DİNİMİZ gülümsemeye, tebessüme ve karşımızdaki insanlara karşı her daim güler yüzlü olmaya çok önem verir.

Zira, “gülümsemek” diye bir kelime yazdığımda Google amcaya şu ibare çıkıyor karşımıza;

“Gülümsemek, güler yüzlü olmak ve az gülmek sünnettir. Bunlarda sadaka sevabı vardır. Bunlar kalbe hayat verir. Ruha huzur verir. İnsanları kaynaştırır, insanlar arasında güven, sıcaklık ve yakınlaşma meydana getirir...”

Fakat gel gelelim ki, insanımızın yüzü, yıllardır tebessüm etmeyi unutmuş gibi... Şöyle çarşı pazara daldığınızda, “belli etmeden” insanların yüzlerini inceleyin; ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız.

Çoğunun yüzünde bir karamsarlık, bir telaş, bir huzursuzluk hâkim...

Hani bazen düşünceli bir gördüğümüz bir dostumuza, “Karadeniz’de gemilerin mi battı?” diye takılırız ya... İşte o hesap...

Karadeniz’de gemiler batmamışsa da, çoğumuzun yüzünde, zorlu hayat şartlarının verdiği bir ürperti dolaşıyor! İnsanoğlunu ümitsizliğe, çaresizliğe sevk eden ne varsa, hepsi mevcut!

AKYAZI’NIN PAZARI!

Aslında insanların yüzüne baktığımızda, yaşamları konusunda mutlaka bir fikir elde edebiliriz. Bu aslında insanların, yaşam karşısında maruz kaldıkları zorlukların ve çaresizliklerin bir yansımasıdır.

Çarşamba günleri Akyazı’nın pazarıdır... Akyazı’mızın 40’ın üzerinde mahalle ve köyü olduğu için de bu Pazar günleri çok kalabalık oluyor. Öyle ki, insanlar pazar tezgâhlarında sırt sırta alış-veriş yapmak zorunda kalıyor.

Aslında Akyazı Belediyesi’ne düşen, artık yetersiz kalan Pazar Yeri’ni biraz daha genişletmek, insanlara rahat bir dolaşım alanı sunmak olmalıdır...

Bunu, Sayın Bilal Soykan başkanlığındaki belediye yönetiminden bekliyoruz. Hem araç park yerleri, hem de kurulan tezgâhların alanı son derece yetersiz konumda... İnsanlar, araçlarını pazarın çok uzağına koyuyor, aldıkları sebze ve meyveleri ta oralara kadar taşımak zorunda kalıyorlar.

PAZARDAN GÖZLEMLERİM

Yazının girişinde “tebessüm sadakadır” dedik ya; işte biraz da bu amaçla dolaşıyorum pazar tezgâhlarını... Ve bu amaçla gizliden gözlüyorum insanların yüzünü... Gördüğüm yüzlerin mübalağasız %90’ı karamsar.

Gülen, ya da tebessüm eden insan tipine rast gelmek pek zor!

Oysa böyle mi olmalıydı?

Pazar esnafı, istenen bir malı poşetlere doldururken, aslında müşteri rahatlıkla arkasını dönmeli, bir sonraki ihtiyaç için başka tezgâh aramalı değil mi?

Ama ne mümkün! Eğer siz bir malı talep ederken arkanızı dönmüşseniz, bilin ki, sebzenin ya da meyvenin en çürükleri, en işe yaramazları poşetinize doldurulmuştur.

Test edildi, onaylandı... Siz de aynısını yapın ve olanları izleyin...

İnsanımızın suratı asık... Çünkü hayat şartları zor... Diyelim bu zorlukları aştınız, bu defa da sağlıklı mal almak zor! Hepsi diyemeyeceğim ama esnafımızın çoğunluğu böyle... Her biri de “elimdeki eski ve ömrü bitmiş malı yenilerinin içine nasıl karıştırırım” hesabında...

HAMASETTE ÜZERİMİZE YOK!

Aslında iyi ve dürüst insan olmak bir Müslümanın olmazsa olmazıdır... Hocalarımız, gırtlağını patlatırcasına Cuma Hutbelerinde anlatıyor dinimizin inceliklerini...

Kuzu kuzu dinliyoruz, lakin camiden çıkınca yine bildiğimizi yapıyoruz...

Hatalı tartanlar... Çürük sebze ve meyveyi çaktırmadan poşetlere dolduranlar... Trafikte, okulda, kaldırımda ve her alanda birbirini kovalayan yanlışlıklar zinciri...

Bu yanlışlıklar o kadar yoğunlaşıyor ki, sonunda “olması gerekenin” bu olduğuna inanıyor, öyle davranmaya başlıyoruz...

Çok çalışan öğrenciye “inek” yakıştırması yapıldığı gibi, dürüst olan insanlara da “neslinin son örneği” gözüyle bakıyoruz...

Durum öyle olunca da, son derece basit ve zaten olması gereken bir davranışı “fair-palay” ile ödüllendiriyoruz.

Bu yanlış davranışlarını ve şark kurnazlığını bir gayrimüslimde göremezsiniz... Onların dünyası aldatma üzerine kurulu değildir çünkü.

Ezcümle her türlü naneyi yedikten sonra, “Avrupa bizi kıskanıyor” diye, çamuru yine başkalarına atarak rahatlama yolu seçiyoruz.

Şartlar ve manzara aynen budur... Haydi bütün bu olanlar karşısında gel de “tebessüm” et bakalım...

******************************

ANLAMLI SÖZ

“Tebessüm, kana en hızlı karışan ilaçtır...”

CHARLİE CIHAPLİN