Türkiye'de milyonlarca emekli için hayat her geçen gün biraz daha zorlaşıyor. Bunun en net göstergesi ise açıklanan açlık sınırı rakamlarıdır.

Mayıs 2026 verilerine göre dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması 37 bin 655 liraya ulaştı. Aynı araştırmada yoksulluk sınırı ise 113 bin 845 lira olarak hesaplandı. Açlık sınırı sadece son bir ayda 1.342 lira arttı. Son bir yıldaki artış ise 11 bin lirayı geçti.

Şimdi bu rakamları emekli maaşıyla karşılaştıralım.

En düşük emekli aylığı yaklaşık 20 bin lira seviyesinde bulunuyor. Yani dört kişilik bir ailenin sadece mutfak masrafını karşılayabilmesi için gereken para, emeklinin aldığı maaşın neredeyse iki katı. Üstelik açlık sınırı hesabının içinde kira yok, elektrik yok, doğalgaz yok, su faturası yok, ulaşım yok, sağlık harcamaları yok. Sadece gıda harcaması var.

Bir emeklinin aylık gelirinin tamamını market harcamasına ayırdığını düşünelim. Yine de ailesinin sağlıklı beslenmesi için gereken tutarın yaklaşık 17 bin lira altında kalıyor. Araştırmalara göre açlık sınırı, en düşük emekli aylığını 17 bin 655 lira aşmış durumda.

Bugün Sakarya'da ya da Türkiye'nin herhangi bir şehrinde sıradan bir market alışverişi yapan vatandaş tabloyu çok net görüyor. Bir kilogram kıymanın 700 lira sınırına dayandığı, peynir fiyatlarının 400-500 liraları gördüğü, meyve ve sebze fiyatlarının mevsiminde bile cep yaktığı bir ortamda emeklinin maaşı daha ayın ortasına gelmeden eriyor.

Dahası var.

Bir emeklinin ortalama kira ödediğini düşünelim. Büyükşehirlerde artık 15-20 bin liranın altında kiralık ev bulmak oldukça zor. Kira ödendiğinde maaşın tamamı hatta fazlası gitmiş oluyor. Elektrik, su, doğalgaz ve internet faturaları henüz masaya bile gelmeden bütçe tükeniyor.

Ekonomi yönetimi zaman zaman maaş artışlarını gündeme getiriyor. Ancak asıl sorun maaşların artmaması değil, fiyatların maaşlardan daha hızlı artmasıdır. Nitekim TÜRK-İŞ verilerine göre yılın başında 31 bin lira seviyesinde olan açlık sınırı birkaç ay içinde 34 bin liranın üzerine çıktı. Birleşik Kamu-İş araştırmasında ise Mayıs ayında 37 bin 655 liraya ulaştı. Açlık sınırı yükselirken gelirlerin aynı hızda artmaması, vatandaşın alım gücünü her geçen gün azaltıyor.

Bugün emeklilerin önemli bir bölümü çocuklarından destek alıyor, kredi kartı kullanıyor veya temel ihtiyaçlarından kısmak zorunda kalıyor. Kırmızı et tüketemeyen, meyve ve sebzeyi tane hesabıyla alan, sosyal hayatı tamamen bırakmış milyonlarca insan var.

Oysa emeklilik, insanların en rahat etmesi gereken dönemdir. Çalışma hayatını tamamlamış, ülkeye yıllarca katkı sunmuş insanların geçim derdine düşmemesi gerekir. Ancak gelinen noktada birçok emekli için emeklilik, dinlenme dönemi değil hayatta kalma mücadelesi haline gelmiştir.

Açlık sınırı dediğimiz rakam bile insanlara rahat bir yaşam vaat etmiyor. Sadece sağlıklı beslenebilmek için gerekli minimum harcamayı ifade ediyor. Yani bugün bir emekli maaşı açlık sınırının yarısına yakın seviyedeyse ortada sadece ekonomik bir problem değil, ciddi bir sosyal adalet sorunu da var demektir.