ABB Başkanı Mansur Yavaş’ın basın açıklamasını izlerken ‘acaba yandaş basın nasıl verecek’ diye merak ediyordum.
Haliyle sabah ilk işim iktidar aparatı yandaş basının manşetlerine bakmak oldu.
Bir gün önce ABB’yi ve Mansur Yavaş’ı yerden yere vuranlar, tam da tahmin ettiğim gibi Mansur Yavaş’ın açıklamalarını ve savunmasını görmezden geldiler.
Bunu bir kenara not edin lütfen ve saray güdümlü yandaş medyaya itibar ederek bir mesele hakkında doğru hüküm vermenin ve günaha girmemenin mümkün olmadığını anlayın.
Sadece köpürtülen iddiaları gündeme getirip söz savunmaya gelince görmezden gelmek ne basın ne de insan etik değerleriyle bağdaşmaz.
Bunun adı ahlaksızlıktır…
Bu ahlaksızlığa, görevi kamuoyunu aydınlatmak olan bazı devlet kurumlarının ortak olması daha da büyük ahlaksızlık ve dahi hukuksuzluktur.
Vergilerimizle yayın yapan TRT’nin siyasette taraf olması, vergilerimizle ve sözde dezenformasyon yani bilgi kirliliği ile mücadele etsin diye oluşturulan DMM yani Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin bizzat dezenformasyona alet olması ayıptır.
Dün İsmail Saymaz isyan etmişti bu hukuksuzluğa; “Eğer Melih Gökçek, bu operasyondan yedi saat önce, “Hazır mısın Ankara? Hazır mısın Türkiye? Ankara’da milyarlık vurgun patlıyor” diye tweet atmasa; operasyondan sonra İletişim Başkanlığı’na bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi tarafından yandaş basına, dosyadan alındığı anlaşılan, ‘Soru-Cevaplarla Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne Yönelik Konser Soruşturması’ başlıklı bilgi notu dağıtılmasa “Yavaş’la değil, yolsuzluklarla mücadele ediliyor” diyebilirdik belki…
Bir kamu kurumu olan DMM, tarafsız davranması gerekirken, AK Parti’nin propaganda birimi gibi hareket ediyor.”
Bugün de Alican Uludağ, bu tür operasyon ve soruşturmalarda ‘gizlilik kararı’ ilkesinin çiğnenmesini, iktidara yakınlığıyla bilinen bazı gazeteciler ve kamuya mal olmuş bazı isimlerin, CHP'li belediyelere yönelik operasyonlardan günler önce haberdar olmasını eleştirdi, haklı olarak…
Gazeteci Alican Uludağ’ın, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım özetle şöyle;
“Size, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda "bağımsız" ve "tarafsız" olma görevi verilen yargı teşkilatının CHP'li belediyelere yönelik dosyaları, doğrudan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'na bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'ne sızdırılması ve DMM'in de bu bilgileri CHP aleyhinde nasıl "kara propaganda" amaçlı kullanması olayını anlatacağım.
Hatırlıyor musunuz? Türkiye'de soruşturmaya da konu olan Batı Çalışma Grubu (BÇG) vardı. 28 Şubat döneminde Genelkurmay Başkanlığı'nın kurup dönemin Erbakan hükümetine karşı kullanıldığı belirtilen "BÇG."
BÇG'nin temel bir görevi de Erbakan hükümeti aleyhinde basında haberler yapılmasını sağlamaktı. Bunun için yargı dosyaları da kullanılıyordu.
O BÇG tarih oldu ama şimdi DMM geldi.
Henüz daha kamuoyu, operasyonun detaylarını bilmiyorken, iktidara yakın gazete ve televizyonların yöneticilerine haber şeklinde bir "bilgi notu" geldi.
Bu bilgi notu, "Soru-Cevaplarla Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne Yönelik Konser Soruşturması. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde Skandal İddialar: 759 Milyonluk Konser Harcaması, 154 Milyonluk Kamu Zararı" başlığını taşıyordu. Haberin devamında, 9 ayrı "soru" yazılmış ve altına "cevap" olarak konser ihalelerinde nasıl "yolsuzluk" yaptığı anlatılıyordu.
Aslında, soruşturmanın detayları, "hap gibi" habere çevrilmişti. İktidar yandaşı gazetecilerin yorulması istenmiyordu.
Konuyu araştırdığımda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın basını bilgilendirmek için oluşturduğu bir whatsapp grubundaki bir numara dikkat çekiciydi. Bu numara, Süleyman Soylu'nun İçişleri Bakanlığı dönemindeki basın danışmanından başkası değildi.
Süleyman Soylu'nun basın danışmanı, DMM'de işe girmiş. O da yetmemiş, Ankara Başsavcılığı'nın basın grubuna kendisini eklettirmiş. Kimse de dememiş, burası basın grubu, DMM yetkilisinin ne işi var? Yargımız bağımsız sonuçta…
Bu durum, Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik düzenlenen ve Melih Gökçek'in herkesten önce işaretini verdiği operasyon bilgilerinin, savcılık tarafından CHP aleyhinde kullanılması için DMM'ye gönderildiğini net olarak ortaya çıkarıyor.
DMM şu sorulara yanıt vermeli;
Dezenformasyonla Mücadele Merkezi hangi yasal dayanağa göre faaliyet yürütüyor; personel çalıştırıyor, maaş veriliyor?
Hangi yetkiyle bağımsız ve tarafsız yargının soruşturmalarının içeriğinden bilgiler alarak CHP aleyhinde habere dönüştürüyorsunuz?
Ya Anayasal olarak bağımsız ve tarafsız olması gereken yargı mensupları! Sizler hangi sıfatla elinizdeki gizli soruşturma dosyalarının bilgilerini, yürütme organının bir kuruluşuna gönderiyorsunuz?
Yargı Saray'ın arka bahçesi mi?”