Sevgili okurlar,
Bu yazımda sizlere," Akyaza'dan söz etmek" istiyorum..
"Akyazı" dedimse, "doğal güzelliklerini" anlatacak değilim!
Çoçukluk, gençlik ve ilk memuriyet yıllarımın geçtiği Akyazı..
Sizleri, "çok tarihi bilgiler ile boğmak" istemiyorum..
"Orhan Bey'in komutanlarından Konaralp'in fet ettiği Bizans topraklarının, nasıl Türkleştirildiği ve bugüne nasıl geldiğine de kısaca değinerek, asıl konumuza" geçmek istiyorum..
"Ankara-İstanbul, yani Doğu ile Batı arasında bir geçiş alanı olan, hatta İpek yolu üzerindeki Akyazı'yı bugünün gençleri nereden bilip", anlayacaklardır ki?
Çok merak ettiklerini, hiç sanmam?
Nedeni, açık değil mi?
"Dünden bugüne zevkler, renkler", nasıl da değişiyor..
Küçük bir yerleşim merkezi, Akyazı..
Nüfusu, Cumhuriyet'in ilk yıllarında bile, 3 Bin, bilemedin beş bin!
"Eşraf, esnaf ve burada yaşayanlar birbirlerini ismen, hatta lakapları" ile tanıyor..
"Bir göç, bir ticaret yolu üzerinde olan Akyazı üzerinden, o yıllar Ankara'ya ulaşmak, daha kestirme geliyordu yolculara, kervan" sahiplerine..
Hanları ile hamamları ile konakları ile o Akyazı tarih oldu!
Sonra, "Adapazarı, Hendek, Düzce, Bolu üzerinden Ankara'ya bir başka ulaşım hattı" açılıyor..
Sevgili, saygıdeğer zamanın milletvekillerinden Barbaros Turgut Boztepe, "bu Akyazı, Mudurnu, Nallıhan, Ankara karayolunun iyileştirilmesi" için, az mı çalıştı..
Hala devam eden, bu çalışmaların bittiğini söyleyemem!
AKYAZI BİR BAŞKA CENNET!
Neyse, biz Akyazı'ya gelelim..
"Cumhuriyet'in ilanı ile ülkede büyük bir seferberlik" başladı..
"Okullar açılıyor, okullardaki öğretmenleri yetiştirecek, 'Köy Enstitüleri' kuruluyor, yollar, köprüler, devlet binaları ile büyük bir kalkınma seferberliği, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu", selamlıyor..
Başta Akyazı olmak üzere, "bazı merkez köylerde okullar açılıyor, köylere yollar vuruluyor, su, elektrik hatları.." ulaştırılıyor..
Akyazı'nın ilk eğitim yuvası, Akyazı Ortaokulu oluyor..
Sonra," Akyazı Lisesi, Akyazı Kız Meslek Lisesi ile Akyazı İmam Hatip Liseleri Akyazılıların" hizmetinde..
Bugünlere, geliyoruz..
"Sakarya Üniversitesi yerleşkeleri, meslek yüksek okulları ve diğer bölümler ilçeye bir başka canlılık" getiriyor..
Bugün, geri dönüp baktığımız Akyazı, "birçok alanda, birçok dalda bilim insanları, siyasetçiler, iş insanları ve sivil örgüt temsilcileri, sporcular" yetiştirdi..
Nüfus mu, merkez ve çevresi ile 100 Bine dayandı..
Farkı ve değişimi, gelişimi görmek, yaşamak, bilmek gerekir!
BAYRAKTAR AİLESİ?
İşte Böyle bir durakta, istasyonda, yani ilçede, adı öne çıkan ailelerden biridir, "Bayraktar Ailesi.."
Muhterem, merhum Akyazı Ziraat Odası Başkanı Hüsamettin Bayraktar'ı, o yıllarda ilçede tanımayan yoktur..
Büyüğümüz Hüsamettin Bayraktar, bir çekim merkezidir..
"Derdi olan, işi olan, bir sıkıntısı olan, olmayan Hüsamettin Bayraktar'ın kapısını" çalardı..
Marko Paşasıydı Akyazı'nın!
Yaşımız küçük olmasına rağmen, "baba dostu ve selamı, sabahı ile Bayraktar büyüğümüzü, Brüksel'de ağırlama imkanı bulmuş aile dostları, hemşerileri olarak hizmetlerini yazmak", görevimizdir..
BAYRAKTARLAR?
Sonra, sıraya "merhum Şinasi Bayraktar" girdi..
Akyazı Ticaret ve Sanayı Odası'nın kuruluş günlerindeki sıkıntıları bilmezmiyim?
Aldığı görevi, bayrağı, onuru, gururu ile üzerine bir leke sıçratmadı..
Allah, cennet-mekan eylesin!
Ardından sevgili, can dostumuz Şemsi Bayraktar'ın "Ankara'da, Türkiye Ziraat Odaları Genel Başkanlık günlerine", tanıklık ettik, ediyoruz..
Uzatmayalım, "Akyazı Lisesi'nde görev yaptığım yıllarda, sevgili Ali Şener Bayraktar", öğrencim oldu..
Baba ve ağabeylerin izinden yürüyen Ali Şener Bayraktar, "sadece Akyazı'da değil, Sakarya genelinde hizmet çıtasını, daha da yukarılara" taşıdı.
Birçok hizmette, etkinlikte adı öne çıktı, sesi duyuldu..
BU TOPRAKLARA İHANET ETMEYELİM!
Aslında, lafı çok döndürdüm..
Sözü, "Akyazı Ticaret Borsası ve Ziraat Odası Başkanı olarak Ali Şener Bayraktar'a getirmek" istiyordum..
Son,"Kaynarca eyleminde yaptığı konuşma ve bu topraklara sahip çıkması, her şeyi açık ve net", ortaya koyuyor..
İşte, "Akyazı'da, Sakarya'da nerede olursa olsun, görev üstlenenlerden, böyle yüksek sesle haklılıklarımızı dillendirmesini" bekliyoruz..
"Sakarya Tarım alanları, sessiz bir işgal" altındadır!..
"Sanayileşme ve konutlaşma adı altında, bu verimli, ak toprakları kaybetme endişesi ile" karşı karşıyayız..
Sadece, bu kadar mı?
Bakın, sevgili hemşerim, öğrencim Ali Şener Bayraktar, ne diyor?
" Bu topraklara ihanet etmeyelim!"
"Çünkü yarınları, olacakları, yaşanmışlıkları bildiğinden", bu sert sözleri ve çıkışı yapıyor..
Bu gür ve cesur sesin, yanındayız!..
Memlekete, böyle de hizmet edilir!
HALKLA İSTİŞARE?
"Halkla istişare etmeden, kimse, bu ak topraklar üzerinde, sanayi merkezleri", kurmamalıdır!
Bu tür bir sanayileşme, bu topraklara gelirse, olacakları yanıbaşımızdaki, "Kocaeli Dil Ovası'nda yaşananlara bakmanız" yeterlidir!..
Ayrıca, sevgili Ali Şener Bayraktar'ın, "ağabey kolktuğu Akyazı Ticaret Odası Başkanlığına seçilmesi", Akyazı için bir şanstır.
Zira, "yaptıkları, Akyazı'ya kazandırdıkları" ortadır..
"Her Akyazılı gibi, Akyazı'ya, Sakarya'ya, ülkemize, insanımıza hizmet edenlere sahip" çıkmalıyız..
Zira, bu işin başka türlüsü yok!
Tebrikler, başarılar!
Yusuf Cinal yazıyor, 15 Ekim 2026