyon yapmaktan göz altına aldılar, baktılar ki bu suçlamayla içeriye atmak abes kaçacak hemen yeni bir suç uydurup aylarca yatırdılar.
Neydi eklenen suç? Gezi olaylarına katılmış, katılmaları yönünde sanatçı arkadaşlarını teşvik etmiş!
Biliyorsunuz bu ülkede ‘gezi’ beraat etti. Yani suç değil. Ama hala birilerine çamur atmak ve birilerine ‘yafta’ olarak kullanılıyor.
Hadi suç diyelim. Elde bilgi, belge, delil yok. Nitekim son duruşmada aksi ispatlandı ve tahliye edildi.
Ama yine yeni bir ‘Ali yazar, Veli bozar’ sendromu yaşadık, mahkeme tahliye kararı verirken bir diğeri tutukluluğunun devamına kararı verdi. Kadıncağız şu an can çekiştiği hastanede ölmezse eğer yine hücreye tıkılacak.
Fatih Altaylı mesela, kırpılan bir konuşmasıyla Cumhurbaşkanını hem de fiilen tehdit etme suçundan aylardır hapiste.
İddianın saçma ve yapılanın hukuksuz olduğunu herkes biliyor. Nitekim ilk duruşmada tahliye olmasına kesin gözüyle bakılıyordu.
Olmadı…
Orkun Özeller…
Söz konusu terörle mücadele ise son dönemin kahramanlarından bir asker.
İncirlik’te görevliyken ABD’nin onur madalyasını; “Ülkemin düşmanı PKK’ya, YPG’ye silah ve para yardımı yapan ABD’nin madalyasını almayı onurum asla kabul etmez” diyerek elinin tersiyle iten şerefli ve onurlu bir Türk subayı…
Biz ilk duyduğumuz andan itibaren ‘eyvah, ABD bugün yarın başına çuval geçirir’ diyerek endişe ederken o çuvalı bizzat yargı geçirdi Orkun komutanın başına…
Sözde yeni barış sürecini eleştirirken devlet büyüklerine hakaret etti diye hapse tıktılar.
Hapse tıkmaları yetmedi sözde hukuki süreci işkenceye döndürdüler tıpkı diğerlerinde olduğu gibi. Sabahın köründe ailesine ve avukatlarına haber dahi vermeden, evinin ve ailesinin bulunduğu Ordu’dan alıp Silivri’ye götürdüler.
Hem de ne götürme…
Avukatlarına aktardıklarından öğreniyoruz ki, kendi ifadesiyle “bana düşmanlarımın yapamadığını idareciler, Türk askerine yaptırdı” demiş.
Ne yapmışlar?
Cinsel tacizden tutuklu adi bir mahkum gibi davranıp, 6 saat boyunca, görevliler için mola verilmesine rağmen, Orkun komutana tuvalet ihtiyacı için izin verilmemiş ve kendisine bir bardak çay bile verilmemiş.
Kendisini götüren 6 kişilik ekipten 5 kişinin dayanamayıp muhalefet de etseler ekip başının bu yöndeki talimatlarına uymuşlar.
Ekip başının da kimden talimat aldığı sır değil…
Yargının adeta bir sopa ve yargı süreçlerinin cezalandırma yöntemi olarak kullanıldığı ülkenin ilgili bakanı da günde iki kere ‘yargı bağımsız ve tarafsızdır’ diyor. Yersen!