Sevgili okurlar,
Bu defa sizlere, "spor penceresi" açarak, seslenmek istiyorum..
Takdir edersiniz ki, bir ülkenin "milli sporcuları" vardır..
Çeşitli spor dallarında başarı yakalayanlar, "ülkeyi temsil için, o milli formayı, mayoyu" giyerler..
Burada,"bayrak" önemli bir simgedir..
"Bayrak", bir milleti, bir devleti temsil eden, en önemli sembollerden biridir..
"Bayrak", bir ülkenin özgürlük, bağımsızlık timsalidir..
Bu vesile ile " milli" sıfatına layık görülenler, "büyük bir sorumluluk altına girdiklerini" unutmamalıdırlar..
Elbette, "milli sporcuları seçen kurumlar, görevlileri de bu manada", unutmamız gerekir..
Cumhuriyet'in ilanı ile "Türkiye'yi, her alanda temsil için", kollar sıvandı..
Gerçekten, "milli olup, o büyük sorumluluk altında, ülkeye altın, gümüş, bronz madalya kazandıranlar" ile hep övüne geldik..
Bazen başardık, bazen üzüldük, hüzünlendik!
Tekrar sil baştan, başarıyı yakalamaya kilitlendik!..
Bugün sizlerle, "biraz futbol hasbihalinde bulunmak" istiyorum..
ULUSAL DEĞERLER?
Futbola tutkun, bir genç olarak, "daha küçük yaşta Akyazı'dan kaçıp, İstanbul'da Metin Oktay, Turgay Şeren, Can Bartu, Ogün, Cemil, Tanju gibi değerleri izleyerek, onlar gibi olmayı", ne çok arzulardık..
Nereden, nereye değil mi?
Sonra, "Sakarya, il olarak, futbolda da önemli yıldızlar" yetiştirdi..
"Oğuz, Hakan, Aykut, İlker, Osman, Rahmi, Mustafa, Ali Nail, Recep.." aklıma gelenler..
Akyazı Gençlikspor'da top koşturduğum zamanlarda, ilçenin de değerleri vardı..
Onlar ile top koşturmak, "bizim için çok özel anılar, izler" bıraktı..
ONLAR VE ANILAR?
Bir kere, "Kopya Mehmet, Arap Yetkin, Deve Turan, Oflu Naci, Hirosto Fuat, Dule Dursun, Metin Güvenman, Sedat Çetin, Paşa İhsan ve diğer arkadaşlarımız ile büyüklere, ne kadar saygılı ve sevgi" doluyduk..
İlçe dışından da, rakip arkadaşlarımız vardı..
"Demirspor, Donatımspor, Şekerspor, Yıldırımspor, Karasu , Hendek, Sapanca, Arifiye, Kırkpınar gençlik futbol takımlarında yer alan" sayısız arkadaş edinmiştik..
O zamanlar, "il karmasına seçilmek, Sakaryaspor forması giymek", idealimiz idi..
Milli Forma, ha?
"Büyük azim ve çalışmayı, kabiliyeti ve özveriyi" gerektiriyordu..
Bunu, başaranlar oldu..
Onlara, minnettarız!
"Hem Sakarya'yı, hem de ülkeyi temsil etmek," ne gurur, ne onurdur..
MAÇA GİTMEDEN OLUR MU?
Uzatmayalım, Belçika'dayım ya?
Yıllar sonra, tekrar heyecanım kabardı..
"Belçika-Türkiye Milli maçı için", harekete geçtim..
Milli Takımlar Basın Koordinatörü Türker Toker ile temas kurduk ve gerekli akredideyi yaptırdım..
Maç Liege'de, ben ise Brüksel'deyim..
"Brüksel-Liege" arası, tam 96 Kilometre..
Önce Perşembe günü, Montella'nın basın toplantısı için Liege'ye hareket ettim..
İkinci gün, maç için tekrar Liege'deyim..
Türk Milli Futbol Takımı, büyük bir alkış, korna sesleri ile Liege sokaklarından geçip, maçın oynanacağı "Standard Liege" ye ait, "Maurice Dufrasne" adı verilen stada geldi..
Teknik Direktör Vincenzo Montella ve diğer görevliler ile birlikte Türk Milli Takımı kafilesi, maçın oynanacağı sahada bir gezinti yaptılar.
Sonra, asın toplantısını takip ettim..
Montella sıkıntılıydı..
NEYİMİZ DOĞRU Kİ?
Başarısız maçlar sonrası, ne söylemeliydi ki?
"Ülkede ne doğru ki, futbolda da işler doğru" gitsin?
Türkiye Futol Federasyonu'na operasyonlar üzenlendiği bir sırada, "Türk Milli Futbol Takımı'ndan", hangi başarıyı bekleyebiliriz ki?
Montella," Beni eliştiriniz, ben eleştirilere göğüs gererim. Umurumda değil! Bizi buraya bu çocuklar getirdiler. Hepsi yürekleri ile bayrak ve ülke için sahada yer alıyorlar. Uluslararası tecrübe ve deneyimleri ortada!..Rakiplerin durumu da belli.. Buraya kadar, bu gençlerle geldik, öyle devam edeceğiz" diyerek, Belçika maçı için, "iyimser olduğunu" paylaştı..
Haksız değil idi, Montella!
Bu çocuklar, bizim çocuklar idi!..
"Durumları, kabiliyetleri, sahadaki performansları", aşağı, yukarı belli!..
BEKLENTİ BÜYÜK!
Bizler, "onlardan çok şey bekliyoruz" oysa ki?
Fransa ve İtalya maçlarından sonra Belçika rakip..
Üstelik, deplasman!..
Ama, öyle değil?..
Stadı dolduran yaşlı genç, kız erkek sporseverlerimizin," bir yanaklarında Türk Bayrağı, diğer yanaklarında ise Belçika Bayrağı olup", maça geldiler..
"Muhteşem bir atmosferde maç" başladı..
Liege'de "Türkiye, Türkiye" sesleri yankılandı..
Belçikalılar mı?
"Sağduyu ve tolerans içinde, Türk sporseverlerin coşkusunu anlayış ile" kaşıladılar..
Maça mı, gelelim?
Erken bir gol, "moralleri", altüst etti..
"Müthiş ve heyacanlı bir maç" izledik..
Bizim eksikliklerimiz, daha çok idi!..
Belçika'da, çok iyi değildi..
PİNPON TOPU GİBİ?
Belçika Tenki Direktörü Van Bommel'in deyimi ile" top pinpon topu gibi, bir o yana, bir bu yana, gitti, geldi.."
Kötü de oynamadık, ama skor?
Futbol maçlarında, "sonucu gol ve goller tayin ediyor", ne yazık ki?
Yenildik!
Yani, "kabiliyetimiz, gücümüz" buydu!..
"Bu çocuklara yüklediğimiz misyon ağırdı, beklenti büyük, Ay-Yıldızlı forma altında, durum", daha da ağır!
"Gol vuruşlarında Belçika, becerikli, tecrübeli ve deneyimli futbolcuları ile sonuca" gitti..
Bizim, "daha çok yol almamız, yani çalışmamız gerektiği" ortada!..
Montella'da, bunu söylemiyor mu?
Değişim ha?
NEREMİZ DOĞRU Kİ?
Deveye sormuşlar, "neren eğri ki" diye," nerem doğru ki" demiş!"
İşin, asıl sırrı burada!
Futbol ile yatıp kalktığımız şu günlerde, "ülkede ne doğru ki, futbolda da başarı" bekleyelim!
Ama, siyasiler gibi, bu platformda da "istifa kültürü unutulmuşsa", vay halimize!
"Çocuklarımıza güvenmeye, alkışlamaya, desteklemeye" devam!
Unutmayınız ki, "futbol işçiliği", en ağır mesleklerdendir..
İtalya karşısında, "millilerimize başarılar" dilerim!
Yusuf Cinal yazıyor, 5 Ekim 2026